bugün
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı5
- sözler köşkü4
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- osmanlı'ya alerjisi olan tipler4
- fasulyeyi akşamdan suya koyan erkek5
- osmanlı torunuyum diye gezen çomar4
- sırrı süreyya önder28
- askerde sözlüğe girmek2
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sevgiliyle yaşamanın normalleştirilmesi4
- silver ile evlenecek erkek52
- atatürk'e alerjisi olan tipler2
- karısı kızı feto evlerine gitmiş çomar2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası25
- türk bayrağı2
- adem ve havva'nın yasak ağaca el sürmesi3
- tutmayan başlık açma rehberi7
- yakışıklı olup sevgilisi olmayan erkek3
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması5
- gece vardiyası2
- galatasaray neden transfer yapamıyor2
- askerlik anıları6
- çanta2
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı4
- kürt kızlarının güzel olması2
- 6 kişi öldü diye yas ilan edilmez3
- bahçeli'nin spor kisvesi açıklaması2
- dün gece ne oldu12
- sarapci koala58
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- sözlükteki linç kültürü12
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- erecto dos andreas biraderitos3
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- elinin içine hapşıran insan5
- gündüz uyuyup gece sokaklarda dolaşmak2
- birader bey birader bey2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- sarışın ve mavi gözlü kızla olmak2
- sözlükteki linç tayfa6
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- deccaliyet çağı6
(bkz: tefsir)
http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
6. onun için yaratılışının başlangıcında bir erlik suyu halinde iken bile rahime geçmek için bir tür gayret ve çaba demek olan dıfk, yani "atma" özelliği açıkça belirtilerek cevabında buyruluyor ki: atan bir sudan yaratıldı.
difk fiili, dökmek, atmak gibi geçişli olduğu için suyun niteliği "atılan" veya "dökülen" olması gerekirken "atan" denilmesi kuşkusuz çok dikkat çekicidir. bunun izahını üç şekilde yapmışlardır.
birincisi, zeccac'ın sibeveyh'ten naklettiği üzere hurmalı ve sütlü gibi nisbet mânâsıyla "dıfıklı" demek olarak yine atılan mânâsından olmasıdır.
ikincisi, "razı olunmuş hayat"(kâria, 101/7) âyetinde olduğu gibi isnad-ı mecazî yoluyla ism-i mef'ul yerine ism-i fâil kullanılmış olmasıdır. ferrâ: "sıfat yerinde bunu hicazlılar diğerlerinden daha çok yapar. "gizlenmiş sır" , "yorgun düşmüş dikkat" ve "uyunan gece" tabirlerinde olduğu gibi" demiştir.
üçüncüsü, imam halil ve kutrub'tan dıfk ve dufuk kelimelerinin dökülme mânâsına da geldiği nakledilmiştir. fakat hangisi de olsa bunun bu şekilde anlatılmasında bir nükte olmalıdır. bu ise, suda bir çaba tasavvur ettirmek üzere atma işinin onun tarafından yapıldığının söylenmesidir.
"mâ" kelimesinin başındaki "min" başlangıç ifade eder. "bir kısım" mânâsına gelmesi de "suyun hepsinden çocuk olmaz." sahih hadisinin mânâsına uygun olur ki, "atan bir suyun bir kısmından yaratıldı" demek olur. "mâ" kelimesinin sonundaki tenvin de küçümseme, değersizlik, âdilik ifade eder. değersiz, basit bir sudan mânâsındadır.
7. ama rastgele atılan her sudan değil şu nitelikteki atan sudan ki erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
sulb, sulüb, saleb sâlib; başın arka dibinden kuyruk sokumuna kadar arka kemiğine denir ki omurga kemiği, amûdi fikarî ve bel kelimeleri ile ifade edilir. dimağdan inen ve "nuha-ı şevki= omurilik" denilen ve sinir sisteminin ana hattı olan "korkar ilik" onun içinden iner. beden şekillenme ve oluşumunun sertlik ve sağlamlık ekseni demek olan bir temel direğidir.
terâib de "teribe"nin çoğuludur. göğüs kemiklerine denir ki "göğüs tahtası" tabir edilir. iki meme ile boyun halkası kemiklerinin aralığına veya göğsün sağ tarafından dört ve sol tarafından da dört kaburgaya veya iki el, iki ayak ve iki göze de denilir. özellikle göğüste gerdanlık takılan yere denir. demek ki sırttaki omurların karşılığı olarak göğüs kemiğinin sağ ve sol kaburgalara doğru dallanan her boğumu bir teribe olup hepsine birden terib ve teraib denilmiştir. bu durumuda asıl terâib, göğüs tahtasının eksenini teşkil eden ve boyundan memeler arasına doğru inen kemikler olup etrafı itibarıyla sinenin gerdanlık takılan bölümüne ve hepsine denir. nitekim imriu'l-kays'ın:
"beli ince, bembeyaz, göbekli değil,
sinesi ayna gibi parlaktır."
beytinde ayna gibi cilalanmış diye nitelediği terâib, kemikler değil, sinenin kendisidir.
sulb ile terâib bedenin arkadan ve önden iki duvarını bel ve bağır gibi esaslı iki temel direğiyle ifade etmiş oluyor ki bunların arası üreme aygıtını kapsar. şu halde "sulb ile terâib arası", bedenin bütün şekliyle ilgili olup ortasında bulunan üreme aygıtlarından kinâye olur. aynı zamanda sulb erkeğe, terâib de kadına işaret olarak aralarının birleşmesinden kinâye olmak da sulbün erkek, sinenin kadın hakkında daha meşhur ve açık olması itibarıyla herkes tarafından bilinmiş olmaya daha yakındır. gerçi "çıkan" kelimesi "ma-i dâfik" (atan su)in sıfatı olmak daha yakın bulunduğu için, altında gizli olan "o" zamirinin bunun yerini tutmuş olacağına nazaran dâfık kelimesinden açıkça erkeğin suyu anlaşılabileceği gibi; "sulb ve terâib arasından" ifadesinden de ilk akla gelen erkeğin sulbü ile erkeğin göğüs kemikleri arası olur ise de birleşme halinde erkek ve kadından her birinin sulb ve teraibi arasına, yahut sulb erkeğe teraib kadına ait olarak ikisinin de sebep oluşuna işaret olmak daha uygundur. çünkü bu şekilde bu vasfın faydası daha kapsamlı olur.
devamı için : http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
6. onun için yaratılışının başlangıcında bir erlik suyu halinde iken bile rahime geçmek için bir tür gayret ve çaba demek olan dıfk, yani "atma" özelliği açıkça belirtilerek cevabında buyruluyor ki: atan bir sudan yaratıldı.
difk fiili, dökmek, atmak gibi geçişli olduğu için suyun niteliği "atılan" veya "dökülen" olması gerekirken "atan" denilmesi kuşkusuz çok dikkat çekicidir. bunun izahını üç şekilde yapmışlardır.
birincisi, zeccac'ın sibeveyh'ten naklettiği üzere hurmalı ve sütlü gibi nisbet mânâsıyla "dıfıklı" demek olarak yine atılan mânâsından olmasıdır.
ikincisi, "razı olunmuş hayat"(kâria, 101/7) âyetinde olduğu gibi isnad-ı mecazî yoluyla ism-i mef'ul yerine ism-i fâil kullanılmış olmasıdır. ferrâ: "sıfat yerinde bunu hicazlılar diğerlerinden daha çok yapar. "gizlenmiş sır" , "yorgun düşmüş dikkat" ve "uyunan gece" tabirlerinde olduğu gibi" demiştir.
üçüncüsü, imam halil ve kutrub'tan dıfk ve dufuk kelimelerinin dökülme mânâsına da geldiği nakledilmiştir. fakat hangisi de olsa bunun bu şekilde anlatılmasında bir nükte olmalıdır. bu ise, suda bir çaba tasavvur ettirmek üzere atma işinin onun tarafından yapıldığının söylenmesidir.
"mâ" kelimesinin başındaki "min" başlangıç ifade eder. "bir kısım" mânâsına gelmesi de "suyun hepsinden çocuk olmaz." sahih hadisinin mânâsına uygun olur ki, "atan bir suyun bir kısmından yaratıldı" demek olur. "mâ" kelimesinin sonundaki tenvin de küçümseme, değersizlik, âdilik ifade eder. değersiz, basit bir sudan mânâsındadır.
7. ama rastgele atılan her sudan değil şu nitelikteki atan sudan ki erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
sulb, sulüb, saleb sâlib; başın arka dibinden kuyruk sokumuna kadar arka kemiğine denir ki omurga kemiği, amûdi fikarî ve bel kelimeleri ile ifade edilir. dimağdan inen ve "nuha-ı şevki= omurilik" denilen ve sinir sisteminin ana hattı olan "korkar ilik" onun içinden iner. beden şekillenme ve oluşumunun sertlik ve sağlamlık ekseni demek olan bir temel direğidir.
terâib de "teribe"nin çoğuludur. göğüs kemiklerine denir ki "göğüs tahtası" tabir edilir. iki meme ile boyun halkası kemiklerinin aralığına veya göğsün sağ tarafından dört ve sol tarafından da dört kaburgaya veya iki el, iki ayak ve iki göze de denilir. özellikle göğüste gerdanlık takılan yere denir. demek ki sırttaki omurların karşılığı olarak göğüs kemiğinin sağ ve sol kaburgalara doğru dallanan her boğumu bir teribe olup hepsine birden terib ve teraib denilmiştir. bu durumuda asıl terâib, göğüs tahtasının eksenini teşkil eden ve boyundan memeler arasına doğru inen kemikler olup etrafı itibarıyla sinenin gerdanlık takılan bölümüne ve hepsine denir. nitekim imriu'l-kays'ın:
"beli ince, bembeyaz, göbekli değil,
sinesi ayna gibi parlaktır."
beytinde ayna gibi cilalanmış diye nitelediği terâib, kemikler değil, sinenin kendisidir.
sulb ile terâib bedenin arkadan ve önden iki duvarını bel ve bağır gibi esaslı iki temel direğiyle ifade etmiş oluyor ki bunların arası üreme aygıtını kapsar. şu halde "sulb ile terâib arası", bedenin bütün şekliyle ilgili olup ortasında bulunan üreme aygıtlarından kinâye olur. aynı zamanda sulb erkeğe, terâib de kadına işaret olarak aralarının birleşmesinden kinâye olmak da sulbün erkek, sinenin kadın hakkında daha meşhur ve açık olması itibarıyla herkes tarafından bilinmiş olmaya daha yakındır. gerçi "çıkan" kelimesi "ma-i dâfik" (atan su)in sıfatı olmak daha yakın bulunduğu için, altında gizli olan "o" zamirinin bunun yerini tutmuş olacağına nazaran dâfık kelimesinden açıkça erkeğin suyu anlaşılabileceği gibi; "sulb ve terâib arasından" ifadesinden de ilk akla gelen erkeğin sulbü ile erkeğin göğüs kemikleri arası olur ise de birleşme halinde erkek ve kadından her birinin sulb ve teraibi arasına, yahut sulb erkeğe teraib kadına ait olarak ikisinin de sebep oluşuna işaret olmak daha uygundur. çünkü bu şekilde bu vasfın faydası daha kapsamlı olur.
devamı için : http://www.kuranikerim.com/telmalili/tarik.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar