bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu50
- fatma betül sayan kaya18
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- iyi menemenin sırrı20
- fatma betülüm yapmaz5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı3
- her sorunun çözümü2
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü2
- haram para2
- fon vurgunu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- murat ünalmış2
- beşiktaş6
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- boğaz ağrısı4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- kötüye bir şey olmaz5
- sözlüğün yeni tasarımı14
- aşk11
- muslettin amca23
- işe gitmeye üşenmek2
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı10
- uyudunuz mu4
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- sabahları nefret edilen şeyler4
- gece gelen açlık7
- hayatın anlamı ne7
- alexander nübel7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- gülşen in memeleri14
- yeraltı varlıkları7
- sigara içmek8
- aşk bir yemek olsaydı8
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- sözlüğe ne oldu5
- nervio43
- hamas denince akla gelenler11
- mehmet şimşek5
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
Yazarla okurun
arasında
aracılar durur,
ve aracının
zevki
en ortalamadır.
Aracılar ordusunun
bu ortalama zevkinden
hem eleştiri
hem düzelti
binlercedir.
Sen
ne dersen
de
Aracı gene
bildiğini
okur:
"Ben
başka
bir insanım.
Nadson'un
şiirlerini
şimdiki gibi anımsıyorum...
işçiler
kısa dizeleri
sevmiyor.
Ama Aseyev
aracılara
hâlâ sövüyor.
Ya noktalama imleri?
Bir nokta
sanki bir ben.
Siz
nokta ekerek
şiirleri süslüyorsunuz.
Yoldaş Mayakovski,
yambla yazsaydınız,
size her dize için
yirmi kuruş fazla öderdim."
Eleştirmen
on milyonların
bu iki temsilcisinin
yanından geçerken duygulandı.
Hiç bir ayrıcalıkları yoktur
et ve kemik...
insan insandır!
Ama akşam oturup
çay içerken övünür durur:
"Ben
bu işçi sınıfını
iyi tanırım.
Suskunluğunun
nedenini bilir
ruhunu okurum.
Ne bozulur,
ne umutsuzluğa düşer.
Böyle bir sınıftan
kim okunabilir?
Yalnızca Gogol,
yalnızca klasikler.
Köylüler mi?
onlar da aynı,
hiç bir ayrımı yok.
Şimdiki gibi anımsıyorum.
ilkyazdı, yazlıktaydı..."
Bizdeki yazarların
böyle boşboğazları
kitlelerin
sık sık
beynini bulandırıyor.
Ve devrim öncesinin
söz
fırça
ve keski sanatının
bir sürü örnekleri dolaşıp duruyor
ve aydın yetenekler
kitlelere akıyor.
Düşler,
güller
ve gitar sesleri.
Ben korkudan benzi uçmuş
yazarlardan
yoksul şiirlerinden
yakınmayı
artık bırakmalarını
rica ediyorum.
O böyle
birkaç
bayatlamış masalı,
saatlerce anlatır
açıklar,
bu umutsuz aydın
her şeyde bir kusur bulur:
"işçiler ve köylüler
sizi anlamıyorlar" der.
Yazar
suçlu suçlu
boynunu büker.
Ama bu
en etkili eleştirmen
köylüyü
ilk kez
savaştan önce,
yazlıkta
et
alırken gördü.
işçileriyse,
bundan daha az.
ikisini birlikte
bir su baskınında
tesadüfen gördü.
Bir köprüden
çevreye,
taşan sulara,
yüzen buzlara
bakıyorlardı.
Çünkü yönetici sınıf
artık sanattan da
en az sizin kadar
anlıyor
Sen kitlelere
yüksek kültürü
götür!
Böylesini ve benzerlerini.
Size de,
bana da,
köylülere de,
işçilere de
iyi kitap gerekli,
çünkü iyi kitap
anlaşılır. *
arasında
aracılar durur,
ve aracının
zevki
en ortalamadır.
Aracılar ordusunun
bu ortalama zevkinden
hem eleştiri
hem düzelti
binlercedir.
Sen
ne dersen
de
Aracı gene
bildiğini
okur:
"Ben
başka
bir insanım.
Nadson'un
şiirlerini
şimdiki gibi anımsıyorum...
işçiler
kısa dizeleri
sevmiyor.
Ama Aseyev
aracılara
hâlâ sövüyor.
Ya noktalama imleri?
Bir nokta
sanki bir ben.
Siz
nokta ekerek
şiirleri süslüyorsunuz.
Yoldaş Mayakovski,
yambla yazsaydınız,
size her dize için
yirmi kuruş fazla öderdim."
Eleştirmen
on milyonların
bu iki temsilcisinin
yanından geçerken duygulandı.
Hiç bir ayrıcalıkları yoktur
et ve kemik...
insan insandır!
Ama akşam oturup
çay içerken övünür durur:
"Ben
bu işçi sınıfını
iyi tanırım.
Suskunluğunun
nedenini bilir
ruhunu okurum.
Ne bozulur,
ne umutsuzluğa düşer.
Böyle bir sınıftan
kim okunabilir?
Yalnızca Gogol,
yalnızca klasikler.
Köylüler mi?
onlar da aynı,
hiç bir ayrımı yok.
Şimdiki gibi anımsıyorum.
ilkyazdı, yazlıktaydı..."
Bizdeki yazarların
böyle boşboğazları
kitlelerin
sık sık
beynini bulandırıyor.
Ve devrim öncesinin
söz
fırça
ve keski sanatının
bir sürü örnekleri dolaşıp duruyor
ve aydın yetenekler
kitlelere akıyor.
Düşler,
güller
ve gitar sesleri.
Ben korkudan benzi uçmuş
yazarlardan
yoksul şiirlerinden
yakınmayı
artık bırakmalarını
rica ediyorum.
O böyle
birkaç
bayatlamış masalı,
saatlerce anlatır
açıklar,
bu umutsuz aydın
her şeyde bir kusur bulur:
"işçiler ve köylüler
sizi anlamıyorlar" der.
Yazar
suçlu suçlu
boynunu büker.
Ama bu
en etkili eleştirmen
köylüyü
ilk kez
savaştan önce,
yazlıkta
et
alırken gördü.
işçileriyse,
bundan daha az.
ikisini birlikte
bir su baskınında
tesadüfen gördü.
Bir köprüden
çevreye,
taşan sulara,
yüzen buzlara
bakıyorlardı.
Çünkü yönetici sınıf
artık sanattan da
en az sizin kadar
anlıyor
Sen kitlelere
yüksek kültürü
götür!
Böylesini ve benzerlerini.
Size de,
bana da,
köylülere de,
işçilere de
iyi kitap gerekli,
çünkü iyi kitap
anlaşılır. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar