bugün
- yazarların işlediği günahlar14
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- korkudan patır patır altına yapmak6
- flörtün ilkesel reddi3
- amedspor31
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- günlük tutmak7
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi7
- yazarların fotoğrafları9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- akşama ne yemek yapsam10
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- şimdi ne yapsam acaba7
- kadın tır şoförleri6
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- yarma şeftali7
- durduk yere tribe girmek5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- sözlüğün yeni tasarımı23
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- ipkis2
- saçmalayan yazarlar2
- profdrekremculfa3
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- kanal 7 gelin dizisi5
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- manken gibi kadınla evlenmek5
Lozan'a giden heyetin başında ismet Bey vardı. Heyetin aslî diğer üyeleri ise, Dr. Rıza Nur ve Hasan (Saka) Beydi.
Bunların dışında, heyette ayrıca 30'dan fazla müşavir, uzman, danışman, kâtip, idareci statüsünde adam vardı. (ismet Paşa, Konferansın ikinci safhasında bu heyeti büyük çapta değiştirdi. Kendisine en yakın danışman olarak da, Yahudi Hahambaşısı Haim Naum'u seçti.)
Konferansa delege seviyesinde katılan ülkeler şunlar: ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Rusya ve Yugoslavya.
Lozan Konferansının en mühim maksadı, Birinci Dünya Harbi ve hemen ardından başlayan istiklâl Harbi sonrasında kurulan yeni Türkiye Devletinin dünyaca tanınması, toprak bütünlüğü ve millî sınırlarının kabul edilmesiydi.
Bu noktada ciddî bir sıkıntıyla karşılaşmaması, Türkiye'nin hakkıydı.
Zira, son savaştan zaferle çıkmıştı. Ne var ki, cephelerde, meydanlarda kazanılmış olan zafer, diplomatik sahada (masa başında) karşılığını lâyıkıyla bulamadı.
işte, "Misâk-ı Millî" içinde yer aldığı halde, Lozan'da halledilmeyen, zamana bırakılan ve daha sonraları Türkiye'nin başını hayli ağrıtacak olan önemli dâvâlar: Kıbrıs, Ege Adaları, Boğazlar, Hatay ve Kerkük-Musul meseleleri.
Hatay ve Boğazlar dışında kalan meselelerin tamamı, ne yazık ki Türkiye'nin aleyhine bir gelişme kaydetti.
ve birde madalyonun öteki yüzü var tabi, her gördüğün sakallıya dede dememek lazım.
Yukarıda bahsettiklerimiz, doğrudan siyasî, maddî ve şeklî meseleleri ithiva ediyor.
Bunlardan çok daha önemli olan ise, Lozan'da gizlice görüşülen ve karara bağlanan dinî/mânevî hususlardır:
Bunlar, hilâfetin kaldırılması, dinî hayat ve tedrisatın sona erdirilmesi, mânevî cephenin çökertilmesi, bin yıllık kültür ve medeniyet birikiminin tahrip edilmesi gibi, bu milletin en mühim ve hayatî meselelerini içine alan bir dizi reform ve inkılâpların muhakkak sûrette realize edilmesi talebidir.
Kısa bir müddet sonra Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve köklü değişimler, bu taleplerin büyük bir iştahla yerine getirildiğini gösteriyor.
Lozan görüşmeleri esnasında madalyonun bu yüzünde aktif rol alan en etkili şahıs ise, istanbul Yahudi Hahambaşısı olan Haim Naum'dur.
Türkiye'deki icraatler noktasında maksadına fazlasıyla ulaştığına kanaat getiren Naum, 1925'te Kahire'ye gitti ve orada da bu kez Mısır Hahambaşı oldu. (Bu tarihten sonra Filistin'e el atan Naum, burada bir Yahudi devletinin kurulması için vargücüyle çalışmaya koyuldu.)
* * *
Haim Naum'un Lozan görüşmeleri esnasında ortaya çıkması ve kaşla göz arasında reis ismet Paşanın en gözde danışmanı/müşaviri oluvermesi, ikinci delegasyon makamındaki Dr. Rıza Nur'un dikkatini çeker.
Kaleme aldığı hatıralarında, bu "emrivâki"den şöyle bahseder:
"Bir müddettir istanbul eski Hahambaşı Haim Naum, Lozan'da kaldığımız otelde görülmeğe başladı.
Baktım bir gün ismet'le görüşüyor.
Ne yapmış, kimi vasıta yapmış bilmem.
ismet'e yanaşmış. Yaman Yahudi!.. Artık ismet'ten ayrılmıyor.
Yemek zamanını biliyor ya, asansörün yanında bizi bekliyor.
Derhal ismet'in koltuğuna giriyor, belinden yakalıyor; o da onun...
ismet'i lüzumu yokken holde dolaştırıyor.
Sonra yemek salonunda, ismet'le şakalaşıyor, gülüyor...
Anlaşılıyor ki, herkese: 'ismet benim samimi, teklifsiz arkadaşımdır' diye göstermek istiyor ve gösteriyor.
Nihayet bütün Yahudi sırnaşıklığı ile yanaştı. ismet'in yakasını bırakmıyor... Şimdi odasından da çıkmıyor. ismet bunu müşavir tâyin etti. Yevmiye vermeye de başlamış. Bana da söylemiyor.
Heyet'i murahhasa çiftliktir, kullanıyor. Ne diye kandırdı bilmem. Bu sadedil ismet, Yahudinin dolabına girdi. Derken Hahambaşını soframıza da aldı. Bu vakte kadar sesimi çıkarmamıştım.
"ismet'e dedim ki: 'Bu Yahudi de başımıza nereden çıktı? Senin böyle bir Yahudi ile laubali görüşmen haysiyetini ve Türk milletinin, heyetinin haysiyetini kırar. Bu kadar yüz verme!' ismet, bana kızdı... Derken, herif azdıkça azdı. Heyetten şuna buna herkesin içinde kumanda ediyor. Benim önüme de geçip yürüyor. ihtimal ismet benim sözlerimi ona söyledi... ismet'e tekrar dedim: 'Bu bir Yahudidir. Adi adamdır. Bunun kim bilir ne fenâ işleri vardır? Bundan bir hayır bekleme!..'
"Hahambaşı ismet'e bütün ingiliz ve Fransız ricâlini tanıdığını, hepsi ahbabı olduğunu, işleri istediği gibi yaptıracağını söylüyormuş. Tabiî ingiliz, Fransız ve italyan delegelerine de ismet'in avucunda olduğunu söylüyordu... Lozan muhitinde dolaşıyor, herkese: 'ismet teklifsiz ahbabımdır, sözümden dışarı çıkmaz' diyormuş.."
(Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, c. 3, sh.1211;1050)
Rıza Nur'un anlattıklarını teyit edenlerden biri de Rauf Orbay'dır.
Türkiye'de en üst seviyede askerî ve siyasî görevlerde (Bakanlık, Başbakanlık, Meclis ikinci Başkanlığı...) bulunmuş olan Orbay, aynı hususla ilgili olarak şunları kaydediyor: "ismet Paşa, anlaşıldığına göre, Lozan'da ingilizlerle bir çeşit gizli arabuluculuk rolü oynayan istanbul Yahudi Hahambaşı Haim Naum Efendinin telkinleriyle, Hilâfetin artık ne şekilde olursa olsun Türkiye'de devamına müsaade edilmeyip, derhal kaldırılması fikrini tamamıyla benimsemiş bulunuyordu." (Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, s, 96)
* * *
Bir sonraki yazıda, Haim Naum'un (Hayim Nahum) gerek Lozan'da ve gerekse Konferansın kesintiye uğramasının ardından çeşitli ülkelerin başkentlerinde yürüttüğü lobi faaliyetleri ile Ankara'da yaptığı temaslara ve bütün bu olup bitenler karşısında Bediüzzaman Said Nursî'nin sergilemiş olduğu ilmî/fikrî duruşun ne anlama geldiği üzerinde durmaya çalışalım. hain haim naum'un yediği nanelere değineceğim.
bir kısmı alıntıdır, metin bütünlüğünü korumak için alıntı ibaresi eklemedim.
Bunların dışında, heyette ayrıca 30'dan fazla müşavir, uzman, danışman, kâtip, idareci statüsünde adam vardı. (ismet Paşa, Konferansın ikinci safhasında bu heyeti büyük çapta değiştirdi. Kendisine en yakın danışman olarak da, Yahudi Hahambaşısı Haim Naum'u seçti.)
Konferansa delege seviyesinde katılan ülkeler şunlar: ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Rusya ve Yugoslavya.
Lozan Konferansının en mühim maksadı, Birinci Dünya Harbi ve hemen ardından başlayan istiklâl Harbi sonrasında kurulan yeni Türkiye Devletinin dünyaca tanınması, toprak bütünlüğü ve millî sınırlarının kabul edilmesiydi.
Bu noktada ciddî bir sıkıntıyla karşılaşmaması, Türkiye'nin hakkıydı.
Zira, son savaştan zaferle çıkmıştı. Ne var ki, cephelerde, meydanlarda kazanılmış olan zafer, diplomatik sahada (masa başında) karşılığını lâyıkıyla bulamadı.
işte, "Misâk-ı Millî" içinde yer aldığı halde, Lozan'da halledilmeyen, zamana bırakılan ve daha sonraları Türkiye'nin başını hayli ağrıtacak olan önemli dâvâlar: Kıbrıs, Ege Adaları, Boğazlar, Hatay ve Kerkük-Musul meseleleri.
Hatay ve Boğazlar dışında kalan meselelerin tamamı, ne yazık ki Türkiye'nin aleyhine bir gelişme kaydetti.
ve birde madalyonun öteki yüzü var tabi, her gördüğün sakallıya dede dememek lazım.
Yukarıda bahsettiklerimiz, doğrudan siyasî, maddî ve şeklî meseleleri ithiva ediyor.
Bunlardan çok daha önemli olan ise, Lozan'da gizlice görüşülen ve karara bağlanan dinî/mânevî hususlardır:
Bunlar, hilâfetin kaldırılması, dinî hayat ve tedrisatın sona erdirilmesi, mânevî cephenin çökertilmesi, bin yıllık kültür ve medeniyet birikiminin tahrip edilmesi gibi, bu milletin en mühim ve hayatî meselelerini içine alan bir dizi reform ve inkılâpların muhakkak sûrette realize edilmesi talebidir.
Kısa bir müddet sonra Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve köklü değişimler, bu taleplerin büyük bir iştahla yerine getirildiğini gösteriyor.
Lozan görüşmeleri esnasında madalyonun bu yüzünde aktif rol alan en etkili şahıs ise, istanbul Yahudi Hahambaşısı olan Haim Naum'dur.
Türkiye'deki icraatler noktasında maksadına fazlasıyla ulaştığına kanaat getiren Naum, 1925'te Kahire'ye gitti ve orada da bu kez Mısır Hahambaşı oldu. (Bu tarihten sonra Filistin'e el atan Naum, burada bir Yahudi devletinin kurulması için vargücüyle çalışmaya koyuldu.)
* * *
Haim Naum'un Lozan görüşmeleri esnasında ortaya çıkması ve kaşla göz arasında reis ismet Paşanın en gözde danışmanı/müşaviri oluvermesi, ikinci delegasyon makamındaki Dr. Rıza Nur'un dikkatini çeker.
Kaleme aldığı hatıralarında, bu "emrivâki"den şöyle bahseder:
"Bir müddettir istanbul eski Hahambaşı Haim Naum, Lozan'da kaldığımız otelde görülmeğe başladı.
Baktım bir gün ismet'le görüşüyor.
Ne yapmış, kimi vasıta yapmış bilmem.
ismet'e yanaşmış. Yaman Yahudi!.. Artık ismet'ten ayrılmıyor.
Yemek zamanını biliyor ya, asansörün yanında bizi bekliyor.
Derhal ismet'in koltuğuna giriyor, belinden yakalıyor; o da onun...
ismet'i lüzumu yokken holde dolaştırıyor.
Sonra yemek salonunda, ismet'le şakalaşıyor, gülüyor...
Anlaşılıyor ki, herkese: 'ismet benim samimi, teklifsiz arkadaşımdır' diye göstermek istiyor ve gösteriyor.
Nihayet bütün Yahudi sırnaşıklığı ile yanaştı. ismet'in yakasını bırakmıyor... Şimdi odasından da çıkmıyor. ismet bunu müşavir tâyin etti. Yevmiye vermeye de başlamış. Bana da söylemiyor.
Heyet'i murahhasa çiftliktir, kullanıyor. Ne diye kandırdı bilmem. Bu sadedil ismet, Yahudinin dolabına girdi. Derken Hahambaşını soframıza da aldı. Bu vakte kadar sesimi çıkarmamıştım.
"ismet'e dedim ki: 'Bu Yahudi de başımıza nereden çıktı? Senin böyle bir Yahudi ile laubali görüşmen haysiyetini ve Türk milletinin, heyetinin haysiyetini kırar. Bu kadar yüz verme!' ismet, bana kızdı... Derken, herif azdıkça azdı. Heyetten şuna buna herkesin içinde kumanda ediyor. Benim önüme de geçip yürüyor. ihtimal ismet benim sözlerimi ona söyledi... ismet'e tekrar dedim: 'Bu bir Yahudidir. Adi adamdır. Bunun kim bilir ne fenâ işleri vardır? Bundan bir hayır bekleme!..'
"Hahambaşı ismet'e bütün ingiliz ve Fransız ricâlini tanıdığını, hepsi ahbabı olduğunu, işleri istediği gibi yaptıracağını söylüyormuş. Tabiî ingiliz, Fransız ve italyan delegelerine de ismet'in avucunda olduğunu söylüyordu... Lozan muhitinde dolaşıyor, herkese: 'ismet teklifsiz ahbabımdır, sözümden dışarı çıkmaz' diyormuş.."
(Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, c. 3, sh.1211;1050)
Rıza Nur'un anlattıklarını teyit edenlerden biri de Rauf Orbay'dır.
Türkiye'de en üst seviyede askerî ve siyasî görevlerde (Bakanlık, Başbakanlık, Meclis ikinci Başkanlığı...) bulunmuş olan Orbay, aynı hususla ilgili olarak şunları kaydediyor: "ismet Paşa, anlaşıldığına göre, Lozan'da ingilizlerle bir çeşit gizli arabuluculuk rolü oynayan istanbul Yahudi Hahambaşı Haim Naum Efendinin telkinleriyle, Hilâfetin artık ne şekilde olursa olsun Türkiye'de devamına müsaade edilmeyip, derhal kaldırılması fikrini tamamıyla benimsemiş bulunuyordu." (Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, s, 96)
* * *
Bir sonraki yazıda, Haim Naum'un (Hayim Nahum) gerek Lozan'da ve gerekse Konferansın kesintiye uğramasının ardından çeşitli ülkelerin başkentlerinde yürüttüğü lobi faaliyetleri ile Ankara'da yaptığı temaslara ve bütün bu olup bitenler karşısında Bediüzzaman Said Nursî'nin sergilemiş olduğu ilmî/fikrî duruşun ne anlama geldiği üzerinde durmaya çalışalım. hain haim naum'un yediği nanelere değineceğim.
bir kısmı alıntıdır, metin bütünlüğünü korumak için alıntı ibaresi eklemedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com