bugün
- silver ile evlenecek erkek41
- rica etsem beni linçler misiniz14
- ellerim bos gonlum hos29
- resmine 31 çektim de yattım3
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- nervio hamferdi10
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- sürü zekası7
- avukat sevgili8
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- simko312
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- sözlüğün toplam zekası6
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- teomancalmasur5
- ne mutlu türküm diyene3
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın3
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- katatespizartmasi16
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- parayla saadet olması18
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- ortama girince herkesin susması11
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- tuzlu kahve dizisi7
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- sarapci koala61
- korkunçlu cinli roman yazmak5
- morkstar6
- motordan düşmek6
- amedspor19
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- bilim ve din üzerine düşünceler3
- can yok olmaz sadece biçim değiştirir2
- sözlükte yapılacak en büyük hata3
- üzdüğüm herkesten özür dilerim3
- özel mesaj ifşası5
- technical debt3
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
Pek çok başlıkta olduğu gibi, burada da hatalı bilgiler bulunmakta. Düzeltilmelidir.
ilk olarak AIDS bir virüs değildir. Aslında teknik olarak bir hastalık denebilir de denmeyebilir de. AIDS bir olgudur, bir durumdur, bir sendromdur. Ölümcül sonuçları olan bir sendromdur. ingilizcesi "Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan, baş harflerin kısaltması AIDS olmaktadır. Türkçesi "Sonradan Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" olmaktadır.
Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromuna (AIDS)neden olan şey bir virüstür. HIV açılımı Human Immunodeficiency Virus (türkçe: insan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) olup, insan akyuvarlarına saldırmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler bir süre sonra görevini yapamaz hale gelince, diğer fırsatçı hastalaıklara bağlı olarak insan ölmektedir. AIDS hastalarının en yaygın ölüm sebepleri arasında zature ve kanser gelmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri, kanserli dokuları imha ettiğinden, normalde belki de hiç farketmeyeceğimiz habis gene sahip bir hücre, ya da sıradan bir akciğer bakterisi, süratle çoğalmakta ve bizi öldürebilmektedir. HIV genetik olarak iki varyasyona sahiptir.
AIDS ilk olarak kayıtlara Belçika Kongo'sunda yaşamış bir kişide tespit edilmiştir. Bu kişi 1959'da ölmesine rağmen, döenminde tanımlanamayan semptomların tipik bir AIDS vakasına benzemesi nedeniyle, durum 1990'larda incelemeye alınmıştır. Hastanede ölen kişinin alınan doku örnekleri daha sonra incelenmiş ve 1998 yılında bu kişinin HIV pozifif olduğu ispatlanmıştır.
Başka bir eski vaka ise 1961'de Batı Afrika'da uzun yolculuk yapmis Norveçli bir gemici bağışıklık yetersizligi ile 1966 yılında ölmesidir. Bu kişinin karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple ölmüştü. Eldeki saklanmış kan örneklerinin daha sonra incelenmesi sonucunda ölüm sebebinin AIDS olduğu anlaşılmıştır.
1981 yılna kadar kayıtlara geçmiş birkaç vakaa daha vardır. Ancak bu sendroma isim verilmesine sebep olan ve "0" hastası tabir edilen kişi, 1981'de Kaliforniya Üniversitesi'nde Pneumocystis carinii tanısı tedavi edilen bir eşcinsel ve meslek olarak denizci olan hastadır. CD4 T hücrelerinin (yardımcı T hücreleri) eksikliği tespit edilmişti. Bu kişinin hastalığı nasıl kapmış olabileceği sorulduğunda, ABD'nin 200. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde ve 1976 yılında, New York Limanına dünyanın dört bir yanından gelen gemicilerden birisinden kaptığına inanmaktadır. 1982'de hastalığa AIDS ismini verdi. 1983 yılında ise (daha sonra HIV ismi verilecek olan)bu sendromun bir retrovirüsten kaynakladığı bulundu.
AIDS hastalığının ilk başlarda eşcinseller arasında hızla yayılması, bir gay hastalığı olduğu kanısına yol açmıştır. Oysa HIV, Hepatit B virüsünden daha kolay bulaşmamaktadır. Ancak eşcinsel topluluklarda istenmeyen gebeliğe karşı önlem olarak prezervatif kullanılmamasından ve sık eş değiştirme alışkanlığına sahip bir sosyal topluluk olmalarından, AIDS çok hızlı biçimde yayılmıştır. Ayrıca, eşcinsellerin anal ilişkide bulunması, bu tür ilişkide makat ve barsakta gözle görülen veya görülemyen kanamalar olabilmesi, virüsün son derece kolayca, hızlıca ve sayıca bol miktarda bulaşmasına yol açmıştır. Ancak AIDS sebebi olan (bkz: HIV), sadece cinsel ilişki yoluyla bulaşmamaktadır. Kan, sperm, vajinal sıvılar, hatta belirli bir oranda tükürükte dahi bulunan virüs, HIV pozitif birinin tükrüğünün, partnerinin kanına karışması sonucu enfeksiyona yol açabileceği ifade edilmektedir. Öte yandan, kanamaya yol açmayan, mukozada tahrişe sebep vermeyen öpüşme eyleminde ya da oral sekste bulaşıcılığın tehlikeli olmayabileceği ifade edilmektedir; ancak 100% bir kesinlik ileri sürülemez, çünkü gözle görülmeyen mikro kanama ve çatlaklar söz konusu olabilir.
HIV ayrıca, diş hekimleri başta olamk üzere kullanılan her türlü cerrahi aletten, enjektör paylamşımından (bu sebeple damardan uyuşturucu kullananlar risk grubudur), organ ve kan ürünleri naklinden ve anneden bebeğe bulaşmaktadır.
Yapılan genet,k çalışmalar göstermektedir ki: Beyaz ırktan gelen insanların %10'u HIV virüsünden doğal olarak ve doğuştan bağışıktır. Bunun sebebi, beyaz ırkta bulunan bir gen mutasyonudur (evrim olgusuna bir destek daha). Bu gen mutasyonu siyah ırkta bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, HIV virüsü kapan insanların %10 hasta olmuyor ve hatta bunu farkına dahi varmıyor. Bu durum, Afrika kıtasında son derece yaygın olan AIDS hastalığının sıklığını ve HIV enfekte toplumun son derece yüksek oranlara sahip olmasını açıklar pek çok sebepten biridir.
Ek sıkmak, yokalaşmak, yaklaşmak, aynı havayı solumak, aynı tuvaleti kullanmak gibi sebeplerden HIV bulaşmaz. Dikkat edilmesi gereken tek nokta, kan temasından veya açık yara üzerinden kan teması olabilecek bir durumdan kaçınmaktır.
ilk olarak AIDS bir virüs değildir. Aslında teknik olarak bir hastalık denebilir de denmeyebilir de. AIDS bir olgudur, bir durumdur, bir sendromdur. Ölümcül sonuçları olan bir sendromdur. ingilizcesi "Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan, baş harflerin kısaltması AIDS olmaktadır. Türkçesi "Sonradan Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" olmaktadır.
Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromuna (AIDS)neden olan şey bir virüstür. HIV açılımı Human Immunodeficiency Virus (türkçe: insan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) olup, insan akyuvarlarına saldırmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler bir süre sonra görevini yapamaz hale gelince, diğer fırsatçı hastalaıklara bağlı olarak insan ölmektedir. AIDS hastalarının en yaygın ölüm sebepleri arasında zature ve kanser gelmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri, kanserli dokuları imha ettiğinden, normalde belki de hiç farketmeyeceğimiz habis gene sahip bir hücre, ya da sıradan bir akciğer bakterisi, süratle çoğalmakta ve bizi öldürebilmektedir. HIV genetik olarak iki varyasyona sahiptir.
AIDS ilk olarak kayıtlara Belçika Kongo'sunda yaşamış bir kişide tespit edilmiştir. Bu kişi 1959'da ölmesine rağmen, döenminde tanımlanamayan semptomların tipik bir AIDS vakasına benzemesi nedeniyle, durum 1990'larda incelemeye alınmıştır. Hastanede ölen kişinin alınan doku örnekleri daha sonra incelenmiş ve 1998 yılında bu kişinin HIV pozifif olduğu ispatlanmıştır.
Başka bir eski vaka ise 1961'de Batı Afrika'da uzun yolculuk yapmis Norveçli bir gemici bağışıklık yetersizligi ile 1966 yılında ölmesidir. Bu kişinin karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple ölmüştü. Eldeki saklanmış kan örneklerinin daha sonra incelenmesi sonucunda ölüm sebebinin AIDS olduğu anlaşılmıştır.
1981 yılna kadar kayıtlara geçmiş birkaç vakaa daha vardır. Ancak bu sendroma isim verilmesine sebep olan ve "0" hastası tabir edilen kişi, 1981'de Kaliforniya Üniversitesi'nde Pneumocystis carinii tanısı tedavi edilen bir eşcinsel ve meslek olarak denizci olan hastadır. CD4 T hücrelerinin (yardımcı T hücreleri) eksikliği tespit edilmişti. Bu kişinin hastalığı nasıl kapmış olabileceği sorulduğunda, ABD'nin 200. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde ve 1976 yılında, New York Limanına dünyanın dört bir yanından gelen gemicilerden birisinden kaptığına inanmaktadır. 1982'de hastalığa AIDS ismini verdi. 1983 yılında ise (daha sonra HIV ismi verilecek olan)bu sendromun bir retrovirüsten kaynakladığı bulundu.
AIDS hastalığının ilk başlarda eşcinseller arasında hızla yayılması, bir gay hastalığı olduğu kanısına yol açmıştır. Oysa HIV, Hepatit B virüsünden daha kolay bulaşmamaktadır. Ancak eşcinsel topluluklarda istenmeyen gebeliğe karşı önlem olarak prezervatif kullanılmamasından ve sık eş değiştirme alışkanlığına sahip bir sosyal topluluk olmalarından, AIDS çok hızlı biçimde yayılmıştır. Ayrıca, eşcinsellerin anal ilişkide bulunması, bu tür ilişkide makat ve barsakta gözle görülen veya görülemyen kanamalar olabilmesi, virüsün son derece kolayca, hızlıca ve sayıca bol miktarda bulaşmasına yol açmıştır. Ancak AIDS sebebi olan (bkz: HIV), sadece cinsel ilişki yoluyla bulaşmamaktadır. Kan, sperm, vajinal sıvılar, hatta belirli bir oranda tükürükte dahi bulunan virüs, HIV pozitif birinin tükrüğünün, partnerinin kanına karışması sonucu enfeksiyona yol açabileceği ifade edilmektedir. Öte yandan, kanamaya yol açmayan, mukozada tahrişe sebep vermeyen öpüşme eyleminde ya da oral sekste bulaşıcılığın tehlikeli olmayabileceği ifade edilmektedir; ancak 100% bir kesinlik ileri sürülemez, çünkü gözle görülmeyen mikro kanama ve çatlaklar söz konusu olabilir.
HIV ayrıca, diş hekimleri başta olamk üzere kullanılan her türlü cerrahi aletten, enjektör paylamşımından (bu sebeple damardan uyuşturucu kullananlar risk grubudur), organ ve kan ürünleri naklinden ve anneden bebeğe bulaşmaktadır.
Yapılan genet,k çalışmalar göstermektedir ki: Beyaz ırktan gelen insanların %10'u HIV virüsünden doğal olarak ve doğuştan bağışıktır. Bunun sebebi, beyaz ırkta bulunan bir gen mutasyonudur (evrim olgusuna bir destek daha). Bu gen mutasyonu siyah ırkta bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, HIV virüsü kapan insanların %10 hasta olmuyor ve hatta bunu farkına dahi varmıyor. Bu durum, Afrika kıtasında son derece yaygın olan AIDS hastalığının sıklığını ve HIV enfekte toplumun son derece yüksek oranlara sahip olmasını açıklar pek çok sebepten biridir.
Ek sıkmak, yokalaşmak, yaklaşmak, aynı havayı solumak, aynı tuvaleti kullanmak gibi sebeplerden HIV bulaşmaz. Dikkat edilmesi gereken tek nokta, kan temasından veya açık yara üzerinden kan teması olabilecek bir durumdan kaçınmaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar