bugün
- sözlüğü siliyorum dostlar9
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması9
- pandela38
- alttaki yazara aşık ol11
- sokuk yazarlar2
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- normal sozluk2
- evlenmekten korkmak7
- sevgiliye seni seviyorum diyememek2
- gerdek namazı10
- amerika israil arası kızışma7
- izlenmiş en kusursuz film4
- türkiye de en güvenilen kurumlar6
- velvet ile revani yemek6
- dikkat dikkat tai lung kız11
- sözlüğün kahve olması12
- deniz göktaş17
- üstteki yazar kimle evlensin5
- yapay zeka sevgili2
- kemalistlerdeki devran dönünce takıntısı4
- sözlükteki sapık başlıkların amacı3
- canımın hamburger çekmesi2
- menülerde içerik belirtme zorunluluğu4
- türklerin uygur türkleri için yapabilecekleri5
- antalya2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
- cumhurbaşkanlığı sistemi2
- 2026 dünya kupası36
- çırılçıplak uyumak4
- yerde yuvarlanarak öpüşmek2
- anal istanbul4
- futbol31
- 17 dosyam var diye hava atan tip7
- kadın bir yazarın entry girmesi5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi16
- amedspor3
- dünya16
- intihar eden adama ne denir3
- velvet41
- diz çökerek evlilik teklifi eden erkek5
- erkek yazar entrysi4
- zalican yine ne diyor3
- ahıska türkleri sürgünü3
- sevgilisi olan bir kızdan hoşlanmak5
- seks yapmayı zevkli sanmak10
- kıraç ı sevme nedenleri4
- bu iktidar yıllarca sadece tek bir gülen'i sevdi2
- bu sıcakta dışarı çıkan insan3
- kızılderililerin türk olduğu gerçeği3
- mtv nakit ödeniyor mu4
bugünkü yazısı oldukça güzel olan yazar.
gerçi tüm yazıları öyle. okumadan, o yaşama sevincini duyumsamadan sayfayı çeviresim gelmiyor hiç. o korkunç "gazete" gerçekliği, katılığı ve tumukluğu içinde denizden gelen naif bir esinti gibi sözcükleri, bir anlık iyi hissediyordunuz.
ama bugünkü hürriyet'te o gazete katılığını dahi zorlayan; ayşe arman neyse onun negatifi, iç sıkıcı bir haber de vardı.
üstelik aynı sayfaya, ayşe armanın zarif köşesinin hemen yanına konmuştu bu canavar haber. bir de fotoğraf. oğlunun dersane ücretini ödeyemediği için 3 ay hapis cezası alan anne, buna dayanamayarak intihar eden oğlunun mezarı başında...
uzatmayayım, cehennemî bir esintiydi. garip duygular içerisinde bakıyordum sayfaya. sol yanda ayşe arman tatilde hiçbirşeyi kaçırmak istemediğini, her gördüğü gözlemeciye, balıkçıya filan girdiğini anlatıyor, ağzımın yarısı yukarı kıvrılıyor; sağ tarafta hapisteki anne oğluna "üzülme oğlum, üç ay yatar çıkarım ne olacak" diye cevap veriyor. sol yanda ayşe arman yanında sevgilisi varken ayaklarını arabanın camından sarkıtarak gitmeyi çok sevdiğini anlatırken yüzüm gevşiyor; sağ yanda intihar eşiğindeki çocuk annesine "zaten ben hiç yaşamadım ki" deyince yüzüm geriliyor. sol yanda ayşe arman gülümseyerek (çok güzel gerçekten) objektife bakıyor; sağ yanda dersaneye borçlusu anne objektifin farkında bile değil, toprağa bakıyor.
hülasa, ayşe arman'ın serin yaz gecesi kıvamındaki yazısı gazetenin çirkin bir sayfasına konduğu için bu güzel yazının tadı tam olarak çıkarılamıyor. bu nedenden ötürü sevgilisi ve kızıyla (sanırım kızı) çok mutlu oldukları, vietnam'ı gezdikleri ve çok beğendikleriyle ilgili kutucuğu bayağı hızlı okudum ve bir şey anlamadan sayfayı çevirmek zorunda kaldım.
hürriyet gazetesi'nden ricam odur ki okumadan geçtiğimiz (geçmemiz gereken) sayfalara konmasın böyle güzel yazılar.
hele hele zehir tadındaki haberlere hiç komşu olmasın.
lütfen...
gerçi tüm yazıları öyle. okumadan, o yaşama sevincini duyumsamadan sayfayı çeviresim gelmiyor hiç. o korkunç "gazete" gerçekliği, katılığı ve tumukluğu içinde denizden gelen naif bir esinti gibi sözcükleri, bir anlık iyi hissediyordunuz.
ama bugünkü hürriyet'te o gazete katılığını dahi zorlayan; ayşe arman neyse onun negatifi, iç sıkıcı bir haber de vardı.
üstelik aynı sayfaya, ayşe armanın zarif köşesinin hemen yanına konmuştu bu canavar haber. bir de fotoğraf. oğlunun dersane ücretini ödeyemediği için 3 ay hapis cezası alan anne, buna dayanamayarak intihar eden oğlunun mezarı başında...
uzatmayayım, cehennemî bir esintiydi. garip duygular içerisinde bakıyordum sayfaya. sol yanda ayşe arman tatilde hiçbirşeyi kaçırmak istemediğini, her gördüğü gözlemeciye, balıkçıya filan girdiğini anlatıyor, ağzımın yarısı yukarı kıvrılıyor; sağ tarafta hapisteki anne oğluna "üzülme oğlum, üç ay yatar çıkarım ne olacak" diye cevap veriyor. sol yanda ayşe arman yanında sevgilisi varken ayaklarını arabanın camından sarkıtarak gitmeyi çok sevdiğini anlatırken yüzüm gevşiyor; sağ yanda intihar eşiğindeki çocuk annesine "zaten ben hiç yaşamadım ki" deyince yüzüm geriliyor. sol yanda ayşe arman gülümseyerek (çok güzel gerçekten) objektife bakıyor; sağ yanda dersaneye borçlusu anne objektifin farkında bile değil, toprağa bakıyor.
hülasa, ayşe arman'ın serin yaz gecesi kıvamındaki yazısı gazetenin çirkin bir sayfasına konduğu için bu güzel yazının tadı tam olarak çıkarılamıyor. bu nedenden ötürü sevgilisi ve kızıyla (sanırım kızı) çok mutlu oldukları, vietnam'ı gezdikleri ve çok beğendikleriyle ilgili kutucuğu bayağı hızlı okudum ve bir şey anlamadan sayfayı çevirmek zorunda kaldım.
hürriyet gazetesi'nden ricam odur ki okumadan geçtiğimiz (geçmemiz gereken) sayfalara konmasın böyle güzel yazılar.
hele hele zehir tadındaki haberlere hiç komşu olmasın.
lütfen...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar