bugün
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi16
- türkiye nin en büyük sorunu8
- laptop anakartı3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı9
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem4
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- fransa'da 2400 protestocunun tutuklanması3
- yazarların hayattaki başarıları2
- kolye142
- kopya çekmenin felsefi meşruiyeti2
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- fatma betül sayan kaya7
- kızı için şoför arayan adamın ilanı2
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- usualsuspects'in ayağı10
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- 19 ekim 20264
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- zenginlik göstergesi3
- kadınların yedekte erkek tutması9
- ishale iyi gelen şeyler4
- türk esnafı10
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- ekvador da papazın üzerine haç düşmesi2
- kendi yaptığın yoğurt3
- aöf aşçılık4
- yazarlara gelen son mesaj3
- git commit mesajı yazma kültürü3
- türküm doğruyum çalışkanım11
- iltica27
- anın görüntüsü19
- opera tarayıcı6
- avrupa4
- usualsuspects aslan parçası5
- fon vurgunu29
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- aykolik efendi6
- pişmiş yufka2
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- ofis pornosu13
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- salvador dali2
(bkz: banu güven) de hakkında bir iki kelam etmiştir.
Foto muhabirliği zor iştir. Ben kenarından köşesinden yaptım. Milliyet te çalıştığım dönemde dış görevlere genelde tek başıma makinemle çıkardım. Golan ı Suriye tarafından çektiğim fotoğraf dokuz sütuna açılınca çok mutlu olmuştum ama biliyordum, iş burada değildi. iyi foto muhabiri olmanın başka birçok kriteri vardı. Mesele röportajın konusunu en iyi şekilde aktaracak fotoğrafları çekebilmekti.
Filistin de bir çatışma anı mı? Bütün muhabirler çatışma anında elinde makinelerle çalışıyor olurdu zaten. Çok sayıda iyi fotoğraf da çıkabilirdi. Önemli olan orada o çatışmanın aktörlerini ya da koşullarını en iyi anlatacak fotoğrafı çekmekti. Olayların akışını değiştirmeden tabii. Ya da önemli bir şahsiyetle görüşülüyorsa, diyelim ki bir muhalefet lideri, portresi hem o adamın liderliğini hem de muhalifliğini, varsa başka özelliğini de anlatacak bir fotoğraf olmalıydı. Aslında o dönem bizdeki gazeteler öncelikle muhabirinin olay yerinde olduğunu gösteren fotoğraflar isterlerdi. Yani olay yerine varınca Cehenneme girdik, hem de ilk biz tadında başlıklarla verilebilecek, fonda yıkıntı, önde muhabir olan fotoğraflar Bazılarında muhabir eliyle olay yerini de işaret ederdi. Muhabir kan ter içinde o fotoğrafı çekip koştura koştura yıkatır ve gazetenin baskısına yetiştirirdi. Beceremezsen yerdin fırçayı. Sanki bütün operasyon boşa gitmiş gibi muamele edilirdi.
Yıllar içinde o anlayış biraz değişti. Şimdi sadece röportajların vinyeti oluyor o tür fotoğraflar. Ama asıl değişen teknoloji. Foto muhabiri artık röportaja rulo rulo filmle gitmiyor, o ruloları gazetesine göndermek için ajansların kapısını aşındırmıyor. Açıyor bilgisayarı, fotoğrafı yüklüyor, yolluyor. Fotoğraflarını banyo etmek mecburiyeti de yok. Ben bu kadarını 22 yılda gözlemledim. Bir de Ara Güler i düşünün. 60 yıldır mesleğin tüm kahrını çekerek foto muhabirliği yapan bir usta. Onun muhteşem hikayesi bir kitapta toplandı.
Gazeteci Nezih Tavlaş ın Fotoğrafevi nden çıkan Ara Güler röportajı, Foto Muhabiri Ara Güler, bu toprakların gelmiş geçmiş en yaman foto muhabirini anlatıyor. Hem biyografi, hem de içinde Ara Güler in doğrudan anlatımı olduğu için otobiyografik bir tarafı var.
1950 lerin başında foto muhabirliğe başlayan Ara Güler in ilk fotoğrafları istanbul un köklü Ermeni gazetesi Jamanak ta yayımlanıyor. Yeni istanbul, Hayat mecmuası derken, Ara Güler in dünya birinci ligine, Life- TIME muhabirliğine terfi ettiğini görüyoruz. Meşhur Kumkapı balıkçıları foto röportajı gibi bir ilk iş çıkaran Ara Güler in evrensel değerlerle çalışan bu dergilerin has muhabiri olması sürpriz değil elbet. Görsel anlatıma hep ilgi duyan, çocukluğunu Cinema Paradiso daki gibi sinema filmlerinin arasında geçiren, canını yanan ruloların alevlerinden zor kurtaran, Camera ve Leica Photography dergilerini elinden düşürmeyen Ara Güler zekâsında bir adamdan başka ne beklenebilir ki?
Geçen yüzyıla damgasını vurmuş isimler, Bertrand Russell, Pablo Picasso, Alfred Hitchcock, Indra Gandhi, Sophia Loren ve daha kimler kimler onun objektifine bakıyor. Nemrud Dağı ndaki heykelleri ilk kez çektiğinde, burada Hayat dergisi Bize dağ-taş fotoğrafı getirme diyor, orada Paris-Match dergisi Muhabirimizin keşfi başlığıyla veriyor. Afrodisias keşfi de burada aynı yaklaşımla karşılaşırken, onun araştırmaları sonucunda kazı başlıyor, Türkiye nin en önemli ören yerlerinden biri ortaya çıkmış oluyor. Bu arada Paris-Match ve Life-TIME ın yanında Stern in de muhabiri olmak Ara Güler besliyor. Ara Güler, Türkiyeli bir foto muhabiri değil, dünya foto muhabiri çünkü. Burada beraber çalıştığı isimler arasında ise geçenlerde kaybettiğimiz Nezihe Araz ı büyük saygıyla anıyor.
Kendi şansını yaratan adam
Sophia Loren in yatak odasına nasıl girdiği, 1960 darbesini nasıl resimlediği, teki Kıbrıs harekatını nasıl çektiği, Picasso ya nasıl ulaştığı, kafaları çekip kendini attığı Anadolu nun ücra köşelerinden nasıl röportajlar çıkardığı, Hayat mecmuasının genel yayın yönetmeni Şevket Rado yu neden ve nasıl kovaladığı, yıllarca bavullar dolusu film ve film banyosuyla nasıl seyahat ettiği ve bu yüzden gümrükçülere nasıl dil dökmek zorunda kaldığı, gittiği yerlerde otellerde nasıl karanlık odalar kurduğu, buradaki dergilerin verdiği harcırah yetmediği için yurtdışında nasıl yolsuz kaldığı ve her seferinde mesleğini yapabilmesi için baba parasının yardımına koştuğu, nasıl Master of Leica olduğu, çok sonraları dijitalin nimetleriyle nasıl barıştığı, hepsi bu kitapta.
Ana fikir: Ara Güler inki bir şans hikâyesi değildir. Şansı, Ara Güler bizzat kendisi yaratmıştır. Bu meslekte başarının en azından yarısı hazırlıktır, önemli bölümü cevvallik, küçük bir bölümü de tamamen bağımsız bir parametre olarak şans. Hazırlık olmadan şans hiçbir işe yaramaz. Ara Güler in hayatı da bunu gayet iyi anlatıyor zaten.
Ama Ara Güler in hayatı aslında çok daha fazlasını anlatıyor. Memleketin 80 yıllık tarihini. Zaten fotoğrafları bunun 60 yılını anlatıyordu, şimdi o anlatıma kendi hayatından kesitler ve anılar da eşlik ediyor.
Ara Güler merak edenlere, memleket tarihini anlamak isteyenlere ve foto muhabiri adaylarına ısrarla tavsiye edilir.
Foto muhabirliği zor iştir. Ben kenarından köşesinden yaptım. Milliyet te çalıştığım dönemde dış görevlere genelde tek başıma makinemle çıkardım. Golan ı Suriye tarafından çektiğim fotoğraf dokuz sütuna açılınca çok mutlu olmuştum ama biliyordum, iş burada değildi. iyi foto muhabiri olmanın başka birçok kriteri vardı. Mesele röportajın konusunu en iyi şekilde aktaracak fotoğrafları çekebilmekti.
Filistin de bir çatışma anı mı? Bütün muhabirler çatışma anında elinde makinelerle çalışıyor olurdu zaten. Çok sayıda iyi fotoğraf da çıkabilirdi. Önemli olan orada o çatışmanın aktörlerini ya da koşullarını en iyi anlatacak fotoğrafı çekmekti. Olayların akışını değiştirmeden tabii. Ya da önemli bir şahsiyetle görüşülüyorsa, diyelim ki bir muhalefet lideri, portresi hem o adamın liderliğini hem de muhalifliğini, varsa başka özelliğini de anlatacak bir fotoğraf olmalıydı. Aslında o dönem bizdeki gazeteler öncelikle muhabirinin olay yerinde olduğunu gösteren fotoğraflar isterlerdi. Yani olay yerine varınca Cehenneme girdik, hem de ilk biz tadında başlıklarla verilebilecek, fonda yıkıntı, önde muhabir olan fotoğraflar Bazılarında muhabir eliyle olay yerini de işaret ederdi. Muhabir kan ter içinde o fotoğrafı çekip koştura koştura yıkatır ve gazetenin baskısına yetiştirirdi. Beceremezsen yerdin fırçayı. Sanki bütün operasyon boşa gitmiş gibi muamele edilirdi.
Yıllar içinde o anlayış biraz değişti. Şimdi sadece röportajların vinyeti oluyor o tür fotoğraflar. Ama asıl değişen teknoloji. Foto muhabiri artık röportaja rulo rulo filmle gitmiyor, o ruloları gazetesine göndermek için ajansların kapısını aşındırmıyor. Açıyor bilgisayarı, fotoğrafı yüklüyor, yolluyor. Fotoğraflarını banyo etmek mecburiyeti de yok. Ben bu kadarını 22 yılda gözlemledim. Bir de Ara Güler i düşünün. 60 yıldır mesleğin tüm kahrını çekerek foto muhabirliği yapan bir usta. Onun muhteşem hikayesi bir kitapta toplandı.
Gazeteci Nezih Tavlaş ın Fotoğrafevi nden çıkan Ara Güler röportajı, Foto Muhabiri Ara Güler, bu toprakların gelmiş geçmiş en yaman foto muhabirini anlatıyor. Hem biyografi, hem de içinde Ara Güler in doğrudan anlatımı olduğu için otobiyografik bir tarafı var.
1950 lerin başında foto muhabirliğe başlayan Ara Güler in ilk fotoğrafları istanbul un köklü Ermeni gazetesi Jamanak ta yayımlanıyor. Yeni istanbul, Hayat mecmuası derken, Ara Güler in dünya birinci ligine, Life- TIME muhabirliğine terfi ettiğini görüyoruz. Meşhur Kumkapı balıkçıları foto röportajı gibi bir ilk iş çıkaran Ara Güler in evrensel değerlerle çalışan bu dergilerin has muhabiri olması sürpriz değil elbet. Görsel anlatıma hep ilgi duyan, çocukluğunu Cinema Paradiso daki gibi sinema filmlerinin arasında geçiren, canını yanan ruloların alevlerinden zor kurtaran, Camera ve Leica Photography dergilerini elinden düşürmeyen Ara Güler zekâsında bir adamdan başka ne beklenebilir ki?
Geçen yüzyıla damgasını vurmuş isimler, Bertrand Russell, Pablo Picasso, Alfred Hitchcock, Indra Gandhi, Sophia Loren ve daha kimler kimler onun objektifine bakıyor. Nemrud Dağı ndaki heykelleri ilk kez çektiğinde, burada Hayat dergisi Bize dağ-taş fotoğrafı getirme diyor, orada Paris-Match dergisi Muhabirimizin keşfi başlığıyla veriyor. Afrodisias keşfi de burada aynı yaklaşımla karşılaşırken, onun araştırmaları sonucunda kazı başlıyor, Türkiye nin en önemli ören yerlerinden biri ortaya çıkmış oluyor. Bu arada Paris-Match ve Life-TIME ın yanında Stern in de muhabiri olmak Ara Güler besliyor. Ara Güler, Türkiyeli bir foto muhabiri değil, dünya foto muhabiri çünkü. Burada beraber çalıştığı isimler arasında ise geçenlerde kaybettiğimiz Nezihe Araz ı büyük saygıyla anıyor.
Kendi şansını yaratan adam
Sophia Loren in yatak odasına nasıl girdiği, 1960 darbesini nasıl resimlediği, teki Kıbrıs harekatını nasıl çektiği, Picasso ya nasıl ulaştığı, kafaları çekip kendini attığı Anadolu nun ücra köşelerinden nasıl röportajlar çıkardığı, Hayat mecmuasının genel yayın yönetmeni Şevket Rado yu neden ve nasıl kovaladığı, yıllarca bavullar dolusu film ve film banyosuyla nasıl seyahat ettiği ve bu yüzden gümrükçülere nasıl dil dökmek zorunda kaldığı, gittiği yerlerde otellerde nasıl karanlık odalar kurduğu, buradaki dergilerin verdiği harcırah yetmediği için yurtdışında nasıl yolsuz kaldığı ve her seferinde mesleğini yapabilmesi için baba parasının yardımına koştuğu, nasıl Master of Leica olduğu, çok sonraları dijitalin nimetleriyle nasıl barıştığı, hepsi bu kitapta.
Ana fikir: Ara Güler inki bir şans hikâyesi değildir. Şansı, Ara Güler bizzat kendisi yaratmıştır. Bu meslekte başarının en azından yarısı hazırlıktır, önemli bölümü cevvallik, küçük bir bölümü de tamamen bağımsız bir parametre olarak şans. Hazırlık olmadan şans hiçbir işe yaramaz. Ara Güler in hayatı da bunu gayet iyi anlatıyor zaten.
Ama Ara Güler in hayatı aslında çok daha fazlasını anlatıyor. Memleketin 80 yıllık tarihini. Zaten fotoğrafları bunun 60 yılını anlatıyordu, şimdi o anlatıma kendi hayatından kesitler ve anılar da eşlik ediyor.
Ara Güler merak edenlere, memleket tarihini anlamak isteyenlere ve foto muhabiri adaylarına ısrarla tavsiye edilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar