bugün
- uludağ sözlük çeteleri9
- en boktan on yıl7
- anın fotoğrafı14
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- ya arkadaşlar ben de çete aççam3
- arkadaşlar şu köprü var ya2
- kuran ı kerim meali4
- ak parti sevdalısı yazarlar3
- amirim2
- ütü6
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- çipli top2
- gammaz başı geldi2
- yüksek sesle gülmek6
- sözlük yazarları nerede sorunsalı2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- true neden çaylak sorunsalı2
- seri gizli artı oy veren melek5
- hırvatistan14
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
- aleyna tilki3
- red flag erkek listesi9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- menemen9
- anın görüntüsü14
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- üçüncü köprünün ucunu istiyorum2
- nöbet5
- ölüm9
- kral kaybederse4
- dr pimple popper3
- japonya24
- saraca bey bey birader2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- patlak erkekler nasıl anlaşılır2
- arnavutluk3
- ogün samast3
- memati baş3
- insanlara laf anlatmak3
- ismet pürmüz2
- ekonomi3
- velvet11
- türk müsün türkiyeli misin12
- fabrikaların kalite bölümündeki kızlar2
- en uzun mesafe4
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- iran2
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
--spoiler--
bu bira bardağını nesi var? ötekilerin aynı. kesme bir bardak, kulplu, üzerinde bel resmi bulunan markası 'Spatenbrau' da yazılı'' bunları ben de biliyorum, ufacık bir şey, açıklayamıyorum onu. hiç kimseye. işte, yavaşça suyun dibine doğru, korkuya doğru kayıyorum.
bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. bakışı içe dönük, balık gözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmaya görsün, suratları hemen değişir. sekiz yaşındayken, lüxembourg parkı'nda oynadığım sıralarda , böyle bir adam vardı; gelir, auguste- comte sokağı' na bakan demir parmaklığa bitişik nöbetçi klübesinde otururdu. hiç konuşmaz, ara sıra bir bacağını uzatarak, ayağına korkuyla bakardı. bekçinin amcama söylediğine göre eskiden öğretmen yardımcısıymış. bir gün akademi üyesi kılığına girip sınıflarda karne notlarını okuduğu için emekliye ayırmışlar. çok korkardık ondan, çünkü yalnız olduğunu sezerdik. bir gün Robert' e, ta uzaktan kollarını uzatarak gülümsemişti, çocukcağız neredeyse bayılacaktı. bizi asıl korkutan ne düşkün hali , ne de boynunda bulunan ve takma yakasının kenarına sürünüp duran urdu. kafasından , yengeçsi düşüncelerin gelip geçtiğini duymamız korkutuyordu bizi. nöbetçi klübesi, çemberlerimiz ve çalılar üzerine yengeçsi şeyler düşünebilmesi içimize yılgınlık salıyordu.
ben de mi böyle olacğım sonunda? yalnızlık ilk olarak canımı sıkıyor.başıma gelenleri, iş işten geçmeden, küçük çocukları korkutmaya başlamadan önce birisine açmak istiyorum. Anny' nin burda olmasını isterdim.
--spoiler--
hiçbir varoluşçu boynuzun geçemeyeceği kulak.
bu bira bardağını nesi var? ötekilerin aynı. kesme bir bardak, kulplu, üzerinde bel resmi bulunan markası 'Spatenbrau' da yazılı'' bunları ben de biliyorum, ufacık bir şey, açıklayamıyorum onu. hiç kimseye. işte, yavaşça suyun dibine doğru, korkuya doğru kayıyorum.
bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. bakışı içe dönük, balık gözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmaya görsün, suratları hemen değişir. sekiz yaşındayken, lüxembourg parkı'nda oynadığım sıralarda , böyle bir adam vardı; gelir, auguste- comte sokağı' na bakan demir parmaklığa bitişik nöbetçi klübesinde otururdu. hiç konuşmaz, ara sıra bir bacağını uzatarak, ayağına korkuyla bakardı. bekçinin amcama söylediğine göre eskiden öğretmen yardımcısıymış. bir gün akademi üyesi kılığına girip sınıflarda karne notlarını okuduğu için emekliye ayırmışlar. çok korkardık ondan, çünkü yalnız olduğunu sezerdik. bir gün Robert' e, ta uzaktan kollarını uzatarak gülümsemişti, çocukcağız neredeyse bayılacaktı. bizi asıl korkutan ne düşkün hali , ne de boynunda bulunan ve takma yakasının kenarına sürünüp duran urdu. kafasından , yengeçsi düşüncelerin gelip geçtiğini duymamız korkutuyordu bizi. nöbetçi klübesi, çemberlerimiz ve çalılar üzerine yengeçsi şeyler düşünebilmesi içimize yılgınlık salıyordu.
ben de mi böyle olacğım sonunda? yalnızlık ilk olarak canımı sıkıyor.başıma gelenleri, iş işten geçmeden, küçük çocukları korkutmaya başlamadan önce birisine açmak istiyorum. Anny' nin burda olmasını isterdim.
--spoiler--
hiçbir varoluşçu boynuzun geçemeyeceği kulak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar