bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz34
- islamda namaz yoktur9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri26
- kızlar bakar mısınız4
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması8
- kombinlerin efendisi5
- portakallı revani5
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- 0 0 719
- benkimki9
- anın fotoğrafı8
- motorin4
- araplar israil de aşağılanmışlığı görüyor2
- enayimiknatisii22
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- gocu29
- 150 200 bin liralık kombinle gezmek3
- covid 192
- sinirlenince yaptığınız şeyler8
- royall stars2
- sözlüğün en yakışıklı erkek listesi6
- yaşar dinleyen erkek8
- türkiye8
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- kırmızı tuborg2
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- hamas2
- seküler değerlerden ölesiye korkan seyyid kutub3
- psikolojik danışmanlık ve rehberlik3
- avm gezme kültürü7
- gocu kaç yaşında7
- humus3
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- ilerde geçmişe yolculuk yapabileceğimiz2
- seyyid kutub4
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- tuğralı doblo3
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak5
- kahvaltı9
- kendin gibi biriyle olmak4
- bir dönem popüler olan bölümler2
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- boyumun 2 cm kısalması22
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- günün en güzel kızı3
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar4
- apo ak partiden aday olsa ne olur2
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
birazdan okuyacaklarınız ortadoğu'da bir ülkenin nasıl sömürüldüğünün bir hikayesi olup tamamen şahsi kanaatlerimdir.
bir adam* vardı, canı sıkılan*. iktisadi liberalizm geldi sıkıntı gitti.
devletin iktisadi hayata müdahalesi minimum düzeyde olmalıdır dendi, bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler dendi; bıraktılar yaptılar, bıraktılar geçtiler. bu anlayış iki kıtayı dünya devi yaptı. avrupa ve amerika kıtası asya ve afrika kıtalarını önce sömürgecilik ardından emperyalizm çatısında sağdı. gün geçtikçe semiren bir zihniyet dünyaya kalıcı lekeler bırakmıştı artık.
kaynaklarını iyice tüketen bu zihniyet gözünü ortadoğuya dikmişti. dünyanın en stratejik mekanı olan, cephede savaşarak alınamayan burası masa başında antlaşmalarla da ele geçirilememişti. artık plan değişmişti. zira planın adı iktisadi liberalizmdi. öyle ya önce bölgeye bu düşünce farklı kanallar aracılığı ile götürülemli, doğu halkı önce batıya imrenmeli, sonra hayran olmalı ardından da bu hayranlık yerini teslimiyete bırakmalıdır. öyle de oldu. binbir güçlükle kurulan bu ülke batının programları çerçevesinde iktidara getirilen iktidarsız iktidar sahiplerinin rahatça hüküm süreceği, devletin kurum ve kuruluşlarının alaşağı edip yabancılara peşkeş çekmekte hiçbir beis görmeyeceği bür ülke haline geldi. programın adı şuydu: liberalizm.
derken bu umde yandaş kayırmacılık, devletin malı deniz yemeyen keriz ci zihniyetle "bırakınız çalsınlar bırakınız çırpsınlar" şekline dönüştü. artık iktidarsız iktidar sahipleri çaldırmaya göz yummakla kalmıyor, gün geçtikçe semiriyorlardı da.
yetmedi!
stratejik öneme haiz demiryolları, havayolları, fabrikalar, tesisler ve bilimum devlet güvencesi görünen ve her sene para basan kurumlar satıldı,
limanlar, bankalar, enerji kurumları yabancı yatırımcılara devredildi,
ülke üzerinde, özellikle de belli il sınırları içerisinde yabancıların toprak satın alma faaliyetleri desteklendi, topraklarımız yabancılara satıldı, satılmaya devam ediyor...
işte bu anlattıklarım türkiye'nin son 30 yıllık halet-ül pür melalinde gizlidir!
bir adam* vardı, canı sıkılan*. iktisadi liberalizm geldi sıkıntı gitti.
devletin iktisadi hayata müdahalesi minimum düzeyde olmalıdır dendi, bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler dendi; bıraktılar yaptılar, bıraktılar geçtiler. bu anlayış iki kıtayı dünya devi yaptı. avrupa ve amerika kıtası asya ve afrika kıtalarını önce sömürgecilik ardından emperyalizm çatısında sağdı. gün geçtikçe semiren bir zihniyet dünyaya kalıcı lekeler bırakmıştı artık.
kaynaklarını iyice tüketen bu zihniyet gözünü ortadoğuya dikmişti. dünyanın en stratejik mekanı olan, cephede savaşarak alınamayan burası masa başında antlaşmalarla da ele geçirilememişti. artık plan değişmişti. zira planın adı iktisadi liberalizmdi. öyle ya önce bölgeye bu düşünce farklı kanallar aracılığı ile götürülemli, doğu halkı önce batıya imrenmeli, sonra hayran olmalı ardından da bu hayranlık yerini teslimiyete bırakmalıdır. öyle de oldu. binbir güçlükle kurulan bu ülke batının programları çerçevesinde iktidara getirilen iktidarsız iktidar sahiplerinin rahatça hüküm süreceği, devletin kurum ve kuruluşlarının alaşağı edip yabancılara peşkeş çekmekte hiçbir beis görmeyeceği bür ülke haline geldi. programın adı şuydu: liberalizm.
derken bu umde yandaş kayırmacılık, devletin malı deniz yemeyen keriz ci zihniyetle "bırakınız çalsınlar bırakınız çırpsınlar" şekline dönüştü. artık iktidarsız iktidar sahipleri çaldırmaya göz yummakla kalmıyor, gün geçtikçe semiriyorlardı da.
yetmedi!
stratejik öneme haiz demiryolları, havayolları, fabrikalar, tesisler ve bilimum devlet güvencesi görünen ve her sene para basan kurumlar satıldı,
limanlar, bankalar, enerji kurumları yabancı yatırımcılara devredildi,
ülke üzerinde, özellikle de belli il sınırları içerisinde yabancıların toprak satın alma faaliyetleri desteklendi, topraklarımız yabancılara satıldı, satılmaya devam ediyor...
işte bu anlattıklarım türkiye'nin son 30 yıllık halet-ül pür melalinde gizlidir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar