bugün
- nervionun mavi gözleri12
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması12
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı6
- kolye142
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı7
- 900000 tlye otomatik vites araba önerileri3
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi4
- durduk yere sinirlenmek3
- diksiyon2
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü4
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- beyaz önlük altından yayılan dişçi öfkesi3
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- 17 ekim 2026 fransa olayları2
- bu kupon tutar mı sorunsalı3
- etek tıraşı2
- bira sigara cips ve radyo dörtlüsü3
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- yazılımcıların flört ederken kullandığı dil3
- sineklikle sinek öldürmek2
- otobüse binip bakanlığın önünde inmek2
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak2
- mesihin inişi4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- fransa11
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- bik bik'in kraliçe olması10
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
- hayrına karpuz dağıtmak4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- ayağı olan kadının amacı4
- cep telefonu22
- üst yaşam pilici memesi2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- türk esnafı4
- sarı tekerin yazar olamaması8
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- nokia20
- danyal peygamber in mezarından yayılan güzel koku2
- doğu türkistan4
- usualsuspects'in ayağı6
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
Pek çok başlıkta olduğu gibi, burada da hatalı bilgiler bulunmakta. Düzeltilmelidir.
ilk olarak AIDS bir virüs değildir. Aslında teknik olarak bir hastalık denebilir de denmeyebilir de. AIDS bir olgudur, bir durumdur, bir sendromdur. Ölümcül sonuçları olan bir sendromdur. ingilizcesi "Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan, baş harflerin kısaltması AIDS olmaktadır. Türkçesi "Sonradan Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" olmaktadır.
Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromuna (AIDS)neden olan şey bir virüstür. HIV açılımı Human Immunodeficiency Virus (türkçe: insan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) olup, insan akyuvarlarına saldırmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler bir süre sonra görevini yapamaz hale gelince, diğer fırsatçı hastalaıklara bağlı olarak insan ölmektedir. AIDS hastalarının en yaygın ölüm sebepleri arasında zature ve kanser gelmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri, kanserli dokuları imha ettiğinden, normalde belki de hiç farketmeyeceğimiz habis gene sahip bir hücre, ya da sıradan bir akciğer bakterisi, süratle çoğalmakta ve bizi öldürebilmektedir. HIV genetik olarak iki varyasyona sahiptir.
AIDS ilk olarak kayıtlara Belçika Kongo'sunda yaşamış bir kişide tespit edilmiştir. Bu kişi 1959'da ölmesine rağmen, döenminde tanımlanamayan semptomların tipik bir AIDS vakasına benzemesi nedeniyle, durum 1990'larda incelemeye alınmıştır. Hastanede ölen kişinin alınan doku örnekleri daha sonra incelenmiş ve 1998 yılında bu kişinin HIV pozifif olduğu ispatlanmıştır.
Başka bir eski vaka ise 1961'de Batı Afrika'da uzun yolculuk yapmis Norveçli bir gemici bağışıklık yetersizligi ile 1966 yılında ölmesidir. Bu kişinin karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple ölmüştü. Eldeki saklanmış kan örneklerinin daha sonra incelenmesi sonucunda ölüm sebebinin AIDS olduğu anlaşılmıştır.
1981 yılna kadar kayıtlara geçmiş birkaç vakaa daha vardır. Ancak bu sendroma isim verilmesine sebep olan ve "0" hastası tabir edilen kişi, 1981'de Kaliforniya Üniversitesi'nde Pneumocystis carinii tanısı tedavi edilen bir eşcinsel ve meslek olarak denizci olan hastadır. CD4 T hücrelerinin (yardımcı T hücreleri) eksikliği tespit edilmişti. Bu kişinin hastalığı nasıl kapmış olabileceği sorulduğunda, ABD'nin 200. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde ve 1976 yılında, New York Limanına dünyanın dört bir yanından gelen gemicilerden birisinden kaptığına inanmaktadır. 1982'de hastalığa AIDS ismini verdi. 1983 yılında ise (daha sonra HIV ismi verilecek olan)bu sendromun bir retrovirüsten kaynakladığı bulundu.
AIDS hastalığının ilk başlarda eşcinseller arasında hızla yayılması, bir gay hastalığı olduğu kanısına yol açmıştır. Oysa HIV, Hepatit B virüsünden daha kolay bulaşmamaktadır. Ancak eşcinsel topluluklarda istenmeyen gebeliğe karşı önlem olarak prezervatif kullanılmamasından ve sık eş değiştirme alışkanlığına sahip bir sosyal topluluk olmalarından, AIDS çok hızlı biçimde yayılmıştır. Ayrıca, eşcinsellerin anal ilişkide bulunması, bu tür ilişkide makat ve barsakta gözle görülen veya görülemyen kanamalar olabilmesi, virüsün son derece kolayca, hızlıca ve sayıca bol miktarda bulaşmasına yol açmıştır. Ancak AIDS sebebi olan (bkz: HIV), sadece cinsel ilişki yoluyla bulaşmamaktadır. Kan, sperm, vajinal sıvılar, hatta belirli bir oranda tükürükte dahi bulunan virüs, HIV pozitif birinin tükrüğünün, partnerinin kanına karışması sonucu enfeksiyona yol açabileceği ifade edilmektedir. Öte yandan, kanamaya yol açmayan, mukozada tahrişe sebep vermeyen öpüşme eyleminde ya da oral sekste bulaşıcılığın tehlikeli olmayabileceği ifade edilmektedir; ancak 100% bir kesinlik ileri sürülemez, çünkü gözle görülmeyen mikro kanama ve çatlaklar söz konusu olabilir.
HIV ayrıca, diş hekimleri başta olamk üzere kullanılan her türlü cerrahi aletten, enjektör paylamşımından (bu sebeple damardan uyuşturucu kullananlar risk grubudur), organ ve kan ürünleri naklinden ve anneden bebeğe bulaşmaktadır.
Yapılan genet,k çalışmalar göstermektedir ki: Beyaz ırktan gelen insanların %10'u HIV virüsünden doğal olarak ve doğuştan bağışıktır. Bunun sebebi, beyaz ırkta bulunan bir gen mutasyonudur (evrim olgusuna bir destek daha). Bu gen mutasyonu siyah ırkta bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, HIV virüsü kapan insanların %10 hasta olmuyor ve hatta bunu farkına dahi varmıyor. Bu durum, Afrika kıtasında son derece yaygın olan AIDS hastalığının sıklığını ve HIV enfekte toplumun son derece yüksek oranlara sahip olmasını açıklar pek çok sebepten biridir.
Ek sıkmak, yokalaşmak, yaklaşmak, aynı havayı solumak, aynı tuvaleti kullanmak gibi sebeplerden HIV bulaşmaz. Dikkat edilmesi gereken tek nokta, kan temasından veya açık yara üzerinden kan teması olabilecek bir durumdan kaçınmaktır.
ilk olarak AIDS bir virüs değildir. Aslında teknik olarak bir hastalık denebilir de denmeyebilir de. AIDS bir olgudur, bir durumdur, bir sendromdur. Ölümcül sonuçları olan bir sendromdur. ingilizcesi "Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan, baş harflerin kısaltması AIDS olmaktadır. Türkçesi "Sonradan Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" olmaktadır.
Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromuna (AIDS)neden olan şey bir virüstür. HIV açılımı Human Immunodeficiency Virus (türkçe: insan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) olup, insan akyuvarlarına saldırmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler bir süre sonra görevini yapamaz hale gelince, diğer fırsatçı hastalaıklara bağlı olarak insan ölmektedir. AIDS hastalarının en yaygın ölüm sebepleri arasında zature ve kanser gelmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri, kanserli dokuları imha ettiğinden, normalde belki de hiç farketmeyeceğimiz habis gene sahip bir hücre, ya da sıradan bir akciğer bakterisi, süratle çoğalmakta ve bizi öldürebilmektedir. HIV genetik olarak iki varyasyona sahiptir.
AIDS ilk olarak kayıtlara Belçika Kongo'sunda yaşamış bir kişide tespit edilmiştir. Bu kişi 1959'da ölmesine rağmen, döenminde tanımlanamayan semptomların tipik bir AIDS vakasına benzemesi nedeniyle, durum 1990'larda incelemeye alınmıştır. Hastanede ölen kişinin alınan doku örnekleri daha sonra incelenmiş ve 1998 yılında bu kişinin HIV pozifif olduğu ispatlanmıştır.
Başka bir eski vaka ise 1961'de Batı Afrika'da uzun yolculuk yapmis Norveçli bir gemici bağışıklık yetersizligi ile 1966 yılında ölmesidir. Bu kişinin karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple ölmüştü. Eldeki saklanmış kan örneklerinin daha sonra incelenmesi sonucunda ölüm sebebinin AIDS olduğu anlaşılmıştır.
1981 yılna kadar kayıtlara geçmiş birkaç vakaa daha vardır. Ancak bu sendroma isim verilmesine sebep olan ve "0" hastası tabir edilen kişi, 1981'de Kaliforniya Üniversitesi'nde Pneumocystis carinii tanısı tedavi edilen bir eşcinsel ve meslek olarak denizci olan hastadır. CD4 T hücrelerinin (yardımcı T hücreleri) eksikliği tespit edilmişti. Bu kişinin hastalığı nasıl kapmış olabileceği sorulduğunda, ABD'nin 200. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde ve 1976 yılında, New York Limanına dünyanın dört bir yanından gelen gemicilerden birisinden kaptığına inanmaktadır. 1982'de hastalığa AIDS ismini verdi. 1983 yılında ise (daha sonra HIV ismi verilecek olan)bu sendromun bir retrovirüsten kaynakladığı bulundu.
AIDS hastalığının ilk başlarda eşcinseller arasında hızla yayılması, bir gay hastalığı olduğu kanısına yol açmıştır. Oysa HIV, Hepatit B virüsünden daha kolay bulaşmamaktadır. Ancak eşcinsel topluluklarda istenmeyen gebeliğe karşı önlem olarak prezervatif kullanılmamasından ve sık eş değiştirme alışkanlığına sahip bir sosyal topluluk olmalarından, AIDS çok hızlı biçimde yayılmıştır. Ayrıca, eşcinsellerin anal ilişkide bulunması, bu tür ilişkide makat ve barsakta gözle görülen veya görülemyen kanamalar olabilmesi, virüsün son derece kolayca, hızlıca ve sayıca bol miktarda bulaşmasına yol açmıştır. Ancak AIDS sebebi olan (bkz: HIV), sadece cinsel ilişki yoluyla bulaşmamaktadır. Kan, sperm, vajinal sıvılar, hatta belirli bir oranda tükürükte dahi bulunan virüs, HIV pozitif birinin tükrüğünün, partnerinin kanına karışması sonucu enfeksiyona yol açabileceği ifade edilmektedir. Öte yandan, kanamaya yol açmayan, mukozada tahrişe sebep vermeyen öpüşme eyleminde ya da oral sekste bulaşıcılığın tehlikeli olmayabileceği ifade edilmektedir; ancak 100% bir kesinlik ileri sürülemez, çünkü gözle görülmeyen mikro kanama ve çatlaklar söz konusu olabilir.
HIV ayrıca, diş hekimleri başta olamk üzere kullanılan her türlü cerrahi aletten, enjektör paylamşımından (bu sebeple damardan uyuşturucu kullananlar risk grubudur), organ ve kan ürünleri naklinden ve anneden bebeğe bulaşmaktadır.
Yapılan genet,k çalışmalar göstermektedir ki: Beyaz ırktan gelen insanların %10'u HIV virüsünden doğal olarak ve doğuştan bağışıktır. Bunun sebebi, beyaz ırkta bulunan bir gen mutasyonudur (evrim olgusuna bir destek daha). Bu gen mutasyonu siyah ırkta bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, HIV virüsü kapan insanların %10 hasta olmuyor ve hatta bunu farkına dahi varmıyor. Bu durum, Afrika kıtasında son derece yaygın olan AIDS hastalığının sıklığını ve HIV enfekte toplumun son derece yüksek oranlara sahip olmasını açıklar pek çok sebepten biridir.
Ek sıkmak, yokalaşmak, yaklaşmak, aynı havayı solumak, aynı tuvaleti kullanmak gibi sebeplerden HIV bulaşmaz. Dikkat edilmesi gereken tek nokta, kan temasından veya açık yara üzerinden kan teması olabilecek bir durumdan kaçınmaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar