bugün
- pandela 312
- kürt hareketinin devşirme olması15
- velvet44
- ciguli kral16
- amedspor12
- mony tontana9
- yürüyüş flörtü9
- memduh bashgan9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- sahi bir ara teğmenler vardı ne oldu onlara3
- kamos6
- ciddi ciddi aşure seven insan21
- arkadaşlar mutlu musunuz3
- evde kalmış kız kurusu7
- sözlüğün aptal kaynaması18
- atatürk ün çocuğunun olmaması3
- gruplaşan yazarlara tavsiye3
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- sikmek icin entry ni beğendi6
- ahtapot yemek9
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı11
- bik bik kaç yaşında10
- mutlu yaşamın sırrı5
- yılmaz güney'in vahi öz'ün karısına sarkması3
- fetökan büllükbaşı2
- chatgpt'nin tercümanlığı tarihe gömmesi2
- sarı saçlı mavi gözlü türk3
- milan skriniar nathan ake ikilisi2
- lionel scaloni3
- hakan aygün2
- deniz göktaş35
- nur sürer2
- epilepsi2
- trueculuk5
- sözlüğün hain kaynaması2
- bu yazar once seni sikip sonra3
- chp'yi salın3
- kemal kılıçdaroğlu20
- sütlaç gibi karı6
- sırrı süreyya önder3
- çare eskort6
- köfte patates abartılmış balon bir ikilidir5
- hüseyin çelik'in abdülhamit açıklaması2
- entry girilecek düzgün başlık4
- her gece ağlayarak 31 çeken yazarlar2
- sabah 8 de açılan dükkanların felsefesi4
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi6
- rüyada true yu görmek3
baştan sona dikkatlice okumanız şahsım tarafından önerilir.
bir mühendis olarak içerisinde bulunduğum ve olaylarla alakalı birinci dereceden ilgili birisi tanımamdan ötürü, bu konuyla ilgili bir yazı yazmadan edemeyeceğim.
mühendislik fakültelerine giden öğrencilerin birinci hedefi %90 ihtimalle ar-ge departmanında çalışmak, yeni projeler üretmek kendini yaptıklarıyla kanıtlamak piyasaya adını duyurmaktır. en azından benim çevrem öyleydi. derslerin o denli yoğun olması ve öğretilen bilgilerin pratik olarak o denli boşta kalması özellikle birinci sınıf için geçici, ilerisi için düşündürücü olmuştu. ikinci sınıfta, daha da yoğunlaşan ve bölüme odaklanan birçok dersin insana öğrettiği şey aslında çok şey öğrendiğin ama ne öğrendiğini bilmediğindi. ikinci sınıfın sonunda staj yapmak az çok fabrikalar uygulanan sistemi anlamanıza yardımcı olsa da teknik olarak ne denli yontulmanız gerektiğini yüzünüze çarpan gerçekler arasındaydı. staj sonunda artık yavaş yavaş yönetim departmanı fikri aklımda canlanmaya başlamıştı. tabi kafamı kurcalayan bu husus hedefimde sapmama ideallerimden uzaklaşmama delaletti. nihayetinde hedeflerim; istediğim şeyin ne olduğu hususunda, beni olmam gereken yöne çekmişti. ceo olma düşüncesi yönetim departmanı bunca emeğin karşılığı olmamalıydı. evet piyasaya tutunabilmek için gerçekten teknik olarak donanımlı olmalı ve dil hususunda üst düzey bilgiye sahip olmalıydım. iki hedefimde üniversite bitiminde çok geride kalmıştı -ki; bu benim bitirdiğim üniversite türkiye'nin en iyileri arasında gösterilen bir üniversite olmasına rağmen böyleydi- ama temel olarak gerekli olan kısma hakimdim teknik anlamda. aldığım eğitimin yetersiz olduğunu bildiğimden ötürü yöntem değiştirerek yurt dışına gitmeye karar verdim. yurt dışında, dil ve günümüz teknolojilerini inceleme imkanı buldum. iş önlüğü giyip çalıştığımız zamanlarda oldu. projeleri takip amaçlı bir takım mevzulara yabancı kalmayarak sistemin nasıl işlediği öğrenme amaçlıydı. biraz zaman geçtikten sonra üretim mantığı ve temel ürün kontrolü sistemini anlayıp uzmanlaştıktan ve çalışan teknikerlerin ustaların nerelerde hatalar yaptığını çözümümün ne olduğunu v.b.lerini anlar seviyeye gelmiştim. bu işlerden sorumlu üretim mühendisi veyahut uygulama mühendisi şeklinde bir ünvanla da orada tanışmıştım ilk olarak. normal mühendislerin çalışma sistemi olarak düşünürken o sistemi, farklı bir uygulama yani değişik bir mühendislik dalı olduğunu uygulama kontrolü ve çalışma sistemlerinin denetlenmesi üzerine uzmanlaşan kimi zaman, denetmen kimi zaman, iş şağlığı uzmanı olarak çalışan kişilerin projelerden sorumlu mühendislerden biraz daha farklı olduğunu temelde aynı fakat çalışma sistemi olarak farklı temellere dayanmış olduğunu gördüm.
şimdi buradan gelmek istediğim nokta şu aslında; şu an türkiye'de bir fabrikada ar-ge'de çalışıyorum. hedeflediğim seviyede teknik bilgi ve dil yetisine sahibim. bunun en temel hususu üretim departmanında çalışmamdan kaynaklanıyor, siz de takdir edersiniz ki. uygulama esnasında kişinin öğrendiği şeylerin projelere aktarılması ve bunun mantıksal, matematiksel, fiziksel ve kimyasal olarak geliştirilmesi daha kolay ve uygulanabilir oluyor.
olayla ilgili olmamın diğer sebeplerinden olan bir diğer hususa değineceğim şimdi: teknik eğitim fakülteleri; açıkçası ismini pek duymamıştım daha öncesinden. şimdilerde çalıştığım iş arkadaşım, sorumlu olduğum departmanda benimle aynı görevde çalışan bir arkadaşımın mezun olduğu fakültenin adı olduğunu yeni öğrenmiştim. isim olarak tekniker v.b. bir şey çağrıştı ilkin aklımda. arkadaşımla sohbetimiz ilerledikçe mevzuya daha da hakim oldum. teknik öğretmen yetiştiren fakültenin adı imiş teknik eğitim fakültesi, diğer bir deyimiyle ''tef'' insanın aklına gelmesi en doğal olan soru; o şahsiyetin böyle bir yerde ne işi olduğuydu. öğretmenlik mezunu birisinin ar-ge de çalışması pek normal bir şey değildi doğrusu, benim açımdan. biraz daha sohbet ettikten sonra kendilerinin öğretmen olma imkanlarının düşük olduğunu mühendislik fakülteleriyle hemen hemen aynı dersleri aldıklarını uygulama eğitimi de aldıklarını v.s. uzun uzun anlattı bana kendisi. zaten bir mühendisten farkı olmadığını aynı departmanda çalıştığım için rahatlıkla söyleyebilirdim. zaten belirli bir takım dersleri verdikten sonra kendilerine mühendislik ünvanı verilmesine ilişkin bir yasanın var olduğuna da değindi. bilgi ve becerilerinden ötürü çalışması hiçte kolay olmayan bir departmanda ünvansız, olarak çalışması da pek uzun sürmemiş kendisinin. çalıştığımız firmanın dünya çapında prestijli oluşu ve çalışan sistemin yapmasında çalışanı korumak ve onu değerlendirmek olduğundan ötürü olsa gerek kendisine gerekli ünvanın verilmesi için, yurt dışında yarım dönemlik mühendislik tamamlama dersleri alarak kendi geliştirdiği projelere imza atma yetkisine de kendisine olanak olarak sağlanmış.
bu yazıdan son olarak geleceğim nokta şu ki;
- türkiye üretim mühendisi veyahut teknoloji veyahut uygulama mühendisi uygulması hususunda çok geride kalmıştır.
- bu mühendislik türü diğer mühendislikle aynı değil bir bakıma tamamlayıcı niteliktedir ki kısaca kimsenin kimsenin yerine geçme durumu v.b. olmayacaktır.
- diğer bir husus bu konuda teknik eğitim fakültelerinin teknik anlamda bu tarz mühendisliğe uygun olması ve gerekli donanımın bulunması. (atölyeler laboratuvarlar v.b.)
gibi hususlardan ötürü taktir edersiniz ki bu tarz bir mühendislik ünvanının bu fakülteden mezun olanlara veyahut yeni açılacak olan fakültede okuyan öğrencilere verilmesinin kimseye zararı olmayacaktır...
bir mühendis olarak içerisinde bulunduğum ve olaylarla alakalı birinci dereceden ilgili birisi tanımamdan ötürü, bu konuyla ilgili bir yazı yazmadan edemeyeceğim.
mühendislik fakültelerine giden öğrencilerin birinci hedefi %90 ihtimalle ar-ge departmanında çalışmak, yeni projeler üretmek kendini yaptıklarıyla kanıtlamak piyasaya adını duyurmaktır. en azından benim çevrem öyleydi. derslerin o denli yoğun olması ve öğretilen bilgilerin pratik olarak o denli boşta kalması özellikle birinci sınıf için geçici, ilerisi için düşündürücü olmuştu. ikinci sınıfta, daha da yoğunlaşan ve bölüme odaklanan birçok dersin insana öğrettiği şey aslında çok şey öğrendiğin ama ne öğrendiğini bilmediğindi. ikinci sınıfın sonunda staj yapmak az çok fabrikalar uygulanan sistemi anlamanıza yardımcı olsa da teknik olarak ne denli yontulmanız gerektiğini yüzünüze çarpan gerçekler arasındaydı. staj sonunda artık yavaş yavaş yönetim departmanı fikri aklımda canlanmaya başlamıştı. tabi kafamı kurcalayan bu husus hedefimde sapmama ideallerimden uzaklaşmama delaletti. nihayetinde hedeflerim; istediğim şeyin ne olduğu hususunda, beni olmam gereken yöne çekmişti. ceo olma düşüncesi yönetim departmanı bunca emeğin karşılığı olmamalıydı. evet piyasaya tutunabilmek için gerçekten teknik olarak donanımlı olmalı ve dil hususunda üst düzey bilgiye sahip olmalıydım. iki hedefimde üniversite bitiminde çok geride kalmıştı -ki; bu benim bitirdiğim üniversite türkiye'nin en iyileri arasında gösterilen bir üniversite olmasına rağmen böyleydi- ama temel olarak gerekli olan kısma hakimdim teknik anlamda. aldığım eğitimin yetersiz olduğunu bildiğimden ötürü yöntem değiştirerek yurt dışına gitmeye karar verdim. yurt dışında, dil ve günümüz teknolojilerini inceleme imkanı buldum. iş önlüğü giyip çalıştığımız zamanlarda oldu. projeleri takip amaçlı bir takım mevzulara yabancı kalmayarak sistemin nasıl işlediği öğrenme amaçlıydı. biraz zaman geçtikten sonra üretim mantığı ve temel ürün kontrolü sistemini anlayıp uzmanlaştıktan ve çalışan teknikerlerin ustaların nerelerde hatalar yaptığını çözümümün ne olduğunu v.b.lerini anlar seviyeye gelmiştim. bu işlerden sorumlu üretim mühendisi veyahut uygulama mühendisi şeklinde bir ünvanla da orada tanışmıştım ilk olarak. normal mühendislerin çalışma sistemi olarak düşünürken o sistemi, farklı bir uygulama yani değişik bir mühendislik dalı olduğunu uygulama kontrolü ve çalışma sistemlerinin denetlenmesi üzerine uzmanlaşan kimi zaman, denetmen kimi zaman, iş şağlığı uzmanı olarak çalışan kişilerin projelerden sorumlu mühendislerden biraz daha farklı olduğunu temelde aynı fakat çalışma sistemi olarak farklı temellere dayanmış olduğunu gördüm.
şimdi buradan gelmek istediğim nokta şu aslında; şu an türkiye'de bir fabrikada ar-ge'de çalışıyorum. hedeflediğim seviyede teknik bilgi ve dil yetisine sahibim. bunun en temel hususu üretim departmanında çalışmamdan kaynaklanıyor, siz de takdir edersiniz ki. uygulama esnasında kişinin öğrendiği şeylerin projelere aktarılması ve bunun mantıksal, matematiksel, fiziksel ve kimyasal olarak geliştirilmesi daha kolay ve uygulanabilir oluyor.
olayla ilgili olmamın diğer sebeplerinden olan bir diğer hususa değineceğim şimdi: teknik eğitim fakülteleri; açıkçası ismini pek duymamıştım daha öncesinden. şimdilerde çalıştığım iş arkadaşım, sorumlu olduğum departmanda benimle aynı görevde çalışan bir arkadaşımın mezun olduğu fakültenin adı olduğunu yeni öğrenmiştim. isim olarak tekniker v.b. bir şey çağrıştı ilkin aklımda. arkadaşımla sohbetimiz ilerledikçe mevzuya daha da hakim oldum. teknik öğretmen yetiştiren fakültenin adı imiş teknik eğitim fakültesi, diğer bir deyimiyle ''tef'' insanın aklına gelmesi en doğal olan soru; o şahsiyetin böyle bir yerde ne işi olduğuydu. öğretmenlik mezunu birisinin ar-ge de çalışması pek normal bir şey değildi doğrusu, benim açımdan. biraz daha sohbet ettikten sonra kendilerinin öğretmen olma imkanlarının düşük olduğunu mühendislik fakülteleriyle hemen hemen aynı dersleri aldıklarını uygulama eğitimi de aldıklarını v.s. uzun uzun anlattı bana kendisi. zaten bir mühendisten farkı olmadığını aynı departmanda çalıştığım için rahatlıkla söyleyebilirdim. zaten belirli bir takım dersleri verdikten sonra kendilerine mühendislik ünvanı verilmesine ilişkin bir yasanın var olduğuna da değindi. bilgi ve becerilerinden ötürü çalışması hiçte kolay olmayan bir departmanda ünvansız, olarak çalışması da pek uzun sürmemiş kendisinin. çalıştığımız firmanın dünya çapında prestijli oluşu ve çalışan sistemin yapmasında çalışanı korumak ve onu değerlendirmek olduğundan ötürü olsa gerek kendisine gerekli ünvanın verilmesi için, yurt dışında yarım dönemlik mühendislik tamamlama dersleri alarak kendi geliştirdiği projelere imza atma yetkisine de kendisine olanak olarak sağlanmış.
bu yazıdan son olarak geleceğim nokta şu ki;
- türkiye üretim mühendisi veyahut teknoloji veyahut uygulama mühendisi uygulması hususunda çok geride kalmıştır.
- bu mühendislik türü diğer mühendislikle aynı değil bir bakıma tamamlayıcı niteliktedir ki kısaca kimsenin kimsenin yerine geçme durumu v.b. olmayacaktır.
- diğer bir husus bu konuda teknik eğitim fakültelerinin teknik anlamda bu tarz mühendisliğe uygun olması ve gerekli donanımın bulunması. (atölyeler laboratuvarlar v.b.)
gibi hususlardan ötürü taktir edersiniz ki bu tarz bir mühendislik ünvanının bu fakülteden mezun olanlara veyahut yeni açılacak olan fakültede okuyan öğrencilere verilmesinin kimseye zararı olmayacaktır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar