bugün
- yoğurt10
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır9
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı19
- jagermeister4
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın9
- dövmesi olan erkek7
- sevilen kadının topuklarını öpüp ısırmak7
- düzce3
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık4
- atm'ye ateme diyen hanzo12
- din kardeşimiz filistin4
- metres ilişkisine eğilimli erkek7
- sigarayı günde 1 dala düşürmek4
- sözlüğe nude atar mısınız6
- yaşlılık belirtileri3
- sözlüğe vücudunun fotoğrafını atan kadınlar5
- tai lung'un kız halini kıskanıyor olmam6
- baş ağrısı5
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- nasreddin hoca'nın eşeğine kayyum olarak atandım2
- karton toplayan çaylak2
- sözlüğün namus bekçileri5
- tesera2
- isminiz nasıl konuldu4
- falıma bakmak isteyen sözlük yazarları5
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı6
- sözlük yazarlarının iğneleri2
- sözlük kızlarının bikinili fotoğrafının olmaması7
- arkadaşlar bana kızdınız mı4
- saraca finch house19
- burçlara inanmak6
- aykolik moderatör olsun kampanyası6
- velvet35
- seni ne mutlu eder6
- avrupa'nın 3 dev savunma projesi2
- 40 yaş altı sözlük bebeleri11
- sadece arkadaşlarını oylayan yazar5
- velvet hanıma bulaşanı pis ederim sözlük5
- ölmesi gereken türk gelenekleri2
- sözlükten bir erkekle başbaşa buluşmuş erkek2
- ben izninizi isteyeyim2
- düşünen her insan ateisttir2
- sözlükte kavga bile çıkmaması7
- beyaz yakalıların yüzde 90'ı işsiz kalacak2
- burçlara inanan erkek5
- sözlükten on erkekle beraber olmuş kadına vurulmak3
- yağmur olup yağmak2
- 2026 dünya kupası25
- kızları etkilemek için burçları öğrenmek4
umut taydaş'a ait bir şiir:
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
TESELLi
"en büyük tesellim, ölüme..."
Ağlamak değil ki bu, kanamak,
Yüzüme bak,
Ben ağlarken yüzüme bak.
Keskin dişleri saplandı hayatıma yokluğun,
Aslında bu hayat bitmiş çoktan,
Aslında göbek bağım, kök salmışlığımdı ölüme,
Oysa sana doğmak ne kadar zor
Ve bir o kadar zor doymak
Bilmez arzunun altında ezilir taze aşık,
Ne biliyorsa almış yanına, ne biriktirdiyse saklamış ceplerine,
Aşk değil bu kaçamak...
Ve sarılmak ihtiyaçtan sadece, yok bir başka özel amaç,
Çağırıyor küpeli zindan bekçileri,
Sessizliğinin diyetini ödesin diye; razı,
Bir kere sarıldım ya diyor, inan ölüyor,
Kimbilir nasıl da ölüyor,
Bu kış kıyamette,
Bekçilerin canı kimbilir nasıl işkence istiyor;
Ölümdür bu ve yok olmak.
Çünkü ben gördüm onları,
Kaldır başını yerden, yer yer yeme içini, yüzüme bak,
Ağlamak değil ki bu yok olmak,
Çığlıkları labirentte kaybolmuş bir çocuk gibi
Dolanıyor beynimde,
Oysa sana doymak ne kadar zor,
Ve bir o kadar zor doğmak
Bilmez bir bebeğin tecrübesizliğine bürünür taze aşık,
Üstelik onu öldüreceklerini bile bile
O saklanırken, sen ışık tuttun yüzüne,
Sen sevişirken o ağlıyordu,
Sen dinlenirken o ağlıyordu,
Sen giderken ağlıyordu o,
Oysa ağlamak değildi bu, çünkü
Böyle bir ağlamak bilinmiyordu,
Gelseydin, arkanı dönseydin, görseydin,
Sesine baksaydın, gözünü duysaydın,
işte geliyor sesi,
Ağlamak değil bu yenilmek...
Kurda kuşa, eşe dosta, her halükârda yenilmek bu
Yenilmek hep aynı zaten, yok tesellisi.
Ürkek değildi arzunun süründüren bakışları,
Bin mevsimdi, kara yeldi, dinmez seldi,
Kattı kendine ne biriktirdiyse,
Harcadı seveni, bilip de bilmeyeni,
Yaşamak bir pirinç tanesinin boğaza tıkanması gibiydi,
itelemezsen gidemezdi, itelesen belki değemezdin,
Sevdanın böbrek taşlarıydı, yetememezlik
Ve her dakika duvarlara tırnak izleri ekleniyordu taze sevenin;
Kilitliyordu kendisini.
Herkesten gizli düş biriktirdiği odaya gidiyordu,
Düşlerin
Kimini çerçeveleyip duvara asıyordu,
Kiminden makasla kendini ayırıyordu,
Kimi hastalıklı bir beden gibi can çekişiyordu,
Onları görünce oturup ağlıyordu, biliyordum,
Ağlamak değildi bu yıkılmak,
Senin o sıralar bıkmışlığın söz konusuydu,
Ayaklarına kapanıp sana "seviyorum"
Demekten başka bir şeye gücü yetmiyordu,
Gururunu her sabah bir köpek gibi zehirliyordu,
Oysa kudurmuştu gururu bir kere,
Zindanın bekçileri onu götürmeden önce,
Paslı bir jiletle kesmiş bileklerini
Ben bulduğumda yanağı henüz ıslaktı,
Ağlamak değildi bu
Seviyordu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar