bugün
- islam barış dinidir7
- laik teyze4
- caddebostan3
- abur öldü mü lan4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- yeninur ada2
- ona bir şey söyle6
- yazarların favori oyun karakteri11
- futbol14
- nelerin koleksiyonu yapılabilir6
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- osuruktan şiirler89
- film önerileri3
- para mı aşk mı sorunsalı8
- brezilya7
- tai lung26
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- dolar isterse 100 olsun41
- tütün eksperliği yüksekokulu2
- süper lig7
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- nervio varıdı nerede o11
- velvet50
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- fenerbahçe17
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- ismet gurbuz 202412
- 1948 arap israil savaşı8
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- anın görüntüsü20
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- türkiye5
- ispanya3
- la liga3
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- kasımpaşa4
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler3
- çorum fk4
- sözlük kızlarının babaları5
zengin bir adamın mutsuzluktan kafasını duvardan duvara vuran bir evladı varmış. adam parayı pulu halı eylemiş evladının yüzünü bir türlü güldürememiş. en sonunda bakmış iş para değil bilgi işi göndermiş uzak yerlerden birindeki bir bilgeye. delikanlı yıllarca süren bir yolcluğun sonunda bir vadinin göbeğinde bilgenin sarayını görmüş. saray dediysek lafın gelişi değil. hemen oraya varmış ve bilge ile görüşmek istediğini söylemiş. yanlız dda değil üstelik, bilge kişiyle görüşmek için sırasını beklemekte olan bir sürü insan. sıra kendine gelince delikanlı bilgeye;
"mutluluğun sırrı" nedir diye sormuş.
Bilge;
"şu an anda sana bunu öğretmeye zamanım yok, sen şimdi çık sarayı dolaş gez etrafa bak iki saat sonra gel"
deyip çocuğun eline bir demir kaşık vermiş içine de yağ koymuş.
"sarayda dolaşırken bu kaşığı elinde tutacak ve yağı dökmeyeceksin"
demiş.
Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkarak bahçeleri ağılları gezerek türlü türlü çiçekleri koklayarak sarayın içini dışını bir güzel gezmiş, bu sırada gözünü elindeki kaşıktan hiç ayırmıyor, yağın dökülmemesi için çok dikkat ediyormuş. iki saat sonra bBilgenin yanına gelmiş.
Bilge:
"Sarayı gezdin mi"
Genç;
" Evet gezdim. alabildiğine büyük, iki saat bile yetmedi. geç kalmayayım diye yarım bıraktım gezimi."
Bilge;
" Peki salondaki iran halılarını, duvardaki tabloları, bahçıvanların ömürleri boyunca çalışarak düzenlediği bahçeyi, rengarenk çiçekleri, kütüphanede kitapları, hayvanların eğerlerindeki pırlantaları, ağıllardaki gümüş yalakları...bunların hepsini gördün mü?"
Sorular karşısında delikanlı bunları görmediğini itiraf etmiş.
"bana verdiğiniz yağı dökmemek için uğraştım hep, başka bir şeye dikkat edemedim."
Bilge;
"öyle ise tekrar çık. çevrendeki harikaları daha dikkatli incele."
Delikanlı içi yağ dolu kaşığı tekrar eline alarak sarayı gezmeye çıkmış. ama bu defa her şeyi inceden inceye süzmüş. bahçeyi, çiçekleri, duvardaki tabloları, halıları, gümüşlükleri, bütün sanat eserlerini büyük bir zevk ve heyecan ile incelemiş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini tüm detayları ile anlatmış.
Bilge;
" Peki sana emanet ettiğim yağ nerede?"
Kaşığa bakan delikanlı kaşıktaki yağın dökülmüş olduğunu görmüş.
Bilge;
" işte oğlum dünyanın bütün harikalarını görerek,elindeki tüm değerlere hakkını vererek, o içinde bulunduğunun anın sana getirdiği imkanları değerlendirerek ancak mutlu olabilirsin. ama kaşıktaki yağ ile uğraşırsan bunları gerçekleştiremez, mutlu da olamazsın. elindeki yağ sana diğer mutlulukları görmede engel olmasın."
yağı bırakınız efendim. yağı bırakınız.
"mutluluğun sırrı" nedir diye sormuş.
Bilge;
"şu an anda sana bunu öğretmeye zamanım yok, sen şimdi çık sarayı dolaş gez etrafa bak iki saat sonra gel"
deyip çocuğun eline bir demir kaşık vermiş içine de yağ koymuş.
"sarayda dolaşırken bu kaşığı elinde tutacak ve yağı dökmeyeceksin"
demiş.
Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkarak bahçeleri ağılları gezerek türlü türlü çiçekleri koklayarak sarayın içini dışını bir güzel gezmiş, bu sırada gözünü elindeki kaşıktan hiç ayırmıyor, yağın dökülmemesi için çok dikkat ediyormuş. iki saat sonra bBilgenin yanına gelmiş.
Bilge:
"Sarayı gezdin mi"
Genç;
" Evet gezdim. alabildiğine büyük, iki saat bile yetmedi. geç kalmayayım diye yarım bıraktım gezimi."
Bilge;
" Peki salondaki iran halılarını, duvardaki tabloları, bahçıvanların ömürleri boyunca çalışarak düzenlediği bahçeyi, rengarenk çiçekleri, kütüphanede kitapları, hayvanların eğerlerindeki pırlantaları, ağıllardaki gümüş yalakları...bunların hepsini gördün mü?"
Sorular karşısında delikanlı bunları görmediğini itiraf etmiş.
"bana verdiğiniz yağı dökmemek için uğraştım hep, başka bir şeye dikkat edemedim."
Bilge;
"öyle ise tekrar çık. çevrendeki harikaları daha dikkatli incele."
Delikanlı içi yağ dolu kaşığı tekrar eline alarak sarayı gezmeye çıkmış. ama bu defa her şeyi inceden inceye süzmüş. bahçeyi, çiçekleri, duvardaki tabloları, halıları, gümüşlükleri, bütün sanat eserlerini büyük bir zevk ve heyecan ile incelemiş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini tüm detayları ile anlatmış.
Bilge;
" Peki sana emanet ettiğim yağ nerede?"
Kaşığa bakan delikanlı kaşıktaki yağın dökülmüş olduğunu görmüş.
Bilge;
" işte oğlum dünyanın bütün harikalarını görerek,elindeki tüm değerlere hakkını vererek, o içinde bulunduğunun anın sana getirdiği imkanları değerlendirerek ancak mutlu olabilirsin. ama kaşıktaki yağ ile uğraşırsan bunları gerçekleştiremez, mutlu da olamazsın. elindeki yağ sana diğer mutlulukları görmede engel olmasın."
yağı bırakınız efendim. yağı bırakınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar