bugün
- gocu beyin günü aydın olsun2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- türkiye10
- recep tayyip erdoğan7
- ekonomi8
- kainattaki değişim2
- sonradan olma2
- mekke anlaşması20
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- müzik dinlemek5
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- dağ evi olmayan erkek5
- sözlük yazarlarının kekleri5
- sözlüğün çok durgun olması6
- tarım3
- kartoncu birader vs erecto bey3
- asosyal ve çirkin olmak4
- emekliler2
- emeklilik2
- çerçeve yasa10
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- clean girl akımı4
- yahudilere sallayan kitaplar3
- sigara içmeyen erkek4
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- evlenmeme nedenleri5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- namaz5
- cansever19
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- ulu parti5
- almanya11
- yanlışlıkla gey olmak9
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
Ingiliz gazeteci, Sina Daği'nda karşılaştığı bir Bedevi'ye sorar:
"Sence lider kimdir?" Bedevi; "Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim?" der. Gazeteci; "Elbette, anlat öykünü" diye yanıtlar. Bedevi anlatır;
"Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, Sina çölü'nde yol almaktadır. Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar,
bu kez toplu halde, karanlıın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır.
çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki. Deneyimli Bedevi; bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar. Devesini çökertir,
üstünden iner. Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar. Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırını alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler.
Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulundukları bölgeye ulaşır. Küçük çadır havalanacakmış gibi sallanmakta, rüzgarın oluşturduğu kum sağnağı, neredeyse delip geçecek bir hızda, çadır yüzeyine çarpmaktadır. Her kum tanesinin, boyları küçük fakat verdikleri acı büyük oklar gibi bedenine saplandığı deve, dile gelir:
"Efendi, canım çok acıyor. Hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin verir misin?" der.
Dışarıda olmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilen Bedevi, zavallı devenin bu
dileğini kabul eder ve "Peki, başını çadıra sokabilirsin" diyerek, kapıyı bağlayan düğümleri boşaltır. Durmak bir yana, fırtına giderek daha da şiddetlenir. Deve, sahibine
tekrar yalvarır; "Efendi, derimin en ince olduğu yer boynumdur ve şu an çok acıyor. Izin
ver, boynumu da çadıra sokayım." Biraz tereddüt etse de bedevi, bu isteğe de "Peki" der. Fırtına, sanki sonsuza dek sürecek gibidir. Deve bu kez, ilk ikisinden daha acıklı bir sesle yalvarır; "Efendi, ne olur, hörgücümü de çadıra sokmama izin ver..."
Bedevi bu son isteği de kabul eder. Ancak, hörgücün de içeri girmesiyle, küçücük çadırda, artık kımıldayacak yer kalmamıştır. Bu duruma, Bedevi'den önce, deve tepki gösterir; "Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor. Sen dışarı çıkıp, başının çaresine caresine baksan." "Lider kimdir?" demiştiniz; bu hikayeyi mesnet alarak cevap
vereyim; Lider; devenin başını dahi, çadıra sokmasına izin vermeyen insandır." diye cevaplamış...
"Sence lider kimdir?" Bedevi; "Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim?" der. Gazeteci; "Elbette, anlat öykünü" diye yanıtlar. Bedevi anlatır;
"Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, Sina çölü'nde yol almaktadır. Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar,
bu kez toplu halde, karanlıın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır.
çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki. Deneyimli Bedevi; bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar. Devesini çökertir,
üstünden iner. Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar. Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırını alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler.
Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulundukları bölgeye ulaşır. Küçük çadır havalanacakmış gibi sallanmakta, rüzgarın oluşturduğu kum sağnağı, neredeyse delip geçecek bir hızda, çadır yüzeyine çarpmaktadır. Her kum tanesinin, boyları küçük fakat verdikleri acı büyük oklar gibi bedenine saplandığı deve, dile gelir:
"Efendi, canım çok acıyor. Hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin verir misin?" der.
Dışarıda olmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilen Bedevi, zavallı devenin bu
dileğini kabul eder ve "Peki, başını çadıra sokabilirsin" diyerek, kapıyı bağlayan düğümleri boşaltır. Durmak bir yana, fırtına giderek daha da şiddetlenir. Deve, sahibine
tekrar yalvarır; "Efendi, derimin en ince olduğu yer boynumdur ve şu an çok acıyor. Izin
ver, boynumu da çadıra sokayım." Biraz tereddüt etse de bedevi, bu isteğe de "Peki" der. Fırtına, sanki sonsuza dek sürecek gibidir. Deve bu kez, ilk ikisinden daha acıklı bir sesle yalvarır; "Efendi, ne olur, hörgücümü de çadıra sokmama izin ver..."
Bedevi bu son isteği de kabul eder. Ancak, hörgücün de içeri girmesiyle, küçücük çadırda, artık kımıldayacak yer kalmamıştır. Bu duruma, Bedevi'den önce, deve tepki gösterir; "Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor. Sen dışarı çıkıp, başının çaresine caresine baksan." "Lider kimdir?" demiştiniz; bu hikayeyi mesnet alarak cevap
vereyim; Lider; devenin başını dahi, çadıra sokmasına izin vermeyen insandır." diye cevaplamış...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar