bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- odanın içine baykuş girmesi9
- yeni parti39
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- parmak patates vs elma dilim patates7
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- en güzel sevişme13
- soğan salatası6
- nervio35
- gece yatağın altından uzanan el5
- cinleri olan sözlük kızı5
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- güne bir şarkı bırak14
- türkler barbar ve köpektir7
- iştahın kapanması7
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- cin mısır kabilesi5
- bu koyden olsam ne olacak18
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- velvet53
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- enayimiknatisii10
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak3
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip
utangaç bir tavırla rektör'ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından
fırlayarak önlerini kesti. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların
Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. işte bu imkansızdı.
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.
Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı.
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi. Sekreter sesini çıkarmadan
masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter,
dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa
gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.
Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce
bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.
Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam"
dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner."
"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın. "Anıt değil. Belki, Harvard'a
bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar
fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan
fazlasına çıktı."
Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan
kurtulabilirdi. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektör'ün yüzü karmakarışıktı. Yaşlı adam başıyla onayladı.
Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya,
Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için
onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.
utangaç bir tavırla rektör'ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından
fırlayarak önlerini kesti. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların
Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. işte bu imkansızdı.
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.
Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı.
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi. Sekreter sesini çıkarmadan
masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter,
dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa
gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.
Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce
bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.
Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam"
dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner."
"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın. "Anıt değil. Belki, Harvard'a
bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar
fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan
fazlasına çıktı."
Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan
kurtulabilirdi. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektör'ün yüzü karmakarışıktı. Yaşlı adam başıyla onayladı.
Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya,
Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için
onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar