bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı53
- ispanya18
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- dünya18
- türkiyede güzel içecek satılmaması2
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- lionel messi9
- resim hocaları5
- muşlettin amca bey birader bey3
- 50 tl ile rolling yapmak2
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- le cola'nın 67 tl olması5
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- donald trump6
- ben geldim ayağa kalkın3
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- çalışarak zengin olmak2
- marc cucurella5
- şehir kurma oyunları5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- matadorların siyonistleri hoplatması2
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- kemal kılıçdaroğlu7
- ciguli kral3
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- arjantin milli futbol takımı6
- tefeciden borç almak4
- ispanya milli futbol takımı6
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- sapık7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- gideceğin yer değilken otobüsten inmek2
- günün iddaa kuponu4
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- haluk levent21
- ev şarabı2
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- messi uzaylı abi2
- allah varsa beni milli yapsın7
- haluk levent vs serdar ortaç6
sabah uyanmıştı. garip bir his vardı içinde.
evden her sabah yaptığı gibi 7.55'te çıkmaya hazırlanıyordu. fakat evden dışarı çıkmaya korkuyordu. evde kalmak, o duvarların sütüne üstüne gelmesi, saatin tik tak sesleri daha feci korkutuyordu. büyük bir ikilemin içindeyken, telefon çaldı. hem telefonun sesinden korkuyordu hem de telefonu açmaktan. sonunda sese olan korkusundan dolayı telefonu açmamaya karar verdi. hızla kendini dışarı attı.
aman tanrım, ne yapmıştı. sokakta yüzlerce insan koşuşturuyordu ve bir çok ses onun kalbinin daha hızlı atmasına neden oluyordu. hemen kapıyı tekrar açmaya karar verdi, fakat anahtar yanında değildi. insanlar ona bakıp gülüyordu. kahkaha atıyorlardı. kalbi duracak gibiydi. hızlıca koşmaya başladı...
bir mağazanın dibine geldi ve camdan yansıyan sülietinden korkmuştu: üstünde ceket kravat, altında puanlı boxer olan bir adam.
uzunca baktı, evet gerçekti, boxerla dışarı çıkmıştı. hemen mağazanın içine girdi. korka korka bir pantolon buldu, vezneye yöneldi, ceketinin ceplerine baktı. hiçbirşey yoktu.
- akşama gelip ödesem olur mu dedi?
gelen cevap çok netti:
-hayır.
dışarı çıkmaktan korkuyordu. insanlar gene ona gülecekti, gülmemeliydi. koşar adımlarla pantolonu alarak kaçtı...
pantolonunu soluk soluğa durduğu ilk köşede giydi. ağlamaya başladı. üç çocuk karşıdan geliyordu.
"ya bana saldırırlarsa bu veletler" endişesiyle onların geldiği yönden kaçmaya başladı. denize doğru gidiyordu...
sahile inene kadar ağlamıştı. ne olmuştu ona. hemen psiokologunu aramalıydı ama nasıl? insanların içine çıkamıyordu ve işin kötü yanı telefon numarasını kaybetmişti. gece olmasını beklemeliydi.
hava yavaş yavaş kararıyor ve o hala sessiz kuytu bir köşede ağlayarak oturmaya devam ediyordu. karanlık iyice çöktüğünde ise artık kalbi dayanamayacak haldeydi.
psikoloğuna doğru koşmaya başladı. evini biliyordu...
psikolog her sabahki gibi 7.55te evinden dışarı çıkmaya çalışıyordu. binanın dışına çıktığında karların arasında ölü bir surat görüyordu.
gördüğünde hemen anladı kim olduğunu: durumunda endişe duyduğu ve dün defelarca ulaşmaya çalıştığı hastasıydı.
o, kapıdan içeri girmeye korkmuş ve donarak ölmüştü.
evden her sabah yaptığı gibi 7.55'te çıkmaya hazırlanıyordu. fakat evden dışarı çıkmaya korkuyordu. evde kalmak, o duvarların sütüne üstüne gelmesi, saatin tik tak sesleri daha feci korkutuyordu. büyük bir ikilemin içindeyken, telefon çaldı. hem telefonun sesinden korkuyordu hem de telefonu açmaktan. sonunda sese olan korkusundan dolayı telefonu açmamaya karar verdi. hızla kendini dışarı attı.
aman tanrım, ne yapmıştı. sokakta yüzlerce insan koşuşturuyordu ve bir çok ses onun kalbinin daha hızlı atmasına neden oluyordu. hemen kapıyı tekrar açmaya karar verdi, fakat anahtar yanında değildi. insanlar ona bakıp gülüyordu. kahkaha atıyorlardı. kalbi duracak gibiydi. hızlıca koşmaya başladı...
bir mağazanın dibine geldi ve camdan yansıyan sülietinden korkmuştu: üstünde ceket kravat, altında puanlı boxer olan bir adam.
uzunca baktı, evet gerçekti, boxerla dışarı çıkmıştı. hemen mağazanın içine girdi. korka korka bir pantolon buldu, vezneye yöneldi, ceketinin ceplerine baktı. hiçbirşey yoktu.
- akşama gelip ödesem olur mu dedi?
gelen cevap çok netti:
-hayır.
dışarı çıkmaktan korkuyordu. insanlar gene ona gülecekti, gülmemeliydi. koşar adımlarla pantolonu alarak kaçtı...
pantolonunu soluk soluğa durduğu ilk köşede giydi. ağlamaya başladı. üç çocuk karşıdan geliyordu.
"ya bana saldırırlarsa bu veletler" endişesiyle onların geldiği yönden kaçmaya başladı. denize doğru gidiyordu...
sahile inene kadar ağlamıştı. ne olmuştu ona. hemen psiokologunu aramalıydı ama nasıl? insanların içine çıkamıyordu ve işin kötü yanı telefon numarasını kaybetmişti. gece olmasını beklemeliydi.
hava yavaş yavaş kararıyor ve o hala sessiz kuytu bir köşede ağlayarak oturmaya devam ediyordu. karanlık iyice çöktüğünde ise artık kalbi dayanamayacak haldeydi.
psikoloğuna doğru koşmaya başladı. evini biliyordu...
psikolog her sabahki gibi 7.55te evinden dışarı çıkmaya çalışıyordu. binanın dışına çıktığında karların arasında ölü bir surat görüyordu.
gördüğünde hemen anladı kim olduğunu: durumunda endişe duyduğu ve dün defelarca ulaşmaya çalıştığı hastasıydı.
o, kapıdan içeri girmeye korkmuş ve donarak ölmüştü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar