bugün
- hewal ebo17
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz6
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- lahmacunu elle yiyen kız6
- bursa vs edirne6
- gürcistan8
- kuran da namaz yok16
- pforzheim şu an 36 derece4
- kendine bir öğüt ver7
- ısparta simidi8
- gocu11
- ateistlerin temel hatası7
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil3
- yahoo2
- en iyi simit hangi şehirdedir8
- ioçk adamdır2
- bir gammaz çetesinin daha çökertilmiş olması2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- simit ile gevrek arasındaki farklar10
- ırkçı damgası yememenin yolu2
- ben ıspartada yaşıyorum4
- instagram7
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum6
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü7
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi2
- z kuşağı7
- erdal beşikçioğlu6
- sözlük yazarlarının saatleri15
- selamun aleyküm2
- benkimki8
- memduh bashgan2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- kadınlar arası rekabet7
- bir geçmiş olsun alırım artık4
- cezayir2
- kadınlara alınabilecek hediyeler6
- en sevilmeyen yazar3
- vizontele 3 akp nin yolu3
- usualsuspects bırak bu ayakları2
- velvet19
- eski üst segment mi yoksa yeni alt segment mi2
- bursa vs diyarbakır2
- bursa vs rize2
- sırrı süreyya önder2
- kadın kadının destekçidir5
- eren kaşıkçı10
- 11 nisan 2027 amedspor galatasaray maçı3
- mülkiyetçi aşk2
albüm hakkında düşüncelerim :
öncelikle kapak, albüm kapağı diğer dark tranquillity albüm kapaklarına göre biraz daha değişik olsada kötü değil. vasat bir albüm kapağı.
iridium : başındaki clean başlangıç ve ağır temposuyla kendini hatırlattıran bir şarkı. mikael'in clean vokalini ne kadar geliştirdiğinin kanıtlarından biri. ayrıca albümün en uzun şarkısı 6:44 ile.
shadow in our blood : değişik bir intro ile giriş yapan mükemmel bir riff üzerine kurulmuş şarkı. bana at the gates'i andırdı birazda. nakaratın arkasındaki klavye melodisi pek bir hoştur.
dream oblivion : klavye'nin gerçekten hissedildiği bir şarkı. verse bölümündeki kesik ve artifical harmonicli riffi insanı gaza getiriyor.
stereo olarak dinlediğinizde gitarın sağa sola gidip gelmeside hoş olmuş.
mikael*'e zaten artık edicek laf bulamıyorum her zamanki gibi aşmış.
the fatalist : piyano introsu ardından giren riff'in tam olarak sertliği vurgulayamaması dışında gayet gaz bir şarkı. özellikle bateri-gitar uyumu pek bir coşturuyor. ayrıca kısa ve melodik solosuda çok yakışmış. mikael ise nakarat yazma becerisini konuşturmuş.
in my absence : bana punish my heaven'ı hatırlatmaktan ileri gidemedi malesef. vasat bir şarkı gibi gözüksede mükemmel ötesi bir nakarata sahiptir. bir insan bu kadar duygusal brutal vokal yapabilirmi allahım! ayrıca tapping solosuda çok şıktır. bir dakika lan ne vasatı güzel şarkı ya.*
the grandest accusation : albümün genelindeki gibi bu şarkıda pek bomba bir introya sahip. ağır ritmi* ile headbang için ideal. clean vokal ile harikalar yaratmış mikael.
at the point of igniton : kesik riffleriyle konserlerde çok can yakacak bir şarkıya benziyor.
her silent language : the mind's i albümünden fırlamış bir şarkıya benzettim hafiften.
klavyenin var ettiği şarkılardan.
arkhangelsk : karanlık bir hava içerisinde geçen, birçok insan tarafından albümün en iyi şarkısı olarak gösterilen bence vasat şarkı.
i am the void : birden küt diye başlayan şarkı. gerek verseleri gerek nakaratı ile bana göre albümün en güzel şarkısı. gitar çılgın atar bu şarkıda. ayrıca albümün en hızlı solosuna sahiptir.
surface the infinite : genel olarak albümün havasına uyan bir şarkı. the gallery havasında olmasıda bir başka güzellik katıyor. *
öncelikle kapak, albüm kapağı diğer dark tranquillity albüm kapaklarına göre biraz daha değişik olsada kötü değil. vasat bir albüm kapağı.
iridium : başındaki clean başlangıç ve ağır temposuyla kendini hatırlattıran bir şarkı. mikael'in clean vokalini ne kadar geliştirdiğinin kanıtlarından biri. ayrıca albümün en uzun şarkısı 6:44 ile.
shadow in our blood : değişik bir intro ile giriş yapan mükemmel bir riff üzerine kurulmuş şarkı. bana at the gates'i andırdı birazda. nakaratın arkasındaki klavye melodisi pek bir hoştur.
dream oblivion : klavye'nin gerçekten hissedildiği bir şarkı. verse bölümündeki kesik ve artifical harmonicli riffi insanı gaza getiriyor.
stereo olarak dinlediğinizde gitarın sağa sola gidip gelmeside hoş olmuş.
mikael*'e zaten artık edicek laf bulamıyorum her zamanki gibi aşmış.
the fatalist : piyano introsu ardından giren riff'in tam olarak sertliği vurgulayamaması dışında gayet gaz bir şarkı. özellikle bateri-gitar uyumu pek bir coşturuyor. ayrıca kısa ve melodik solosuda çok yakışmış. mikael ise nakarat yazma becerisini konuşturmuş.
in my absence : bana punish my heaven'ı hatırlatmaktan ileri gidemedi malesef. vasat bir şarkı gibi gözüksede mükemmel ötesi bir nakarata sahiptir. bir insan bu kadar duygusal brutal vokal yapabilirmi allahım! ayrıca tapping solosuda çok şıktır. bir dakika lan ne vasatı güzel şarkı ya.*
the grandest accusation : albümün genelindeki gibi bu şarkıda pek bomba bir introya sahip. ağır ritmi* ile headbang için ideal. clean vokal ile harikalar yaratmış mikael.
at the point of igniton : kesik riffleriyle konserlerde çok can yakacak bir şarkıya benziyor.
her silent language : the mind's i albümünden fırlamış bir şarkıya benzettim hafiften.
klavyenin var ettiği şarkılardan.
arkhangelsk : karanlık bir hava içerisinde geçen, birçok insan tarafından albümün en iyi şarkısı olarak gösterilen bence vasat şarkı.
i am the void : birden küt diye başlayan şarkı. gerek verseleri gerek nakaratı ile bana göre albümün en güzel şarkısı. gitar çılgın atar bu şarkıda. ayrıca albümün en hızlı solosuna sahiptir.
surface the infinite : genel olarak albümün havasına uyan bir şarkı. the gallery havasında olmasıda bir başka güzellik katıyor. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar