bugün
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak15
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler23
- mazotun litresi 101 lira31
- claudian clouds10
- sıkıldım11
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek9
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz42
- chpli biriyle siyaset tartışmak8
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- market arabasını düzgün süremeyen erkek5
- küs olduğun birine yanlışlıkla selam vermek3
- banal kelimesinin çok banal olması4
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak5
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- iltica8
- nihoş4
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- tartıştığı insanın entrylerini gammazlayan tip2
- apocu akepeli3
- bitmeyen kriz5
- ne güzel şeysin sen yaşın hep 302
- fake hesapla yazarların aklıyla dalga geçmek4
- sonunda sen2
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- akp li yazarlar4
- asansör aynasıyla flört etmek4
- lev nikolayeviç tolstoy2
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- iki zıt karaktere sahip olmak normal midir3
- diyarbakır da daltonlar operasyonu2
- pislik yazarlar4
- otobüste uyuyup tam kendi durağında uyanmak3
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- terminator gerçek mi oluyor2
- akp iktidarı3
- kural bağımlılığı ve otorite arzusu3
- sevgilisi olup sözlükte takılan insan4
- ekşide yazar olup hiç entry girmemek3
- yazarların fobileri15
- eski fotoğraflardaki saç modelleri2
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı5
- akp nin iktidardan düştüğü gün2
- grönland ve antarktika da 12 trilyon ton buz kaybı3
- akp nin gerçek yüzü2
- yazarların en malımsı özellikleri12
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
- kendin hakkında bir gerçek bırak8
- tulumba tatlısı6
- israil3
ahmet altan ın yazısı.
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. şu ceylanın korkunç hikâyesine bakın, türkiyeyi göreceksiniz. bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan deniz baykal, kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım diyordu.
ceylanı vuran roket o açılımın içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. açılım denilen şey bu işte deniz bey. anne, bana makarna pişirsene dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. bu kadar basit işte. o kızın ölmemesi açılım. buna karşı mısınız? bunun içini boş mu buluyorsunuz?
aslında bu soruları baykalla bahçeliye başbakan erdoğanın sorması gerekiyordu. onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
gazzede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkmak kolay. türkiyede ölen çocuklara türkiyeden sahip çıkın siz. nedir bu sessizliğiniz? kürsü kürsü dolaşıp bağıran erdoğanlara, baykallara, bahçelilere ne oldu? zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
dağa çıkarım diye bağırıyordu bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. bağırmak ne kolay devlet bey, bağırmak ne kolay. bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
susuyorlar.
ceylanın vurulması bize türkiyedeki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. susan sadece onlar mı? neredeyse bütün türkiye susuyor. şu medyaya bakın. bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik allahım. bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
bunlar iki grup falan değil. bunlar tek grup. öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
hele o muhalif geçinenler...
ne oldu muhalefetinize?
bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? hükümet iyi bir şey yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu sessizliğine muhalefet etsenize.
olmuyor değil mi?
roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. ceylanın annesi, kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım diyor. hiç mi içiniz acımıyor sizin? hiç mi vicdanınız yok? bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın dese, ne diyeceksiniz? çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
anne bana makarna pişirsene dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
istediğiniz kadar susun. o ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
siz sustukça o bağıracak.
siz sustukça o bağıracak.
ta ki siz de bağırana kadar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar