bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- hangi yazarla çift olursunuz29
- sözlükte bile yalnız olmak10
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası8
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- sözlük çiftleştirme servisi11
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- ya bi siktirin gidin15
- bana onu sormayin18
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- sarapci koala hatayi13
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz3
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- erkeklerin antidepresan kullanmaması3
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- lübnan kızları4
- vahşi kelebeğim3
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- cm 03 042
- şapka takar mısınız12
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- cemil tugay11
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- istanbul12
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- özgür özel2
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- bizim paketçi honda dio başka bişey demio2
- boşanmış anne babanın çocuğu olmak2
- sezen taş7
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- uludağ sözlük sertleşme veritabanı4
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- sinek as5
- amerikan demokrasisi3
- honda pcx 125 motorsiklet2
- abdullah öcalan2
- ab'nin birliğe almadan önce 15 yıl deneme süresi2
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- ucan tekme atan hipopotam43
- atilla taş'ın kızı hayatını kaybetti2
umut taydaş'a ait bir şiir:
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar