bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması11
- kolye142
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi11
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması9
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri4
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması5
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- konya denilince akla gelenler5
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- asla evlenilmeyecek erkekler8
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- pizza bira ikilisi6
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- chatgpt'nin sorunu ne3
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- cep telefonu17
- nokia16
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- erlik5
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- rüzgar12
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- sözlük elden gidiyor3
- bal10
- günün sözü6
- lale14
- boykot dedektifi2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- var olmak için ne yaptınız13
- fuck bahçeli tişörtü2
- 13 cuma'nın köklerine dönüş2
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- pazar günleri ekmek almak3
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- bileklik19
- aslan15
- fil9
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- pazar günü erken kalkmak2
(bkz: tefsir)
http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
6. onun için yaratılışının başlangıcında bir erlik suyu halinde iken bile rahime geçmek için bir tür gayret ve çaba demek olan dıfk, yani "atma" özelliği açıkça belirtilerek cevabında buyruluyor ki: atan bir sudan yaratıldı.
difk fiili, dökmek, atmak gibi geçişli olduğu için suyun niteliği "atılan" veya "dökülen" olması gerekirken "atan" denilmesi kuşkusuz çok dikkat çekicidir. bunun izahını üç şekilde yapmışlardır.
birincisi, zeccac'ın sibeveyh'ten naklettiği üzere hurmalı ve sütlü gibi nisbet mânâsıyla "dıfıklı" demek olarak yine atılan mânâsından olmasıdır.
ikincisi, "razı olunmuş hayat"(kâria, 101/7) âyetinde olduğu gibi isnad-ı mecazî yoluyla ism-i mef'ul yerine ism-i fâil kullanılmış olmasıdır. ferrâ: "sıfat yerinde bunu hicazlılar diğerlerinden daha çok yapar. "gizlenmiş sır" , "yorgun düşmüş dikkat" ve "uyunan gece" tabirlerinde olduğu gibi" demiştir.
üçüncüsü, imam halil ve kutrub'tan dıfk ve dufuk kelimelerinin dökülme mânâsına da geldiği nakledilmiştir. fakat hangisi de olsa bunun bu şekilde anlatılmasında bir nükte olmalıdır. bu ise, suda bir çaba tasavvur ettirmek üzere atma işinin onun tarafından yapıldığının söylenmesidir.
"mâ" kelimesinin başındaki "min" başlangıç ifade eder. "bir kısım" mânâsına gelmesi de "suyun hepsinden çocuk olmaz." sahih hadisinin mânâsına uygun olur ki, "atan bir suyun bir kısmından yaratıldı" demek olur. "mâ" kelimesinin sonundaki tenvin de küçümseme, değersizlik, âdilik ifade eder. değersiz, basit bir sudan mânâsındadır.
7. ama rastgele atılan her sudan değil şu nitelikteki atan sudan ki erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
sulb, sulüb, saleb sâlib; başın arka dibinden kuyruk sokumuna kadar arka kemiğine denir ki omurga kemiği, amûdi fikarî ve bel kelimeleri ile ifade edilir. dimağdan inen ve "nuha-ı şevki= omurilik" denilen ve sinir sisteminin ana hattı olan "korkar ilik" onun içinden iner. beden şekillenme ve oluşumunun sertlik ve sağlamlık ekseni demek olan bir temel direğidir.
terâib de "teribe"nin çoğuludur. göğüs kemiklerine denir ki "göğüs tahtası" tabir edilir. iki meme ile boyun halkası kemiklerinin aralığına veya göğsün sağ tarafından dört ve sol tarafından da dört kaburgaya veya iki el, iki ayak ve iki göze de denilir. özellikle göğüste gerdanlık takılan yere denir. demek ki sırttaki omurların karşılığı olarak göğüs kemiğinin sağ ve sol kaburgalara doğru dallanan her boğumu bir teribe olup hepsine birden terib ve teraib denilmiştir. bu durumuda asıl terâib, göğüs tahtasının eksenini teşkil eden ve boyundan memeler arasına doğru inen kemikler olup etrafı itibarıyla sinenin gerdanlık takılan bölümüne ve hepsine denir. nitekim imriu'l-kays'ın:
"beli ince, bembeyaz, göbekli değil,
sinesi ayna gibi parlaktır."
beytinde ayna gibi cilalanmış diye nitelediği terâib, kemikler değil, sinenin kendisidir.
sulb ile terâib bedenin arkadan ve önden iki duvarını bel ve bağır gibi esaslı iki temel direğiyle ifade etmiş oluyor ki bunların arası üreme aygıtını kapsar. şu halde "sulb ile terâib arası", bedenin bütün şekliyle ilgili olup ortasında bulunan üreme aygıtlarından kinâye olur. aynı zamanda sulb erkeğe, terâib de kadına işaret olarak aralarının birleşmesinden kinâye olmak da sulbün erkek, sinenin kadın hakkında daha meşhur ve açık olması itibarıyla herkes tarafından bilinmiş olmaya daha yakındır. gerçi "çıkan" kelimesi "ma-i dâfik" (atan su)in sıfatı olmak daha yakın bulunduğu için, altında gizli olan "o" zamirinin bunun yerini tutmuş olacağına nazaran dâfık kelimesinden açıkça erkeğin suyu anlaşılabileceği gibi; "sulb ve terâib arasından" ifadesinden de ilk akla gelen erkeğin sulbü ile erkeğin göğüs kemikleri arası olur ise de birleşme halinde erkek ve kadından her birinin sulb ve teraibi arasına, yahut sulb erkeğe teraib kadına ait olarak ikisinin de sebep oluşuna işaret olmak daha uygundur. çünkü bu şekilde bu vasfın faydası daha kapsamlı olur.
devamı için : http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
6. onun için yaratılışının başlangıcında bir erlik suyu halinde iken bile rahime geçmek için bir tür gayret ve çaba demek olan dıfk, yani "atma" özelliği açıkça belirtilerek cevabında buyruluyor ki: atan bir sudan yaratıldı.
difk fiili, dökmek, atmak gibi geçişli olduğu için suyun niteliği "atılan" veya "dökülen" olması gerekirken "atan" denilmesi kuşkusuz çok dikkat çekicidir. bunun izahını üç şekilde yapmışlardır.
birincisi, zeccac'ın sibeveyh'ten naklettiği üzere hurmalı ve sütlü gibi nisbet mânâsıyla "dıfıklı" demek olarak yine atılan mânâsından olmasıdır.
ikincisi, "razı olunmuş hayat"(kâria, 101/7) âyetinde olduğu gibi isnad-ı mecazî yoluyla ism-i mef'ul yerine ism-i fâil kullanılmış olmasıdır. ferrâ: "sıfat yerinde bunu hicazlılar diğerlerinden daha çok yapar. "gizlenmiş sır" , "yorgun düşmüş dikkat" ve "uyunan gece" tabirlerinde olduğu gibi" demiştir.
üçüncüsü, imam halil ve kutrub'tan dıfk ve dufuk kelimelerinin dökülme mânâsına da geldiği nakledilmiştir. fakat hangisi de olsa bunun bu şekilde anlatılmasında bir nükte olmalıdır. bu ise, suda bir çaba tasavvur ettirmek üzere atma işinin onun tarafından yapıldığının söylenmesidir.
"mâ" kelimesinin başındaki "min" başlangıç ifade eder. "bir kısım" mânâsına gelmesi de "suyun hepsinden çocuk olmaz." sahih hadisinin mânâsına uygun olur ki, "atan bir suyun bir kısmından yaratıldı" demek olur. "mâ" kelimesinin sonundaki tenvin de küçümseme, değersizlik, âdilik ifade eder. değersiz, basit bir sudan mânâsındadır.
7. ama rastgele atılan her sudan değil şu nitelikteki atan sudan ki erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
sulb, sulüb, saleb sâlib; başın arka dibinden kuyruk sokumuna kadar arka kemiğine denir ki omurga kemiği, amûdi fikarî ve bel kelimeleri ile ifade edilir. dimağdan inen ve "nuha-ı şevki= omurilik" denilen ve sinir sisteminin ana hattı olan "korkar ilik" onun içinden iner. beden şekillenme ve oluşumunun sertlik ve sağlamlık ekseni demek olan bir temel direğidir.
terâib de "teribe"nin çoğuludur. göğüs kemiklerine denir ki "göğüs tahtası" tabir edilir. iki meme ile boyun halkası kemiklerinin aralığına veya göğsün sağ tarafından dört ve sol tarafından da dört kaburgaya veya iki el, iki ayak ve iki göze de denilir. özellikle göğüste gerdanlık takılan yere denir. demek ki sırttaki omurların karşılığı olarak göğüs kemiğinin sağ ve sol kaburgalara doğru dallanan her boğumu bir teribe olup hepsine birden terib ve teraib denilmiştir. bu durumuda asıl terâib, göğüs tahtasının eksenini teşkil eden ve boyundan memeler arasına doğru inen kemikler olup etrafı itibarıyla sinenin gerdanlık takılan bölümüne ve hepsine denir. nitekim imriu'l-kays'ın:
"beli ince, bembeyaz, göbekli değil,
sinesi ayna gibi parlaktır."
beytinde ayna gibi cilalanmış diye nitelediği terâib, kemikler değil, sinenin kendisidir.
sulb ile terâib bedenin arkadan ve önden iki duvarını bel ve bağır gibi esaslı iki temel direğiyle ifade etmiş oluyor ki bunların arası üreme aygıtını kapsar. şu halde "sulb ile terâib arası", bedenin bütün şekliyle ilgili olup ortasında bulunan üreme aygıtlarından kinâye olur. aynı zamanda sulb erkeğe, terâib de kadına işaret olarak aralarının birleşmesinden kinâye olmak da sulbün erkek, sinenin kadın hakkında daha meşhur ve açık olması itibarıyla herkes tarafından bilinmiş olmaya daha yakındır. gerçi "çıkan" kelimesi "ma-i dâfik" (atan su)in sıfatı olmak daha yakın bulunduğu için, altında gizli olan "o" zamirinin bunun yerini tutmuş olacağına nazaran dâfık kelimesinden açıkça erkeğin suyu anlaşılabileceği gibi; "sulb ve terâib arasından" ifadesinden de ilk akla gelen erkeğin sulbü ile erkeğin göğüs kemikleri arası olur ise de birleşme halinde erkek ve kadından her birinin sulb ve teraibi arasına, yahut sulb erkeğe teraib kadına ait olarak ikisinin de sebep oluşuna işaret olmak daha uygundur. çünkü bu şekilde bu vasfın faydası daha kapsamlı olur.
devamı için : http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar