bugün
- ctrlx15
- gürcistan21
- arkeoloji bölümü5
- abdullah öcalan9
- biyolojik antropoloji4
- ilgi isteyen kız16
- insan olmak5
- hewal ebo17
- yaprak dökümü ali rıza bey6
- lahmacunu elle yiyen kız13
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- kuran da namaz yok21
- isra suresi 82 ayet2
- trollerle laf yarıştırmanın yorması2
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması6
- en iyi simit hangi şehirdedir12
- seksi bırakmak3
- bu kim aq4
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar5
- kagemusha2
- hatay suriye nindir diyen esad yanlısı4
- ben ıspartada yaşıyorum7
- billurları çiğ yemek4
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz7
- çay içen kız3
- iki sözlük kızının kavga etmesi4
- herkesin artık tanım yapması6
- domino s pizza2
- yukarı kattan gelen ahh sesi8
- türk kızı3
- bursa vs edirne7
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı5
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi5
- almanya9
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil6
- 30 temmuz 2026 iran'ın abd üssüne saldırısı5
- su içmeyi unutmayalım4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- ısparta simidi8
- flörtleşme algoritması2
- kendine bir öğüt ver7
- güne bir şarkı bırak16
- bot yazar gibi entry giriyoruz4
- pkk4
- türkiye nin en güzel camisi3
- fransa2
- sümerler semitik miydi3
bir zamanlar baba mesleği olmasından ve aileye çalışırken yardım etme sorumluluğundan dolayı içinde bulunduğum topluluk. öğrenciliğini gençliğinde siyaset yapmak uğruna bir kenara fırlatan babam - yeri gelmişken kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum- ben kendimi bildim bileli ticaretle ilgilenmiş biridir. yıllarca kabzımallık yaptıktan sonra 2001 deki krizde batan kendisi öğrencilik yıllarında harçlığını çıkarmak için icra ettiği pazarcılık mesleğine geri dönüş yapmıştı. ben de üniversiteyi kazandıktan sonraki ilk 2-3 yaz tatilinde memlekete gidiyordum.
küçük bir sahil kasabası olan silifkede oturduğumuz için, esnafların adam gibi para kazanabildikleri yegane süre yazlıkçıların kente akın ettiği ve güzel sakin dokuya varlıkları ile adeta tecavüz ettikleri yaz mevsimiydi elbette ki... mersin toptan sebze-meyve hali ise çok seçeneğe ve rekabete sahip olmasından dolayı fiyatlar konusunda tercih edilebilir durumdaydı.
ancak şöyle bir problem vardı:
sabah dolu bir şekilde tezgah kurabilmek için ve mersin silifkeye 1,5 saat uzaklıkta olduğu için alışverişin geceden gidip yapılması zorunluluktu. işte o zamanlar 3 ay boyunca her gece insanlar yataklarında mışıl mışıl uyurken gece çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anladım. gece 3 ' te başlayan alışverişe yetişebilmek için saat 1 gibi silifkeden çıkmak gerekiyordu. 3 te başlayan bu alışveriş sabah 7 gibi biter daha sonra geri dönülürdü. tabi ki malları tek başıma önce kantara daha sonra arabaya yüklemek,daha sonra da bunları tezgah kurmak için geri boşaltmak zorundaydım. ve o günlerde aklıma hep şu gelirdi:
her gün aynı saatte - sabah saat 6:30 gibi- boğucu bir yaz gününde bile sabah insanın içini gıdıklayan bir şekilde hava serinler, uyku çok daha tatlı hale gelir.. ve ben her gün aynı saatte bunu düşünür ; hayatta kalma mücadelesinin ne kadar zor bir şey olduğunu düşünürdüm... yatakları sıcacık olmuş ve üstlerindeki örtüye daha da sıkı sarılarak uyuyabilen insanlara imrenir ; hafifçe iç çekerdim...
hey gidi günler hey...
küçük bir sahil kasabası olan silifkede oturduğumuz için, esnafların adam gibi para kazanabildikleri yegane süre yazlıkçıların kente akın ettiği ve güzel sakin dokuya varlıkları ile adeta tecavüz ettikleri yaz mevsimiydi elbette ki... mersin toptan sebze-meyve hali ise çok seçeneğe ve rekabete sahip olmasından dolayı fiyatlar konusunda tercih edilebilir durumdaydı.
ancak şöyle bir problem vardı:
sabah dolu bir şekilde tezgah kurabilmek için ve mersin silifkeye 1,5 saat uzaklıkta olduğu için alışverişin geceden gidip yapılması zorunluluktu. işte o zamanlar 3 ay boyunca her gece insanlar yataklarında mışıl mışıl uyurken gece çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anladım. gece 3 ' te başlayan alışverişe yetişebilmek için saat 1 gibi silifkeden çıkmak gerekiyordu. 3 te başlayan bu alışveriş sabah 7 gibi biter daha sonra geri dönülürdü. tabi ki malları tek başıma önce kantara daha sonra arabaya yüklemek,daha sonra da bunları tezgah kurmak için geri boşaltmak zorundaydım. ve o günlerde aklıma hep şu gelirdi:
her gün aynı saatte - sabah saat 6:30 gibi- boğucu bir yaz gününde bile sabah insanın içini gıdıklayan bir şekilde hava serinler, uyku çok daha tatlı hale gelir.. ve ben her gün aynı saatte bunu düşünür ; hayatta kalma mücadelesinin ne kadar zor bir şey olduğunu düşünürdüm... yatakları sıcacık olmuş ve üstlerindeki örtüye daha da sıkı sarılarak uyuyabilen insanlara imrenir ; hafifçe iç çekerdim...
hey gidi günler hey...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar