bugün
- fusya semsiyeli yabanci17
- 195 kaslı pilot16
- nervio için nasihat yazısı4
- arkadaşlar çok kırıcısınız3
- mesih inananları kurtarmaya gelecek5
- rtük ün evlendirme programlarını yasaklaması6
- kendin hakkında bir entry bırak8
- apo'nun villası11
- kore savaşı4
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- 0 0 7 için nasihat yazısı4
- treni beklemek yerine ilk trene binmek2
- hasan atilla uğur12
- sinek as'a parfüm önerileri5
- küs kalamayan insanlar2
- erkekler neden evlenmek ister15
- diablo 56
- hoşgeldin kocacığım7
- ikinci selim2
- tom barrack7
- para yok huzur var11
- date'e çıkmak isteyen burnunu yaptırmış kız3
- gs sarısı ile gs kırmızısını karıştırmak3
- arwen4
- kürdü sevin21
- hangi sözlük kızısın10
- rad suresi 26 ayet4
- dede tavsiyeleri6
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- yazarların ruh hali2
- uludağ sözlük evreni3
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız5
- müslüman bir millet olmamız2
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- anadoludaki belediyeye dönmüş üniversiteler2
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı18
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- gecenin geç saatlerinde entry girmek3
- çomartokrasi4
- spor yaparken tayt giymenin asıl amacı5
- silvermist yazare2
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek6
- adananın görseli2
- saddam hüseyin9
- günün sözü11
- seninle şöyle olabildik6
- günlük 200 liraya çalışmak2
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın5
odatv yazarlarından okan irketi'ye göre acilen görevinden alınması ve derhal yargılanması gereken akp yanlısı anayasa mahkemesi raportörü. okan irketi'nin yazısı şöyle:
Siyasi ve hukuki düşünceler tarihinde demokrasiyi ve anayasayı Anayasa Mahkemeleri gibi çeşitli kurumlarla korumak düşüncesi, Alman ve italyan faşizmlerine yönelik bir tepkinin ifadesi kabul edilir. Bu nedenle Anayasa Mahkemeleri kurulması düşüncesine Avrupa'da anayasayı faşizmden koruma fikri damgasını vurmuştur.
Tam da bu yüzden, bir SS subayı anayasanın varlığına ve kurallarına karşı çıktığında, onu faşist olmakla itham ederiz. Anayasayı korumakla görevli bir mahkemenin kurulmasına karşı çıkan bir insanı da çağdaş bir Goebbels olarak düşünürüz. Peki, Anayasa Mahkemesi'nin kararının "yok hükmünde sayılması gerektiğini" iddia eden bir Anayasa Mahkemesi raportörünü ne olarak adlandırmalıyız?
10 Haziran tarihinde NTV'nin canlı yayınına katılan raportör Osman Can, Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen Anayasa/AKP paketi üzerine düşüncelerini dile getirirken şu cümleleri kullanmıştı: "Yüksek Mahkeme'nin anayasa değişikliği paketindeki bazı maddeleri iptal etmesi halinde bu kararı yok hükmünde olacaktır. Hükümet, söz konusu maddelerin iptal edilmesi halinde, bu hukuksuz kararı kaale almadan, iptal edilen maddeler de dahil olmak üzere paketi bir bütün halinde referanduma sunmalıdır." Diğer bir deyişle, Osman Can AKP'ye fiilen anayasayı uygulamamasını, anayasadan aldığı yetkiyi kullanan bir kurumu * hükümet gücünü kullanarak ilga etmesini öneriyordu.
Hatta daha da ileri gidiyor ve düşüncelerini netleştirmek adına yaptığı ikinci açıklamasında anayasal düzeni koruyan Anayasa Mahkemesi'ni ve üyelerini, anayasal düzeni cebren ortadan kaldırmak isteyen Talat Aydemir ile özdeşleştiriyordu: "5 general darbe yapar, TBMM bunu kabul ederse yeni bir hukuki durum doğar, parlamento tutumunu net biçimde ortaya koymalı. O zaman Talat Aydemir sonucu ortaya çıkar." "Talat Aydemir sonucu" ise şundan ibarettir: idam! Talat Aydemir ve Fethi Gürcan, 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 tarihinde Harbiyeliler ile birlikte ayaklanmalarının ardından asılmışlardı. Osman Can, Anayasa Mahkemesi üyelerine de benzer bir son mu düşünmektedir? O halde, Can'ın söylediklerinden çıkan, bir savaş ilanıdır. Görünen o ki, Osman Can, Anayasa Mahkemesi üyelerini Sultanahmet'te çınar ağaçlarında asılı görmek istemektedir.
Osman Can'ın yargı çevrelerinde tepki toplayan ilk açıklamasından çok daha sert bir ikinci açıklama yaptığı ortadadır. Bu, anayasal düzene yönelik fiili bir savaş ilanıdır. Bu nedenle kendisine Türk Ceza Kanunu'nun anayasal düzeni cebren ilga etme ya da buna teşvik etme ile ilgili maddelerini hatırlatma gereği duyuyoruz. Böylelikle, bir kez dahi okumadığı Türk Ceza Kanunu'nun birkaç maddesini öğreneceğini umuyoruz. Osman Can açıklamalarıyla, Ceza Kanunu'nun 309. Maddesi kapsamındaki suçu işlemeye teşvik etmektedir. TCK'nın 309. Maddesi'nin ilk fıkrası şöyledir: "Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar." Osman Can'ın suçu mevcut anayasal düzeni hükümet gücü kullanarak cebren yıkmaya teşvik suçuna girmektedir. Bu nedenle TCK'nın 214. Maddesi kapsamında yer almaktadır. 214. Madde'ye göre, suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Tahrik konusu suçun işlenmesi halinde ise, tahrik eden kişinin suça azmettiren sıfatıyla cezalandırılması gerekmektedir. Başka deyişle, hükümetin Osman Can'ın önerisini kabul etmesi ve Anayasa Mahkemesi kararını yok hükmünde sayması halinde, Osman Can'a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmek zorundadır.
Türk Ceza Kanunu, raportör Osman Can'ı anayasal düzeni ilgaya teşvik ile itham etmektedir. Peki, anayasal düzeni korumakla yükümlü savcılar Osman Can'ı itham etmekte midir? Mesele budur!
Ve suçluyor muyuz? Kesinlikle!
Tarihte SS subayları nasıl suçlandılarsa, Gestapo üyeleri nasıl suçlandılarsa, yine öyle! Çağdaş SS subaylarının olmadığı bir düzen özlemiyle...
http://www.odatv.com/n.ph...i-yargilanacak-1406101200
Siyasi ve hukuki düşünceler tarihinde demokrasiyi ve anayasayı Anayasa Mahkemeleri gibi çeşitli kurumlarla korumak düşüncesi, Alman ve italyan faşizmlerine yönelik bir tepkinin ifadesi kabul edilir. Bu nedenle Anayasa Mahkemeleri kurulması düşüncesine Avrupa'da anayasayı faşizmden koruma fikri damgasını vurmuştur.
Tam da bu yüzden, bir SS subayı anayasanın varlığına ve kurallarına karşı çıktığında, onu faşist olmakla itham ederiz. Anayasayı korumakla görevli bir mahkemenin kurulmasına karşı çıkan bir insanı da çağdaş bir Goebbels olarak düşünürüz. Peki, Anayasa Mahkemesi'nin kararının "yok hükmünde sayılması gerektiğini" iddia eden bir Anayasa Mahkemesi raportörünü ne olarak adlandırmalıyız?
10 Haziran tarihinde NTV'nin canlı yayınına katılan raportör Osman Can, Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen Anayasa/AKP paketi üzerine düşüncelerini dile getirirken şu cümleleri kullanmıştı: "Yüksek Mahkeme'nin anayasa değişikliği paketindeki bazı maddeleri iptal etmesi halinde bu kararı yok hükmünde olacaktır. Hükümet, söz konusu maddelerin iptal edilmesi halinde, bu hukuksuz kararı kaale almadan, iptal edilen maddeler de dahil olmak üzere paketi bir bütün halinde referanduma sunmalıdır." Diğer bir deyişle, Osman Can AKP'ye fiilen anayasayı uygulamamasını, anayasadan aldığı yetkiyi kullanan bir kurumu * hükümet gücünü kullanarak ilga etmesini öneriyordu.
Hatta daha da ileri gidiyor ve düşüncelerini netleştirmek adına yaptığı ikinci açıklamasında anayasal düzeni koruyan Anayasa Mahkemesi'ni ve üyelerini, anayasal düzeni cebren ortadan kaldırmak isteyen Talat Aydemir ile özdeşleştiriyordu: "5 general darbe yapar, TBMM bunu kabul ederse yeni bir hukuki durum doğar, parlamento tutumunu net biçimde ortaya koymalı. O zaman Talat Aydemir sonucu ortaya çıkar." "Talat Aydemir sonucu" ise şundan ibarettir: idam! Talat Aydemir ve Fethi Gürcan, 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 tarihinde Harbiyeliler ile birlikte ayaklanmalarının ardından asılmışlardı. Osman Can, Anayasa Mahkemesi üyelerine de benzer bir son mu düşünmektedir? O halde, Can'ın söylediklerinden çıkan, bir savaş ilanıdır. Görünen o ki, Osman Can, Anayasa Mahkemesi üyelerini Sultanahmet'te çınar ağaçlarında asılı görmek istemektedir.
Osman Can'ın yargı çevrelerinde tepki toplayan ilk açıklamasından çok daha sert bir ikinci açıklama yaptığı ortadadır. Bu, anayasal düzene yönelik fiili bir savaş ilanıdır. Bu nedenle kendisine Türk Ceza Kanunu'nun anayasal düzeni cebren ilga etme ya da buna teşvik etme ile ilgili maddelerini hatırlatma gereği duyuyoruz. Böylelikle, bir kez dahi okumadığı Türk Ceza Kanunu'nun birkaç maddesini öğreneceğini umuyoruz. Osman Can açıklamalarıyla, Ceza Kanunu'nun 309. Maddesi kapsamındaki suçu işlemeye teşvik etmektedir. TCK'nın 309. Maddesi'nin ilk fıkrası şöyledir: "Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar." Osman Can'ın suçu mevcut anayasal düzeni hükümet gücü kullanarak cebren yıkmaya teşvik suçuna girmektedir. Bu nedenle TCK'nın 214. Maddesi kapsamında yer almaktadır. 214. Madde'ye göre, suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Tahrik konusu suçun işlenmesi halinde ise, tahrik eden kişinin suça azmettiren sıfatıyla cezalandırılması gerekmektedir. Başka deyişle, hükümetin Osman Can'ın önerisini kabul etmesi ve Anayasa Mahkemesi kararını yok hükmünde sayması halinde, Osman Can'a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmek zorundadır.
Türk Ceza Kanunu, raportör Osman Can'ı anayasal düzeni ilgaya teşvik ile itham etmektedir. Peki, anayasal düzeni korumakla yükümlü savcılar Osman Can'ı itham etmekte midir? Mesele budur!
Ve suçluyor muyuz? Kesinlikle!
Tarihte SS subayları nasıl suçlandılarsa, Gestapo üyeleri nasıl suçlandılarsa, yine öyle! Çağdaş SS subaylarının olmadığı bir düzen özlemiyle...
http://www.odatv.com/n.ph...i-yargilanacak-1406101200
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar