bugün
- giresunlu olmanın zorlukları10
- esra'yı aç esra'yı5
- vajinaya limon sıkıp emmek6
- amedspor9
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- halloween kutlayan dejenere tip7
- yallah arabistan a diyen tip11
- karışık kızartma7
- asperger sendromu8
- hurdacıdan son gelen kitaplar5
- bibi kazandı5
- umre yerine dünyayı gezen yaşlı ateyis2
- kasım cömert tokayev3
- günün sözü9
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- refere ayeti aniden arapça söylemek2
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- ekşi sözlük3
- bikbik pilavı2
- fuck taliban tişörtü7
- gocu ekşide yazar olmuş4
- trabzonspor17
- yemek yedikten sonra nabzın yükselmesi4
- dom dom kurşunu5
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı7
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- ese dezze2
- yerde para bulmak12
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek3
- görükle den moskova'ya yürümek10
- anın turşusu4
- kadın şoför9
- pastayı varoş gösteren detaylar4
- kars'tan abd'ye gidip kevaşe ailesi kurmak2
- am bulup doya doya yalamak3
- true'nun çaylak olması12
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- hollanda2
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- fenerbahçe'yi şampiyon yapacak teknik direktör3
- kedi sevmeyen insan5
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- şafak saymak5
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması6
- nervio abla20
- bu hafta türkiye'ye geliyorum2
- para kazanmak9
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini.
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir. 'Aşk odu önce maşuka, andan âşıka düşer' derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor.
Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. ilk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet. Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün. işte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. işte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap. Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur.
Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane hakkal yakın biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü.
Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum. Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek...
iskender Pala
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini.
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir. 'Aşk odu önce maşuka, andan âşıka düşer' derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor.
Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. ilk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet. Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün. işte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. işte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap. Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur.
Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane hakkal yakın biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü.
Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum. Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek...
iskender Pala
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar