bugün
- g i l d e d l i l y24
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- ankara6
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı9
- kürtler5
- sigara şöbiyet seks4
- dolar isterse 100 olsun38
- game of thrones taki kerhaneci16
- kadınınızı çalıştırır mısınız9
- tavuklu salata4
- erkek evi tek başına geçindirmek zorunda değildir6
- erdem atay2
- yeni parti de bölünebilir10
- babanın tüm mirası küçük kardeşe bırakması2
- nah sana oy17
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- filenin sultanları'nın letonya'yı 3 0 yenmesi2
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- rum sultanlığı3
- isabela santos3
- anın görüntüsü17
- gürcistan göçmenleri13
- evlenmek6
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- 21 ağustos 2026 türkiye letonya voleybol maçı4
- bioxinin forte2
- almanya'da yaşayıp arabasına tuğra yapıştıran tip6
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- almancıları sevmemek11
- birader bey olmayanlar2
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- stack overflow'un geleceği2
- fino köpeğine verilebilecek isimler3
- gemini man vs simko33
- muris muvazaası2
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler6
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- ekrem imamoğlu3
- 65 yaş üstü siyaset yasaklanmalıdır4
- alparslan kuytul18
- ismet bin gürbüzullah mehdii el fişfişovic mahdum2
- başlık altı yalamaları4
- melih gökçek5
- velvet48
- mezarlığa sıfır bina5
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
umut taydaş'a ait bir şiir:
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar