bugün
- bir şeyler söyle4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- çay içen kız9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- anın fotoğrafı14
- duyulan en ilginç isim5
- uludağ sözlük çeteleri9
- oralet içen erkek5
- mutsuz olmak3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- çaya şeker atan erkek5
- galatasaray6
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- kalem4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- en tehlikeli insan tipleri2
- en boktan on yıl7
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- patates kızartması4
- yerinde dur3
- rennes2
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- yelpaze3
- erdal beşikçioğlu8
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- ona bir şey söyle13
- gocu bak bi5
- doa otomatı3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- red flag erkek listesi9
- ayrılık8
- menemen9
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- borç ve kira olupta iyi olan para7
ahmet altan ın yazısı.
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar