bugün
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu6
- giresunlu olmanın zorlukları10
- vajinaya limon sıkıp emmek7
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek4
- amedspor9
- esra'yı aç esra'yı4
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- yallah arabistan a diyen tip11
- kasım cömert tokayev4
- halloween kutlayan dejenere tip7
- karışık kızartma7
- asperger sendromu8
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- birazdan kanal d ana haber başlıyor2
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- bibi kazandı5
- fuck taliban tişörtü7
- istanbul8
- günün sözü9
- trabzonspor17
- hurdacıdan son gelen kitaplar5
- ekşi sözlük3
- türbanlı seksiliği2
- gocu ekşide yazar olmuş4
- umre yerine dünyayı gezen yaşlı ateyis2
- dom dom kurşunu5
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı7
- yemek yedikten sonra nabzın yükselmesi4
- refere ayeti aniden arapça söylemek2
- bikbik pilavı2
- yerde para bulmak12
- görükle den moskova'ya yürümek10
- okul3
- kadın şoför9
- anın turşusu4
- pastayı varoş gösteren detaylar4
- ese dezze2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- parcalandim toparlanamiyorum32
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek3
- true'nun çaylak olması12
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- kars'tan abd'ye gidip kevaşe ailesi kurmak2
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- nervio abla20
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- kedi sevmeyen insan5
- am bulup doya doya yalamak3
az önce yazmış olduğum; abuk hikaye.
3 arkadaş vardı. üçüde serserinin tekiydi. herkeste bunların serseri olduğunu biliyordu. yalan söyler, olay çıkarır, ortalığı birbirine katarlardı; ama çok dürüst ve sakin insanlardı. bir gün mahalleye bir kız taşındı. kızın adı elizabeth' ti.kız urfa-mardin dolaylarından gelmişti.aslında kıza babaannesinin adı olan nebahat konulmuştu ilk başta. ama sonra dedesi ormanda yürürken ayağı takılıp düşmüş ve elizabeth isimli bir sincapta onun hayatını kurtarmıştı. bu nedenle kızın adı elizabeth olarak değiştirilmişti.kız töreden kaçıp gelmişti. uzun boylu, esmer, yeşil gözlü çok güzel bir kızdı.ama her güzelin bir kusuru vardı.aslında sadece güzellerin kusuru olmazdı. çirkinlerinde kusuru olurdu. ama konumuz bu değil.kızın kusuru çok küfürbaz olmasıydı. urfa'da başlık parası karşılığı bir adamla evlendirilmişti.adama sürekli küfür ediyordu. adam kıza seni seviyorum dediğinde, karşılığında; bende seni lan hayvan diyordu.düğün gecesi adama soğan erkeği demesi bardağı taşıran son damla olmuştu. buna çok sinirlenen adam kızı babasının evine geri gönderdi. aşiret toplandı. kızın hakkında bir karar verilecekti. bu aşirette bir kızın kocasına soğan erkeği demesinin cezası ölümdü. ama daha soğan zamanı gelmediği için, başka bir yol bulmaya ve çifti barıştırmaya karar verdiler.adam elizabeth'i kabul etmeyeceğini söyleyince berdel teklif ettiler. ama aşirette başka kız kalmamıştı.onun yerine adama iki çuval patates teklif ettiler. adam sadece iki çuval patatesi kabul etmeyeceğini söyledi. bunun üzerine bir tenekede yağ teklif ettiler. adam patates kızartmasını çok sevdiği için bu teklifi reddedemedi; patates ve yağını alıp mutlu mesut evine döndü.kız ailesiyle yaşamaya başladı; fakat soğan zamanı gelince kız aşiretin kendisini ölüdüreceğinden korkup istanbul'a kaçtı. ama yanlışlıkla diyarbakır'a geldi.gelir gelmez de bu üç serseriyle karşılaştı. kıza görür görmez aşık oldular.ama kıza söylemediler.kızın adı elizabeth olduğu için ingiliz zannettiler.ingilizce bilmedikleri için sustular. sonra kıza açılabilmek için ingilizce kursuna gittiler. sonra ingilizceyi çok iyi öğrendikleri için öss'ye girdiler. ingiliz dili ve edebiyatı kazanıp ingiltere'ye okumaya gittiler. bir daha hiç serserilik yapmadılar. bu arada kız mahallenin yoğurtçusuyla evlendi. çok mutlu oldu. adam tikliydi. her küfür duyduğunda '' yoğurt koydum dolaba ellere vay! '' türküsünü söylüyordu. zaten yoğurtçu olduğu için problem olmuyordu. bu arada ingiltere'den dönen serseriler elizabeth'in türk olduğunu öğrenince kadınla konuşmaya karar verdiler.konuştuklarında sana aşığız dediler. elizabeth yürüyün gidin lan serseriler deyince çok üzülüp aşka küstüler bir daha aşık olmaya tövbe ettiler. hacca gidip deve kestiler. elizabeth te kocası ölünce yoğurt işine devam etti. kendini geliştirip tereyağıda yaptı. sonra bal satan bir adamla tekrar evlenip ekmeğin üstüne tereyağıyla bal sürüp yediler ve bir ömür boyu mutlu oldular.
3 arkadaş vardı. üçüde serserinin tekiydi. herkeste bunların serseri olduğunu biliyordu. yalan söyler, olay çıkarır, ortalığı birbirine katarlardı; ama çok dürüst ve sakin insanlardı. bir gün mahalleye bir kız taşındı. kızın adı elizabeth' ti.kız urfa-mardin dolaylarından gelmişti.aslında kıza babaannesinin adı olan nebahat konulmuştu ilk başta. ama sonra dedesi ormanda yürürken ayağı takılıp düşmüş ve elizabeth isimli bir sincapta onun hayatını kurtarmıştı. bu nedenle kızın adı elizabeth olarak değiştirilmişti.kız töreden kaçıp gelmişti. uzun boylu, esmer, yeşil gözlü çok güzel bir kızdı.ama her güzelin bir kusuru vardı.aslında sadece güzellerin kusuru olmazdı. çirkinlerinde kusuru olurdu. ama konumuz bu değil.kızın kusuru çok küfürbaz olmasıydı. urfa'da başlık parası karşılığı bir adamla evlendirilmişti.adama sürekli küfür ediyordu. adam kıza seni seviyorum dediğinde, karşılığında; bende seni lan hayvan diyordu.düğün gecesi adama soğan erkeği demesi bardağı taşıran son damla olmuştu. buna çok sinirlenen adam kızı babasının evine geri gönderdi. aşiret toplandı. kızın hakkında bir karar verilecekti. bu aşirette bir kızın kocasına soğan erkeği demesinin cezası ölümdü. ama daha soğan zamanı gelmediği için, başka bir yol bulmaya ve çifti barıştırmaya karar verdiler.adam elizabeth'i kabul etmeyeceğini söyleyince berdel teklif ettiler. ama aşirette başka kız kalmamıştı.onun yerine adama iki çuval patates teklif ettiler. adam sadece iki çuval patatesi kabul etmeyeceğini söyledi. bunun üzerine bir tenekede yağ teklif ettiler. adam patates kızartmasını çok sevdiği için bu teklifi reddedemedi; patates ve yağını alıp mutlu mesut evine döndü.kız ailesiyle yaşamaya başladı; fakat soğan zamanı gelince kız aşiretin kendisini ölüdüreceğinden korkup istanbul'a kaçtı. ama yanlışlıkla diyarbakır'a geldi.gelir gelmez de bu üç serseriyle karşılaştı. kıza görür görmez aşık oldular.ama kıza söylemediler.kızın adı elizabeth olduğu için ingiliz zannettiler.ingilizce bilmedikleri için sustular. sonra kıza açılabilmek için ingilizce kursuna gittiler. sonra ingilizceyi çok iyi öğrendikleri için öss'ye girdiler. ingiliz dili ve edebiyatı kazanıp ingiltere'ye okumaya gittiler. bir daha hiç serserilik yapmadılar. bu arada kız mahallenin yoğurtçusuyla evlendi. çok mutlu oldu. adam tikliydi. her küfür duyduğunda '' yoğurt koydum dolaba ellere vay! '' türküsünü söylüyordu. zaten yoğurtçu olduğu için problem olmuyordu. bu arada ingiltere'den dönen serseriler elizabeth'in türk olduğunu öğrenince kadınla konuşmaya karar verdiler.konuştuklarında sana aşığız dediler. elizabeth yürüyün gidin lan serseriler deyince çok üzülüp aşka küstüler bir daha aşık olmaya tövbe ettiler. hacca gidip deve kestiler. elizabeth te kocası ölünce yoğurt işine devam etti. kendini geliştirip tereyağıda yaptı. sonra bal satan bir adamla tekrar evlenip ekmeğin üstüne tereyağıyla bal sürüp yediler ve bir ömür boyu mutlu oldular.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar