aşk

sanılanın aksine mutlulukla uzaktan yakından alakası olmayan bir tür duyguların ve algıların çatışmasıdır
şöyle ki
zamanının çok büyük bir bölümü onu düşünmekle geçer ki saatlerce tek bir objeye odaklanmak beynin hiç de alışık olduğu bir davranış biçimi değildir.
günde bilmem kaç kez gaipten sesler duymaya başlarsın telefon mu çalıyor diye
ha gerçekten çalıyorsa eline alışın ve arayan kişinin ismini görene kadar ki geçen süre içerisinde kalp atış hızın tavan
yapar
yol da yürüyen insanların bilmem kaçını ona benzetirsin
şu ana kadar anlatılanlar genelde malum kişi ile sevgili olmanın öncesinde yaşanan genel vaziyettir...
eğer ki taraflardan biri ilişkiye başlamayı kabul etmezse reddedilen kişi muhtemelen suçu fiziksel görünüşünde
arayacaktır ki bu da aynalarla daha fazla zaman geçirmek anlamına gelmektedir
gerçekten sevmişse eğer sol taraftaki ağrının ne kadar sürede geçeceği kişiden kişiye değişiklik gösterir...
şayet ilişki başlamış ise 2. ve 9. satırda yazılanlara ek olarak bu sefer bir kaybetme korkusu almıştır kişiyi

herşey bu kadar güzel giderken ya bitiverirse?
hadi bir gün başkasını benden daha çok severse?

tekrar şöyle bir düşünülür işte o zaman malum kişiyi memnun edebilmek adına bay(an) mükemmel kostümü giyilir ki
bir an için unutulur öyle birinin olmadığı...
eğer ki evlilikle sonuçlanmazsa ayrılık demektir otomatik olarak
2. ve 9. satırda yazılanlara ek olarak onunla ettiğin kavgaların bin mislini kendinle etmeye başlarsın
ve keşkelerle başlayan cümleleri daha fazla kullanmaya başlarsın kabul etmesende...
en iyi ihtimalle malum kişiyle evlenirsin
işte o zaman (bkz: evlilik aşkı öldür mü)

herşeye rağmen yaşamaya değer mi?
deneme kabinleri sağ tarafta efendim...
© copyright 2005 - 2026