bugün
- true'nin libidosu neden yüksek7
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim6
- putin türkmüş8
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- mahalle kültürünün yok olması4
- true'nin acile kaldırılması9
- tek adam4
- diyanet'in japonya da ne işi var3
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler5
- dinci şairler4
- türk vatandaşları türktür8
- giysi fiyatlarının uçması3
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- türkiyeli olmak3
- sözlükte kimsenin kalmadığını hissetmek2
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- 18 ağustos 2026 kuduz paniği2
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- kill bill vol 33
- ilk öpüştüğüm kız6
- osuruktan şiirler41
- vexillarius the slayer3
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- aslan gibi adam11
- mokv öldü mü2
- gut hastalığı2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- adana kebap10
- rus milfi3
- amca diyen bokolog2
- burası instagram değil sözlük4
- bebek katili4
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- dünya asla vazgeçme günü4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- ince memed3
- aleksey batrakov13
- haftanın gammazları listesi26
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- kanal ayarlama 1500 lira11
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- muadil ilaç2
vernaküler bir dildir. yani basit iletişime yönelik, kelime hazinesi kısıtlı, doğal ihtiyaçları karşılama amacını taşıyan bir konuşma dilidir. bu bakımdan avusturya'ya komşu italya'nın kuzeyindeki trentino-alto adige * ve almanya sınırındaki alsace-lorraine * bölgesinde yaşayan sınır bölgesi dillere benzer. örnek verdiğim bölgelerin ilkinde almanca-italyanca, ikincisinde almanca-fransızca karışımı bir ağız konuşulur.
eğitimini Batı'da yapan, batının literatür ve metodolojisine hakim, ayrıca Batı diplomasisinin; sosyal bilimleri ve özellikle de oryantalizmin siyasi inceliklerini kendi çıkarları adına nasıl kullandığını da iyi bilen bir bilim insanı olan prof. dr. mehlika aktok kaşgarlı'nın yaşar kalafat'la 1991'de çıkardığı "türko-kürtlerde uygarlık ve ağızlar hakkında düşünceler" kitabından alıntı yapacağım. bu kitap için Doğu ve Güneydoğu Anadolu da çok sayıda incelemelerde bulunmuştur. "sınır toplumları" diye nitelediği coğrafyada Erzurum, Kars, Ağrı, Erzincan, Van, Muş, Bitlis, Siirt, Diyarbakır, Urfa, Adıyaman, Tunceli, Bingöl ve Malatya'da çalışmalar yapmıştır.
Kaşgarlı'nın Kürt diye tanımlanan toplumları da içersine dahil ettiği "sınır toplumları" ile ilgili açıklamalarına bir göz atalım ! O, bu konuda şunları söylüyor:
"Fransa ile Almanya arasında Alsas-Loren yöresi ile, Avusturya ile italya arasında bulunan Trentino-Alto Adige yöresi halkları Anadolu, iran, Irak arasında göçer veya yerleşik bir kısım Kürt toplumlarıyla benzerlikler hatta müşterek nitelikler arzetmektedir. Sınır toplumları 2 ,3, 4 bazen daha çok krallık, imparatorluk, cumhuriyet vs. gibi merkezi yönetime geçebilmiş toplumların siyasi sınırlarında oluşur.
Ancak bu siyasi sınırlar tarih akışı içerisinde durağan değildir. Savaşlara, politik anlaşmalara göre değişir. Bu nedenle sınır toplumları aynı coğrafi yörelerde değişik devletlere tabi olurlar. Sınır toplumlarının menşei hetorojen, yani çeşitli etnik gruplara mensup olan klan, aşiret, boy halinde kalırlar. Devlet yapısına geçemezler. Hangi ülke sınırında oluşmuşlarsa, o ülkenin genetik yapısıyla kaynaşırlar ve erirler. Sınır toplumları, oluştukları yörede sorun çıkarırlar. "mensubiyet", "kimlik", "özdeşleşme" hissinden yoksun olmaları, siyasi oyunlara kurban edilmelerine de neden olur."
Gelelim bu toplumların dilleri ile ilgili görüşlere sayın Kaşgarlı hoca devam ediyor:
Bu günkü Trentino-Alto Adige yöresi halkının Avusturya sınırına yakın oturanları Almancaya yakın, ancak italyanca ile karışık Germen ağız ve lehçelerinin kelime haznesinin ağır bastığı bir yöresel vernaküler dil kullanırlar.
Bu bölüm çok önemli:
"(bunların) italyan sınırına yakın oturanları ise, aksine italyan kuzey lehçesine yakın olan, yine Germen ağız ve lehçeleriyle karışık bulunan yöresel bir vernaküler "ağız" kulanırlar. Kendilerine özgü bir alfabeleri olmadığı gibi edebiyat dilleri de gelişmemiştir. ilkel yöresel terimlerden oluşan atasözü, şarkı gibi sözlü, irticalen gelişen bir anlatımları vardır. Mahalli gelenek ve törelerle yetinirler. Bunlar Germen toplumlarından askeri marşlara benzeyen, kolay öğrenilen, kolay akılda tutulan şarkıları, melodileri almışlardır. italyanlardan ise kıvrak güney toplumları danslarına benzeyen toplu daire şeklinde dizilerek oynanan tarantella rakslarını benimsemişlerdir."
dünyadaki kürtlerin durumu da trentino-alto adige'deki sınır halklarına tıpatıp uymakta. bildiğiniz gibi kürtlerin çoğunluğu türkiye, ırak, iran, suriye, ermenistan hatta azerbaycan'ın sınır bölgelerinde yaşar. dillerindeki diyalekt çeşitlilikleri de bu harman oluştan kaynaklanıyor. Hangi sınırın içersinde sınır toplumu olarak yaşanılıyorsa o dil ağır basıyor ve o toplumla genetik alanda karışma, iç içe geçme söz konusu oluyor.
kaşgarlı bir dilin gerçek dil sayılabilmesi için şu şartları sağlaması gerektiğini belirtmekte:
1) kullanılan, hazır, geniş bir kelime hazinesi olacak ve bu hazinenin çoğunluğu kendisine ait olacak.
2) kendisine ait bir gramere sahip olacak.
3) kendisine ait bir alfabeye sahip olacak.
kusura bakmayın ama kürtçe bu şartların üçünü de sağlamıyor. o yüzden gerçek bir dil değil, vernaküler (ilkel) bir dildir.
bu da alıntı yaptığım yazı: http://www.ileri2000.org/35/ozaltindere35.htm
eğitimini Batı'da yapan, batının literatür ve metodolojisine hakim, ayrıca Batı diplomasisinin; sosyal bilimleri ve özellikle de oryantalizmin siyasi inceliklerini kendi çıkarları adına nasıl kullandığını da iyi bilen bir bilim insanı olan prof. dr. mehlika aktok kaşgarlı'nın yaşar kalafat'la 1991'de çıkardığı "türko-kürtlerde uygarlık ve ağızlar hakkında düşünceler" kitabından alıntı yapacağım. bu kitap için Doğu ve Güneydoğu Anadolu da çok sayıda incelemelerde bulunmuştur. "sınır toplumları" diye nitelediği coğrafyada Erzurum, Kars, Ağrı, Erzincan, Van, Muş, Bitlis, Siirt, Diyarbakır, Urfa, Adıyaman, Tunceli, Bingöl ve Malatya'da çalışmalar yapmıştır.
Kaşgarlı'nın Kürt diye tanımlanan toplumları da içersine dahil ettiği "sınır toplumları" ile ilgili açıklamalarına bir göz atalım ! O, bu konuda şunları söylüyor:
"Fransa ile Almanya arasında Alsas-Loren yöresi ile, Avusturya ile italya arasında bulunan Trentino-Alto Adige yöresi halkları Anadolu, iran, Irak arasında göçer veya yerleşik bir kısım Kürt toplumlarıyla benzerlikler hatta müşterek nitelikler arzetmektedir. Sınır toplumları 2 ,3, 4 bazen daha çok krallık, imparatorluk, cumhuriyet vs. gibi merkezi yönetime geçebilmiş toplumların siyasi sınırlarında oluşur.
Ancak bu siyasi sınırlar tarih akışı içerisinde durağan değildir. Savaşlara, politik anlaşmalara göre değişir. Bu nedenle sınır toplumları aynı coğrafi yörelerde değişik devletlere tabi olurlar. Sınır toplumlarının menşei hetorojen, yani çeşitli etnik gruplara mensup olan klan, aşiret, boy halinde kalırlar. Devlet yapısına geçemezler. Hangi ülke sınırında oluşmuşlarsa, o ülkenin genetik yapısıyla kaynaşırlar ve erirler. Sınır toplumları, oluştukları yörede sorun çıkarırlar. "mensubiyet", "kimlik", "özdeşleşme" hissinden yoksun olmaları, siyasi oyunlara kurban edilmelerine de neden olur."
Gelelim bu toplumların dilleri ile ilgili görüşlere sayın Kaşgarlı hoca devam ediyor:
Bu günkü Trentino-Alto Adige yöresi halkının Avusturya sınırına yakın oturanları Almancaya yakın, ancak italyanca ile karışık Germen ağız ve lehçelerinin kelime haznesinin ağır bastığı bir yöresel vernaküler dil kullanırlar.
Bu bölüm çok önemli:
"(bunların) italyan sınırına yakın oturanları ise, aksine italyan kuzey lehçesine yakın olan, yine Germen ağız ve lehçeleriyle karışık bulunan yöresel bir vernaküler "ağız" kulanırlar. Kendilerine özgü bir alfabeleri olmadığı gibi edebiyat dilleri de gelişmemiştir. ilkel yöresel terimlerden oluşan atasözü, şarkı gibi sözlü, irticalen gelişen bir anlatımları vardır. Mahalli gelenek ve törelerle yetinirler. Bunlar Germen toplumlarından askeri marşlara benzeyen, kolay öğrenilen, kolay akılda tutulan şarkıları, melodileri almışlardır. italyanlardan ise kıvrak güney toplumları danslarına benzeyen toplu daire şeklinde dizilerek oynanan tarantella rakslarını benimsemişlerdir."
dünyadaki kürtlerin durumu da trentino-alto adige'deki sınır halklarına tıpatıp uymakta. bildiğiniz gibi kürtlerin çoğunluğu türkiye, ırak, iran, suriye, ermenistan hatta azerbaycan'ın sınır bölgelerinde yaşar. dillerindeki diyalekt çeşitlilikleri de bu harman oluştan kaynaklanıyor. Hangi sınırın içersinde sınır toplumu olarak yaşanılıyorsa o dil ağır basıyor ve o toplumla genetik alanda karışma, iç içe geçme söz konusu oluyor.
kaşgarlı bir dilin gerçek dil sayılabilmesi için şu şartları sağlaması gerektiğini belirtmekte:
1) kullanılan, hazır, geniş bir kelime hazinesi olacak ve bu hazinenin çoğunluğu kendisine ait olacak.
2) kendisine ait bir gramere sahip olacak.
3) kendisine ait bir alfabeye sahip olacak.
kusura bakmayın ama kürtçe bu şartların üçünü de sağlamıyor. o yüzden gerçek bir dil değil, vernaküler (ilkel) bir dildir.
bu da alıntı yaptığım yazı: http://www.ileri2000.org/35/ozaltindere35.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar