bugün
- etnik köken15
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- en iyi çizgi filmler8
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler11
- evde kalmış 30 yaşında kız17
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar5
- dünyadaki en kolay meslek7
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- hangi yazara aşıksınız7
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava3
- karton toplayan çocuk4
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü2
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- sözlükte kim kime yürüyor5
- robert greene2
- bir bela geliyor6
- müzik haram mıdır7
- fenerbahçe16
- amedspor22
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- polatlı2
- anın görüntüsü26
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- ermenisiz kafkasya4
- ismet gürbüz3
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- hareket edebilen canlılar2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- 16 bekar için masrafsız finlandiya tatili2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- asgari ücret4
- nervio19
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- hangi yazar hangi yazarla mesajlaşmak istiyor2
- türkiyenin buğdayı2
- cübbeli ahmet hoca3
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- çare ismail kartal4
- galatasaray ın şampiyonluğu hayırlı olsun2
ahmet altan ın yazısı.
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar