bugün
- yazarları gülümseten şeyler6
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- sarı yeleli aslan trump8
- iç sıkıntısından intihar etmek4
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- 60 saat boyunca uyumayan insan3
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler12
- iş sıkıntısı olmasa okuyacağınız bölüm3
- birader beylerin birader beyler olmaları2
- hababam sınıfı semra hoca7
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- yaz günü bira içmek5
- montla sıçmak3
- klima çarpması2
- olgay'ı pezevenklerin eline vermek3
- zallın fake hesabı var mı9
- kalmadı3
- kendi kendine konuşmak5
- ani gelen can sıkıntısı2
- anın görüntüsü19
- en gey özelliğiniz13
- mor semsiyeli yabanci21
- siyah araba4
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- disclosure day3
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- 40 yaşında bekar kadın6
- özşen madencilik işçilerinin direnişi8
- ben bir hata yaptım4
- gocu26
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı3
- türkiye a milli futbol takımı2
- dinciler4
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- kadınlar hakkında net gerçekler4
- chp'nin hali ne olacak49
- dönerci isim önerileri4
- sözlüğün kırbacı11
- kahverengi bi renkse kahve ne renk3
- ben geldim naneler6
- terör devleti3
- siz hepiniz biz türkiye marşı4
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo5
- uludağ sözlüğü 3 kelime ile anlat3
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- tüm zamanların en iyi kadrosuna sahip takımı2
- clydeless bonnie6
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı4
bizim aramızda 9 yaş vardı senle, şimdiki gibi 9000 asır değil.
ben gözlerimi açmışım sen elimden tutmuşsun, babamdan daha baba olmuşsun bana sanki o küçücük yaşında. başıma her ne bok gelse "nasılsa abim var rahatlığı" içinde geçti gitti ruhumdan o küçücük kız telaşlarım. mahalledeki hiç bir oğlan sataşamadı bana sen vardın çünkü. en havalı bendim oyun zamanlarında, benim tornetim vardı abimin özenle yaptığı kenarlarını gazoz kapaklarıyla süslediğimiz. gameboyunla bir tur oynamak için beni köpek gibi yalvartsan da, babamdan izin istemek, bakkaldan sigara almak, ekmek almaya yollamak, su getirmek, masaj yaptırmak, oynayacak adam bulamayınca beni kaleci yapmak gibi her türlü angaryayı bana yüklesen de abimsin ya hepsine hakkın vardı sanki.
bana göre en yakışıklı sendin, buz mavisi kotların zamanın gözdesi olduğu günlerde sen o en cool hallerinle buz mavisi kotunla bir haftasonu çıkıp gelirdin memlekete hem de sabahın köründe. üniversiteye giderken sana içimden binlerce kez kızıp dönünce yüzüne bile bakmam diye kendime söz versem de, o dönüş sabahlarında beni yatağımdan ayaklarımı gıdıklayarak uyandırırsın ya biter tüm kızgınlığım. "ankaradan abim gelmiş evde bir bayram havası, annem babam bizi çok severmiş".
benim abim abilerin en şahanesiydi bir zamanlar. uzun yaz tatillerinde bizi zorla önüne oturtup o küçücük yaşımızda öle dirilte pangea teorisini anlatır, çok da bir bok anlamayız ama dinleriz o anlatıyorsa önemlidir. kafamıza vura vura bağlama çalmayı öğretmeye çalışır. ben zülfü livanelinin "kan çiçekleri"nden ötesine gidemedim, yıllar sonra zülfü livaneliyle fotograf çektirirken abime gösteririm diye heyecanlanıp sonra gerçeği hatırladım, üzüldüm. uğruna nerdeyse harçlıklarının hepsini verdiğin kasetlerinin arada tozunu silip dinliyorum. en çok da levent yüksel "med cezir" albümünü. o senin gençliğin bizim çocukluğumuz çünkü.
eskiden, sen varken yani, ben yanlış birşey yapacak gibi olurken daha ödlek davranırdım. şimdi pek korkamıyorum birşeylerden. benim korkulacak ve şiddetle sevilecek tek erkek figürüm sensin hayatta, sen de yoksun zaten. bugün birisi "dünyanın ilk zamanlarında kıtaların o birleşmiş haline ne deniyordu" diye sordu. "pangea" dedim ben de. tüm bu duygusallığın sebebi de bu küçücük an oldu işte.
ben gözlerimi açmışım sen elimden tutmuşsun, babamdan daha baba olmuşsun bana sanki o küçücük yaşında. başıma her ne bok gelse "nasılsa abim var rahatlığı" içinde geçti gitti ruhumdan o küçücük kız telaşlarım. mahalledeki hiç bir oğlan sataşamadı bana sen vardın çünkü. en havalı bendim oyun zamanlarında, benim tornetim vardı abimin özenle yaptığı kenarlarını gazoz kapaklarıyla süslediğimiz. gameboyunla bir tur oynamak için beni köpek gibi yalvartsan da, babamdan izin istemek, bakkaldan sigara almak, ekmek almaya yollamak, su getirmek, masaj yaptırmak, oynayacak adam bulamayınca beni kaleci yapmak gibi her türlü angaryayı bana yüklesen de abimsin ya hepsine hakkın vardı sanki.
bana göre en yakışıklı sendin, buz mavisi kotların zamanın gözdesi olduğu günlerde sen o en cool hallerinle buz mavisi kotunla bir haftasonu çıkıp gelirdin memlekete hem de sabahın köründe. üniversiteye giderken sana içimden binlerce kez kızıp dönünce yüzüne bile bakmam diye kendime söz versem de, o dönüş sabahlarında beni yatağımdan ayaklarımı gıdıklayarak uyandırırsın ya biter tüm kızgınlığım. "ankaradan abim gelmiş evde bir bayram havası, annem babam bizi çok severmiş".
benim abim abilerin en şahanesiydi bir zamanlar. uzun yaz tatillerinde bizi zorla önüne oturtup o küçücük yaşımızda öle dirilte pangea teorisini anlatır, çok da bir bok anlamayız ama dinleriz o anlatıyorsa önemlidir. kafamıza vura vura bağlama çalmayı öğretmeye çalışır. ben zülfü livanelinin "kan çiçekleri"nden ötesine gidemedim, yıllar sonra zülfü livaneliyle fotograf çektirirken abime gösteririm diye heyecanlanıp sonra gerçeği hatırladım, üzüldüm. uğruna nerdeyse harçlıklarının hepsini verdiğin kasetlerinin arada tozunu silip dinliyorum. en çok da levent yüksel "med cezir" albümünü. o senin gençliğin bizim çocukluğumuz çünkü.
eskiden, sen varken yani, ben yanlış birşey yapacak gibi olurken daha ödlek davranırdım. şimdi pek korkamıyorum birşeylerden. benim korkulacak ve şiddetle sevilecek tek erkek figürüm sensin hayatta, sen de yoksun zaten. bugün birisi "dünyanın ilk zamanlarında kıtaların o birleşmiş haline ne deniyordu" diye sordu. "pangea" dedim ben de. tüm bu duygusallığın sebebi de bu küçücük an oldu işte.
güncel Önemli Başlıklar