bugün
- bana gel film izleriz diyen erkek10
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- simko317
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- internet kafede porno izleyen tip4
- açlık krizi nasıl bastırılır6
- ismeti kandırmaları2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- kosova da başbakana yumurta atılması2
- sarapci koala7
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor2
- tatlı yemenin feminen bir aktivite olması2
- hewal ebo9
- günlük tutan erkek13
- insan sevmemek3
- hababam sınıfının uyanması2
- 9 ağustos 2026 arsenal dortmund maçı2
- ümit özdağ6
- hesaplama2
- günde iki paket sigara içmek3
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak3
- 36 yaş3
- sudekiray5
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- tai lung16
- kamos5
- futbol24
- akşam çayı2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- 12 eylül 19912
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- kemalizmin yıkılması4
- sözlüğün bok olduğu gerçeği3
- cansever16
- can sıkıntısı2
- recep ivedik'in çocuklara kötü örnek olması2
- sur da sırtından vuruldu bordo bereli seçkin çil2
- türk ırkçısı4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- şarkılarım dağlara4
- heybeliada ruhban okulu4
- ingiliz ajanları2
- okan buruk6
- tom barrack4
- ergen milliyetçiliği2
- milliyetçilik2
- türkiye halkı3
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- özgür özel5
ankara'daki bir sokağın eski ismi.
**
kim bilir neydi hikayesi, neden bu ismi seçmişlerdi?
cadde kenarında boylu boyunca uzanmış adamın yanından geçerken, bir 'acep ne olmuş buna' yı fazla gören insanların yaşadığı; derme çatma sokak arası evlerin işlemeli pencerelerindeki menekşelerin karbondioksit cehenneminde boğulduğu; ezginin yok olup, çiçek dağı'nın artık sadece kırık bir kırkbeşlik ismi olarak kaldığı bu 'birbirine yabancılar devri'nde, cevabını belki de hiç bulamayacağımız sorular..
oysa ki biz, pazara çıkarken evladını yan komşuya emanet bırakan, çoğu zaman kapısını kilitlemeden uyuyan, osman amca sokak başında göründüğünde tatlı bir akşamüstü muhabbeti için adım sayan insanlardık.
şimdilerde, zamanın bile sanal olduğu bir dünyada gerçek olaylar anlatma cesaretinde bocalıyor dilimiz, ne yazık..
o dili bize öğretenleri ise hiç sormayın! onlar öyle bir keşmekeşin içinde kalmışlar ki, ne sadık dostları radyolarından, ne de teknoloji harikası(!) görüntülü kutudan bir şey anlıyorlar..
ve sevdalar..
bir zamanlar sokaklara isim veren, gerçekten sevdalı sevdalar.
leyla, mecnun, ferhat sahipleri çoktan çekip gitmiş, me se ne de yaşayan ağzı kerhane edebiyatından başka bir şey bilmez çakma popstarlara kalmış dramlar.
düşük ahlak giyinen, ingilizce-ispanyolca-türkçe gayrimeşru ilişkisinden doğma berbat ağızlarıyla, onun bunun aşifteleri için birbirlerini boğazlayan bu zavallılar, acaba bilirler mi o dillerinde fahişe ye döndürdükleri 'aşk'ın, 'sevda'nın anlamını..
gerçi tüm olgular gibi anlam da kimlik değiştirmiş. belki bu zaman için anlam, onların yükleyip onların anladığı.
şiir hayatların gerçek sahiplerine göre aşk, maşuğun saçının tek telini görebilmek için günlerce beklemekmiş.
bunlara göre ise; her daim koltuklarının altındaki yalakaları dakika başı tokatlamak..
yüzde hoş bir tebessüm, elde bir demet papatyaymış.
bunlarda ise azar, küfür, adam bıçaklama..
tabii, yerinde soru; aşık gitti de maşuk hala burda mı sanki?
değil, asla değil.
işlemesi yar hayal edilerek dikilen mendiller, o mendilleri işleyen el değmemiş yürekler..
onlar da bir lana marks cleopatra'ya, bir kaç pahalı takıya satıldılar çoktan.
geriye kalan, sadece o günlere olan özlem.
bir de, artık olmayan sevdalı patika sokak ta yaşamasa da, o sokağı içinde yaşatan tek tük insancıklar. *
**
kim bilir neydi hikayesi, neden bu ismi seçmişlerdi?
cadde kenarında boylu boyunca uzanmış adamın yanından geçerken, bir 'acep ne olmuş buna' yı fazla gören insanların yaşadığı; derme çatma sokak arası evlerin işlemeli pencerelerindeki menekşelerin karbondioksit cehenneminde boğulduğu; ezginin yok olup, çiçek dağı'nın artık sadece kırık bir kırkbeşlik ismi olarak kaldığı bu 'birbirine yabancılar devri'nde, cevabını belki de hiç bulamayacağımız sorular..
oysa ki biz, pazara çıkarken evladını yan komşuya emanet bırakan, çoğu zaman kapısını kilitlemeden uyuyan, osman amca sokak başında göründüğünde tatlı bir akşamüstü muhabbeti için adım sayan insanlardık.
şimdilerde, zamanın bile sanal olduğu bir dünyada gerçek olaylar anlatma cesaretinde bocalıyor dilimiz, ne yazık..
o dili bize öğretenleri ise hiç sormayın! onlar öyle bir keşmekeşin içinde kalmışlar ki, ne sadık dostları radyolarından, ne de teknoloji harikası(!) görüntülü kutudan bir şey anlıyorlar..
ve sevdalar..
bir zamanlar sokaklara isim veren, gerçekten sevdalı sevdalar.
leyla, mecnun, ferhat sahipleri çoktan çekip gitmiş, me se ne de yaşayan ağzı kerhane edebiyatından başka bir şey bilmez çakma popstarlara kalmış dramlar.
düşük ahlak giyinen, ingilizce-ispanyolca-türkçe gayrimeşru ilişkisinden doğma berbat ağızlarıyla, onun bunun aşifteleri için birbirlerini boğazlayan bu zavallılar, acaba bilirler mi o dillerinde fahişe ye döndürdükleri 'aşk'ın, 'sevda'nın anlamını..
gerçi tüm olgular gibi anlam da kimlik değiştirmiş. belki bu zaman için anlam, onların yükleyip onların anladığı.
şiir hayatların gerçek sahiplerine göre aşk, maşuğun saçının tek telini görebilmek için günlerce beklemekmiş.
bunlara göre ise; her daim koltuklarının altındaki yalakaları dakika başı tokatlamak..
yüzde hoş bir tebessüm, elde bir demet papatyaymış.
bunlarda ise azar, küfür, adam bıçaklama..
tabii, yerinde soru; aşık gitti de maşuk hala burda mı sanki?
değil, asla değil.
işlemesi yar hayal edilerek dikilen mendiller, o mendilleri işleyen el değmemiş yürekler..
onlar da bir lana marks cleopatra'ya, bir kaç pahalı takıya satıldılar çoktan.
geriye kalan, sadece o günlere olan özlem.
bir de, artık olmayan sevdalı patika sokak ta yaşamasa da, o sokağı içinde yaşatan tek tük insancıklar. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar