bugün
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- şönt baca3
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- niye uyandık sözlük3
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum2
- otobüste açamadığı camı kıran erkek4
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- at eti yemek5
- adana dürüm vs adana porsiyon5
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- uyudun mu11
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- patso4
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- özgüven5
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- tavuğun neden kanatları var11
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sinek as6
- s'i l v'e r m'i s t35
- insanı yoran duygular6
- uludağ sözlük size ne kattı27
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- gocu34
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- queen ravennadan mesaj var11
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- pandela 310
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- spora başladım4
- kaşarlı sucuklu menemen8
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
"kısalt abi, yanlar kısa, üstler uzun olsun" dedim ilk defa gittiğim berbere. o yıllarda saçımı hep farklı bir yerde kestirirdim, yolumun üstündeki ilk berbere girer, aynı replikleri tekrarlardım. saçım olduğundan, çok da özenmeme gerek yoktu, zaten kimse özenmezdi saçına, apaçiler henüz peydahlanmamıştı etrafta. seçebileceğiniz iki tip kesim vardı; amerikan ve italyan traşı. italyan bir dönem özellikle kaleciler arasında popüler olmuş, amerikan'ın ensesi uzun olanıydı. aslında bir üçüncü de mevcuttu, lakin onu sadece harun kolçak yaptırıyordu, toplumun geneli erkek adam perma'mı yaptırır diye bu modeli dışlıyordu.
saçım olduğu o yıllarda, berber konusunda özenli davranmazdım, zira saçlarım olduğundan, hangi berbere girersem gireyim, bir şekilde adama benzer, dışarı çıktığımda kolonya sürülmüş kafam üşürken kendimi yakışıklı hissederdim.
***
üniversite yıllarında saçlarımı uzattım, tam beş sene boyunca berber yüzü görmedim, belime gelen saçlarımla kendimi oldukça havalı hissediyordum, bolca kafa sallıyor, rüzgarı önüme alarak yürümekten inanılmaz zevk alıyordum, arada saçımdaki kırıklar arttığında annem alıyor eline makası, saçlarımı suyunu sıkar gibi büzüyor, ortaya çıkan kırıkları temizliyordu. saç kremleri, lastik tokalar, deniz sonrası sıkılan ve saçın dolaşmasını engelleyen garip spreylerle o yıllarda tanıştım. berber salonlarının kokusunu unutmuştum, ta ki bir gün artık zamanı geldi diyerek, saçlarımı kestirdiğim güne kadar.
***
beş yıldır uzattığım saçlarım kesildiğinde, berber koltuğundan kalkamayıp uzunca süre aynaya baktım, kendimi tanıyamıyordum, bu kel adam kimdi, bu patates kafa kimdi, aynada bir ucube vardı ve ben onu tanımıyordum. gözlerimi kapadım, açtım, kapadım, açtım, inanmak istemiyordum, o aynadaki yaratık gitsin, yerine ben geleyim istiyordum, ama gerçek ortadaydı;
beş dakika içinde; uzun saçlı süpersonik adamdan, keltoş skimsonik adama dönüşmüştüm, aslında hep skimsonik olduğumu, saçların sadece bunu iyi kamufle ettiğini o an anladım.
24 yaşında derbeder olmuştum.
****
"nasıl keselim beyefendi" sorusunu, "uzman sensin, sana bırakıyorum" diye cevapladım, sorumluluğu üzerimden atmayı öğrenmiştim artık; sonuç fiyasko olacağı için, şöyle kes, böyle kes demiyordum. şehrin en pahalı berberlerinden, ya da onların deyimiyle erkek kuaför salonlarından birindeydim. artık saçım kalmadığından, mecburen bir uzmana gitmek zorundaydım, başka türlü yüzüne bakılır olamıyordum. sadece en iyi kuaför, beni insana benzetebiliyordu.
adam çenemden tutup, kafamı çevirerek, aynadan kafa yapımı inceledi, işi zordu, suratından anladım. bir türlü kesme işlemine başlayamayınca, "usta" dedim "rahat ol, malzemeyi biliyorum senden mucize beklemiyorum", rahatladı, kesime başladı. olmayan saçlarımı, düşüne düşüne, ağırdan ala ala kesti. sanki saç kesmiyor da yeni bir felsefi akımın manifestosunu yazıyordu.
kesim işlemi bittikten sonra, kafamı lavaboya bastırarak saçımı yıkamaya başladı, tanımadığım bu adamın elleri arada bir yüzümde dolaşıyor, suları süzmek için avucuyla yüzümü kavrıyordu. tiksindim.
yıkama sonrası, saçımı kurutmaya başladı. kadın kuaförlerinde saatlerce süren bu iş, makinayı açıp, kapamasıyla son buldu. saç yoktu ki, neyi kurutacaktı.
kafamın önünde tam beş tel saç vardı, tararken onları, bir sağa bir sola yatırdı, "nasıl olsun" dedi, şaka yapıyordu galiba, "ikisi sağda, ikisi solda, biri ortada olsun" diyesim geldi, lakin tiz bir sesle, "sen bilirsin" dedim, öne taradı ve işimiz bitti.
parayı ödeyip dışarı çıkar çıkmaz, rüzgarı karşıdan yedim, saçım bozuldu mu diye parlak kapıya baktım, rüzgar saçımın önündeki beş teli de havalandırmış, alnıma bir ibik kondurmuştu.
30 yaşında pek çok şey olmayı hayal etmiş, ama ola ola tenten olmuştum.
saçım olduğu o yıllarda, berber konusunda özenli davranmazdım, zira saçlarım olduğundan, hangi berbere girersem gireyim, bir şekilde adama benzer, dışarı çıktığımda kolonya sürülmüş kafam üşürken kendimi yakışıklı hissederdim.
***
üniversite yıllarında saçlarımı uzattım, tam beş sene boyunca berber yüzü görmedim, belime gelen saçlarımla kendimi oldukça havalı hissediyordum, bolca kafa sallıyor, rüzgarı önüme alarak yürümekten inanılmaz zevk alıyordum, arada saçımdaki kırıklar arttığında annem alıyor eline makası, saçlarımı suyunu sıkar gibi büzüyor, ortaya çıkan kırıkları temizliyordu. saç kremleri, lastik tokalar, deniz sonrası sıkılan ve saçın dolaşmasını engelleyen garip spreylerle o yıllarda tanıştım. berber salonlarının kokusunu unutmuştum, ta ki bir gün artık zamanı geldi diyerek, saçlarımı kestirdiğim güne kadar.
***
beş yıldır uzattığım saçlarım kesildiğinde, berber koltuğundan kalkamayıp uzunca süre aynaya baktım, kendimi tanıyamıyordum, bu kel adam kimdi, bu patates kafa kimdi, aynada bir ucube vardı ve ben onu tanımıyordum. gözlerimi kapadım, açtım, kapadım, açtım, inanmak istemiyordum, o aynadaki yaratık gitsin, yerine ben geleyim istiyordum, ama gerçek ortadaydı;
beş dakika içinde; uzun saçlı süpersonik adamdan, keltoş skimsonik adama dönüşmüştüm, aslında hep skimsonik olduğumu, saçların sadece bunu iyi kamufle ettiğini o an anladım.
24 yaşında derbeder olmuştum.
****
"nasıl keselim beyefendi" sorusunu, "uzman sensin, sana bırakıyorum" diye cevapladım, sorumluluğu üzerimden atmayı öğrenmiştim artık; sonuç fiyasko olacağı için, şöyle kes, böyle kes demiyordum. şehrin en pahalı berberlerinden, ya da onların deyimiyle erkek kuaför salonlarından birindeydim. artık saçım kalmadığından, mecburen bir uzmana gitmek zorundaydım, başka türlü yüzüne bakılır olamıyordum. sadece en iyi kuaför, beni insana benzetebiliyordu.
adam çenemden tutup, kafamı çevirerek, aynadan kafa yapımı inceledi, işi zordu, suratından anladım. bir türlü kesme işlemine başlayamayınca, "usta" dedim "rahat ol, malzemeyi biliyorum senden mucize beklemiyorum", rahatladı, kesime başladı. olmayan saçlarımı, düşüne düşüne, ağırdan ala ala kesti. sanki saç kesmiyor da yeni bir felsefi akımın manifestosunu yazıyordu.
kesim işlemi bittikten sonra, kafamı lavaboya bastırarak saçımı yıkamaya başladı, tanımadığım bu adamın elleri arada bir yüzümde dolaşıyor, suları süzmek için avucuyla yüzümü kavrıyordu. tiksindim.
yıkama sonrası, saçımı kurutmaya başladı. kadın kuaförlerinde saatlerce süren bu iş, makinayı açıp, kapamasıyla son buldu. saç yoktu ki, neyi kurutacaktı.
kafamın önünde tam beş tel saç vardı, tararken onları, bir sağa bir sola yatırdı, "nasıl olsun" dedi, şaka yapıyordu galiba, "ikisi sağda, ikisi solda, biri ortada olsun" diyesim geldi, lakin tiz bir sesle, "sen bilirsin" dedim, öne taradı ve işimiz bitti.
parayı ödeyip dışarı çıkar çıkmaz, rüzgarı karşıdan yedim, saçım bozuldu mu diye parlak kapıya baktım, rüzgar saçımın önündeki beş teli de havalandırmış, alnıma bir ibik kondurmuştu.
30 yaşında pek çok şey olmayı hayal etmiş, ama ola ola tenten olmuştum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar