bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- asla evlenilmeyecek erkekler5
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- rüzgar11
- bal9
- pazar günü erken kalkmak2
- lale13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- hizmet sektörü3
- var olmak için ne yaptınız12
- kader4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- billie eilish'in memeleri7
- kuş5
- fil9
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- aslan15
- bileklik19
- at6
- yogartiksen39
- sevgili nedir7
- gece gece sinirlenmek4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- brezilya7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- gül7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- mavi4
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- ankara8
- kim kimi neden sevmiyor14
- galatasaray19
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- z kusagi4
- medine2
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- kötüyü alaşağı etmek4
- flamingo3
- sarı teker kim sorunsalı8
not: bu yazım erkek yazarlar içindir. hemen vurmayın. cinsiyet ayrımcılığı yapmıyorum. ibne de olmadım. amacım yazının hemen başına dikkat çeken bir not yazıp, yazıyı bağyan yazarlar için ilgi çekici bir hale getirmek de değil. sadece kıraathane havası olsun istedim, en dumanlısından. bi nevi geçici seçirgenlikten doğma geçici seçirgenlik. ayrıca bu yazıda sanal reklam uygulaması vardır.
***
gece yolculuklarının hüzünlü bir yanı var gerçekten. gece yolcuları'nın da boktan bi müziği var. " unut beni, sevgiliiiiim. ben unutmuyoruuuuum. " heee, oldu! gece yolculuğu yağmurlu bir günde yürümek gibidir. belki de gecenin hüznünün yolculuğun yalnızlığıyla sentezindendir. bendeki etkisi ise candan erçetin'in yalan adlı şarkısının klibinden kaynaklanıyor sanırım. izleyenler hemen hatırlayacaktır; mete özgencil'in şehirlerarası yolculuk yapan bir otobüste çektiği klip ile şarkın müthiş sözleri birleşince, dinleyen ve izleyen çoğu insanı vurgun yemişe çevirmişti. neyse, servis yapan muavin yaklaştıkça artan " çay, kahve yada meşrubat mı içsem tedirginliği" nin bende yarattığı umut sarıkaya tipi mutsuzluktan yılmaz erdoğan duygusallığına geçişlerde " yol bir yere gitmez. o bir durma biçimidir. durdurun otobüsü, incem ben " deyu haykırasım geliyor ama delü sanarlar diye tırsıyorum, frenliyorum kendimi. uzun yolculukları sevmezdim ama alıştım artık. ben trabzon'a giderken metro turizm'in vakfıkebir'de durabilme ihtimalini sevdim. şimdi ben gidiyorum ya, kimse bana benzemesin. en azından allah sonumuzu benzetmesin. yol uzun olunca insanın düşünecek çok vakti oluyor haliylen. öptüğüm kızlar geliyor aklıma, sonra sinop cezaevi avlusunda izmarit topladığım günler, başımda kavak yelleri esen o yaz... ölmek ne garip şey, anne! ne zamandı? hiç yaşanmamış mıydı yoksa? ben hep 17 yaşındaydım, ne zaman 23 oldum? şehirler arası yolculuk yapan bir otobüsün cam kenarı koltuğunda şuursuzca film şeridi gibi akan şehirleri izlerken anladım; ayrılık erkekleri daha bi vuruyor.
ayrılık erkeği sikertiyor hacu. şimdi bilmeyenler için " sikertmek " fiiline açıklık getireyim. " sikertmek " eylemi " s**mek " eyleminden daha geniş bir kapsamı ifade edip nasıl oluyorsa küfür değildir. ayrılık vurunca erkeğe; akasyalar yapraklarını döküyor, güneş bulutların ardına saklanıyor, ay kendini içkiye veriyor, ferdi tayfur daha bir ağlamaklı okuyor. siz hiç ayrılıktan sonra her gece içip sokaklarda " hüdaverdiii, murtazaaa " deyu nara atan, sağa sola sataşıp yok yere kavga çıkaran, üstüne temiz bir dayak yiyip bundan paha biçilemez bir keyif alan, iddaa'da beşiktaş'a 100 lira basan bir kız gördünüz mü? ben görmedim. akla, mantığa sığmayacak davranışlarda bulunuyoruz. kız milleti ise daha bi metin karşılıyor ayrılığı, hele ki ayrılan onlarsa. belki de onların daha realist olmasından, bizlerin ise daha duygusal olmamızdandır. ayrılık da erkeğe dahildir. bakınız; - ayrılık? + içimdeee. halbuki sen brokoliyi seviyorsun deyu, brokolinin de seni sevmesi şart mı? değil. bi kere allah belanı versin, brokoli yenir mi lan? şimdi yanlış anlaşılmasın, bağyanlar üzülmüyor demiyorum. haa üzülmeyen kız kezbandır, ferhundedir, bihterdir. ama kız milleti 1 gün üzülüyor, 2 gün üzülüyor, 3. gün hayatına devam ediyor. bizler gibi aylarca gün boyu cengiz dinleyip rakıyı susuz içmiyor. " gelin olmuş, gidiyorsuuuuun. bana veda ediyorsuuuuun. " ... ayrılığı bağdaştırdığı şarkıya bak hele. sanki kız ondan ayrılıp kocaya kaçmış. ha 5 yıldır kızın yasını tutarsan evlenir, çocuk da yapar. şimdi biz, erkekler uçkuruna düşkün homo sapiensler olarak etiketlendiğimizden, " erkekler sevmez, erkekler kullanır, erkekler aldatır. " gibi kalıplaşmış suçlamalara maruz kalırken yukarıda saydığım gerçekler göz ardı ediliyor.
velhasıl kelam ayrılık, insanlara hayatlarını mahvetme özgürlüğü veriyor.
***
edit: bu yazımdaki tüm cümleler şahsıma ait olup, herhangi bir şarkı yada şiirden sevdiğim bir cümleyi aynen yada değiştirerek kullanmışlığım varsa şuradan şuraya sevişmek nasip olmasın. bak yine! ahahahahha. haa, herhangi bir ima da yoktur. öptüm, byeee
***
gece yolculuklarının hüzünlü bir yanı var gerçekten. gece yolcuları'nın da boktan bi müziği var. " unut beni, sevgiliiiiim. ben unutmuyoruuuuum. " heee, oldu! gece yolculuğu yağmurlu bir günde yürümek gibidir. belki de gecenin hüznünün yolculuğun yalnızlığıyla sentezindendir. bendeki etkisi ise candan erçetin'in yalan adlı şarkısının klibinden kaynaklanıyor sanırım. izleyenler hemen hatırlayacaktır; mete özgencil'in şehirlerarası yolculuk yapan bir otobüste çektiği klip ile şarkın müthiş sözleri birleşince, dinleyen ve izleyen çoğu insanı vurgun yemişe çevirmişti. neyse, servis yapan muavin yaklaştıkça artan " çay, kahve yada meşrubat mı içsem tedirginliği" nin bende yarattığı umut sarıkaya tipi mutsuzluktan yılmaz erdoğan duygusallığına geçişlerde " yol bir yere gitmez. o bir durma biçimidir. durdurun otobüsü, incem ben " deyu haykırasım geliyor ama delü sanarlar diye tırsıyorum, frenliyorum kendimi. uzun yolculukları sevmezdim ama alıştım artık. ben trabzon'a giderken metro turizm'in vakfıkebir'de durabilme ihtimalini sevdim. şimdi ben gidiyorum ya, kimse bana benzemesin. en azından allah sonumuzu benzetmesin. yol uzun olunca insanın düşünecek çok vakti oluyor haliylen. öptüğüm kızlar geliyor aklıma, sonra sinop cezaevi avlusunda izmarit topladığım günler, başımda kavak yelleri esen o yaz... ölmek ne garip şey, anne! ne zamandı? hiç yaşanmamış mıydı yoksa? ben hep 17 yaşındaydım, ne zaman 23 oldum? şehirler arası yolculuk yapan bir otobüsün cam kenarı koltuğunda şuursuzca film şeridi gibi akan şehirleri izlerken anladım; ayrılık erkekleri daha bi vuruyor.
ayrılık erkeği sikertiyor hacu. şimdi bilmeyenler için " sikertmek " fiiline açıklık getireyim. " sikertmek " eylemi " s**mek " eyleminden daha geniş bir kapsamı ifade edip nasıl oluyorsa küfür değildir. ayrılık vurunca erkeğe; akasyalar yapraklarını döküyor, güneş bulutların ardına saklanıyor, ay kendini içkiye veriyor, ferdi tayfur daha bir ağlamaklı okuyor. siz hiç ayrılıktan sonra her gece içip sokaklarda " hüdaverdiii, murtazaaa " deyu nara atan, sağa sola sataşıp yok yere kavga çıkaran, üstüne temiz bir dayak yiyip bundan paha biçilemez bir keyif alan, iddaa'da beşiktaş'a 100 lira basan bir kız gördünüz mü? ben görmedim. akla, mantığa sığmayacak davranışlarda bulunuyoruz. kız milleti ise daha bi metin karşılıyor ayrılığı, hele ki ayrılan onlarsa. belki de onların daha realist olmasından, bizlerin ise daha duygusal olmamızdandır. ayrılık da erkeğe dahildir. bakınız; - ayrılık? + içimdeee. halbuki sen brokoliyi seviyorsun deyu, brokolinin de seni sevmesi şart mı? değil. bi kere allah belanı versin, brokoli yenir mi lan? şimdi yanlış anlaşılmasın, bağyanlar üzülmüyor demiyorum. haa üzülmeyen kız kezbandır, ferhundedir, bihterdir. ama kız milleti 1 gün üzülüyor, 2 gün üzülüyor, 3. gün hayatına devam ediyor. bizler gibi aylarca gün boyu cengiz dinleyip rakıyı susuz içmiyor. " gelin olmuş, gidiyorsuuuuun. bana veda ediyorsuuuuun. " ... ayrılığı bağdaştırdığı şarkıya bak hele. sanki kız ondan ayrılıp kocaya kaçmış. ha 5 yıldır kızın yasını tutarsan evlenir, çocuk da yapar. şimdi biz, erkekler uçkuruna düşkün homo sapiensler olarak etiketlendiğimizden, " erkekler sevmez, erkekler kullanır, erkekler aldatır. " gibi kalıplaşmış suçlamalara maruz kalırken yukarıda saydığım gerçekler göz ardı ediliyor.
velhasıl kelam ayrılık, insanlara hayatlarını mahvetme özgürlüğü veriyor.
***
edit: bu yazımdaki tüm cümleler şahsıma ait olup, herhangi bir şarkı yada şiirden sevdiğim bir cümleyi aynen yada değiştirerek kullanmışlığım varsa şuradan şuraya sevişmek nasip olmasın. bak yine! ahahahahha. haa, herhangi bir ima da yoktur. öptüm, byeee
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar