bugün
- japonya14
- kırgızistan8
- çin8
- gürcistan25
- latin atasözleri6
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- geceye bir şarkı bırak16
- isveç3
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- geceniz nasıl geçiyor7
- cep telefonu4
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- tez yazmak4
- ispanya3
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- ctrlx22
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- danimarka7
- almanya10
- finlandiya3
- norveç3
- kazakistan2
- belçika2
- sabahattin zaim üniversitesi2
- özlenilen şeyler2
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- hewal ebo18
- fransa3
- uluslararası ilişkiler2
- kuran da namaz yok21
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- evli kadınla beraber olmak2
- portekiz3
- lahmacunu elle yiyen kız14
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- ilgi isteyen kız16
- yalnız yaşamak5
- içim yanıyor be sözlük7
- e'e f e6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- neden namaz kılmıyorsun4
ey eski kamer, sen bizi elbette bilirsin!
annemdi o nurunda gezen zıllı-ı mehasin,
bendim o çocuk, bendim o simay-ı tehayyür.
bir gün ki hazan ufka kızıl dalgalı bir nur,
bir kanlı ziya haşrediyorken, onu bir yed,
bir bad-ı haşin aldı o rüyayı müebbed.
onbeş senedir, ufka güneş kanlı düşerken;
tenha ovadan, boş dereden akşamın erken
hüzniyle susan meşçerelerden gam-ı eylül
bir gölge yaparken, onu bir savt-ı tegafül
hasretle sorar kalbimi imla eden aha,
yerlerde yatan, sisli, donuk hüsn-i tebaha
avare felaket gülü, altın krizantem,
her tarh-ı hazan üstüne dökmüş yine matem,
durgun sular üstünde perişan ü mükedder
faslın dağınık ruhu bulut, sis gibi titrer;
yorgun, sarı yapraklar uçar bir kuru daldan,
bir hasta güneş ufka döker saye-i maden;
en son semalarda da ey eski kamer, sen
hüznünle yaparken acı bir lavha-i şiven,
çöllerde kalan bir küçücük makber-i bikes,
yollar bu muhitata kesik, şehkalı bir ses! *
annemdi o nurunda gezen zıllı-ı mehasin,
bendim o çocuk, bendim o simay-ı tehayyür.
bir gün ki hazan ufka kızıl dalgalı bir nur,
bir kanlı ziya haşrediyorken, onu bir yed,
bir bad-ı haşin aldı o rüyayı müebbed.
onbeş senedir, ufka güneş kanlı düşerken;
tenha ovadan, boş dereden akşamın erken
hüzniyle susan meşçerelerden gam-ı eylül
bir gölge yaparken, onu bir savt-ı tegafül
hasretle sorar kalbimi imla eden aha,
yerlerde yatan, sisli, donuk hüsn-i tebaha
avare felaket gülü, altın krizantem,
her tarh-ı hazan üstüne dökmüş yine matem,
durgun sular üstünde perişan ü mükedder
faslın dağınık ruhu bulut, sis gibi titrer;
yorgun, sarı yapraklar uçar bir kuru daldan,
bir hasta güneş ufka döker saye-i maden;
en son semalarda da ey eski kamer, sen
hüznünle yaparken acı bir lavha-i şiven,
çöllerde kalan bir küçücük makber-i bikes,
yollar bu muhitata kesik, şehkalı bir ses! *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar