bugün
- yazarları gülümseten şeyler5
- sarı yeleli aslan trump8
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi11
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler12
- hababam sınıfı semra hoca7
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- montla sıçmak3
- eraser2
- klima çarpması2
- olgay'ı pezevenklerin eline vermek3
- kalmadı3
- ani gelen can sıkıntısı2
- iç sıkıntısından intihar etmek2
- kendi kendine konuşmak5
- zallın fake hesabı var mı9
- siyah araba4
- anın görüntüsü19
- en gey özelliğiniz13
- mor semsiyeli yabanci21
- 40 yaşında bekar kadın6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- türkiye a milli futbol takımı2
- yaz günü bira içmek4
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı3
- ben bir hata yaptım4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi8
- gocu26
- dinciler4
- sözlüğün kırbacı11
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum4
- kadınlar hakkında net gerçekler4
- dönerci isim önerileri4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- kahverengi bi renkse kahve ne renk3
- başkan2
- chp'nin hali ne olacak49
- ben geldim naneler6
- tüm zamanların en iyi kadrosuna sahip takımı2
- terör devleti3
- uludağ sözlüğü 3 kelime ile anlat3
- siz hepiniz biz türkiye marşı4
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo5
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı4
- clydeless bonnie6
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- oralı olmayan yazarlar4
- erkeklerin annelerini aramadan duramamaları5
bir zamanlar baba mesleği olmasından ve aileye çalışırken yardım etme sorumluluğundan dolayı içinde bulunduğum topluluk. öğrenciliğini gençliğinde siyaset yapmak uğruna bir kenara fırlatan babam - yeri gelmişken kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum- ben kendimi bildim bileli ticaretle ilgilenmiş biridir. yıllarca kabzımallık yaptıktan sonra 2001 deki krizde batan kendisi öğrencilik yıllarında harçlığını çıkarmak için icra ettiği pazarcılık mesleğine geri dönüş yapmıştı. ben de üniversiteyi kazandıktan sonraki ilk 2-3 yaz tatilinde memlekete gidiyordum.
küçük bir sahil kasabası olan silifkede oturduğumuz için, esnafların adam gibi para kazanabildikleri yegane süre yazlıkçıların kente akın ettiği ve güzel sakin dokuya varlıkları ile adeta tecavüz ettikleri yaz mevsimiydi elbette ki... mersin toptan sebze-meyve hali ise çok seçeneğe ve rekabete sahip olmasından dolayı fiyatlar konusunda tercih edilebilir durumdaydı.
ancak şöyle bir problem vardı:
sabah dolu bir şekilde tezgah kurabilmek için ve mersin silifkeye 1,5 saat uzaklıkta olduğu için alışverişin geceden gidip yapılması zorunluluktu. işte o zamanlar 3 ay boyunca her gece insanlar yataklarında mışıl mışıl uyurken gece çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anladım. gece 3 ' te başlayan alışverişe yetişebilmek için saat 1 gibi silifkeden çıkmak gerekiyordu. 3 te başlayan bu alışveriş sabah 7 gibi biter daha sonra geri dönülürdü. tabi ki malları tek başıma önce kantara daha sonra arabaya yüklemek,daha sonra da bunları tezgah kurmak için geri boşaltmak zorundaydım. ve o günlerde aklıma hep şu gelirdi:
her gün aynı saatte - sabah saat 6:30 gibi- boğucu bir yaz gününde bile sabah insanın içini gıdıklayan bir şekilde hava serinler, uyku çok daha tatlı hale gelir.. ve ben her gün aynı saatte bunu düşünür ; hayatta kalma mücadelesinin ne kadar zor bir şey olduğunu düşünürdüm... yatakları sıcacık olmuş ve üstlerindeki örtüye daha da sıkı sarılarak uyuyabilen insanlara imrenir ; hafifçe iç çekerdim...
hey gidi günler hey...
küçük bir sahil kasabası olan silifkede oturduğumuz için, esnafların adam gibi para kazanabildikleri yegane süre yazlıkçıların kente akın ettiği ve güzel sakin dokuya varlıkları ile adeta tecavüz ettikleri yaz mevsimiydi elbette ki... mersin toptan sebze-meyve hali ise çok seçeneğe ve rekabete sahip olmasından dolayı fiyatlar konusunda tercih edilebilir durumdaydı.
ancak şöyle bir problem vardı:
sabah dolu bir şekilde tezgah kurabilmek için ve mersin silifkeye 1,5 saat uzaklıkta olduğu için alışverişin geceden gidip yapılması zorunluluktu. işte o zamanlar 3 ay boyunca her gece insanlar yataklarında mışıl mışıl uyurken gece çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anladım. gece 3 ' te başlayan alışverişe yetişebilmek için saat 1 gibi silifkeden çıkmak gerekiyordu. 3 te başlayan bu alışveriş sabah 7 gibi biter daha sonra geri dönülürdü. tabi ki malları tek başıma önce kantara daha sonra arabaya yüklemek,daha sonra da bunları tezgah kurmak için geri boşaltmak zorundaydım. ve o günlerde aklıma hep şu gelirdi:
her gün aynı saatte - sabah saat 6:30 gibi- boğucu bir yaz gününde bile sabah insanın içini gıdıklayan bir şekilde hava serinler, uyku çok daha tatlı hale gelir.. ve ben her gün aynı saatte bunu düşünür ; hayatta kalma mücadelesinin ne kadar zor bir şey olduğunu düşünürdüm... yatakları sıcacık olmuş ve üstlerindeki örtüye daha da sıkı sarılarak uyuyabilen insanlara imrenir ; hafifçe iç çekerdim...
hey gidi günler hey...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar