bugün

bok

yemelisin bu boku.

hakediyorsun fena halde.

zorladığın, beni olmam için zorladığın $u bok var ya.

ahh ah. akıllanmayacaksın değil mi hiç sen ?

bir zamanlar, bir bok yemek için ne kadar da boka battıydık.

sonraları sana çok çok ağır gelsede o an o boku yiyebilmek için ne de yırtmı$tın kıçını.

" bok yiyin, kurtulu$ boktadır!!1 " mottosuyla ortalıkta ta$akları sıvazlayarak dola$an bir ben.

ve " bu boku yediğimden beri hazım zorluğu ya$ıyorum " diyen bir sen.

ah, o kasvetli günün hayatımızın en güzel günü olacağını nereden bilebilirdik ?

ve sonra sonra o günün hiç ya$anmamı$ olmasını dileyeceğimizi.

--

$imdi nefes alıp verdiğinden bile emin değilim sevgilim.

ne güzel de bakıyordu gözlerin o boku yerken.

bir gün iki yabancı oluvereceğimizden habersiz.

gülüyordun! hiç vermediğin bir ifadeyle o yüz hatlarına.

sırıtmaya yakın, mutluluk denizinde kulaçlarını daha fazlasına istermi$cesine atıyordun.

niye bebeğim ?

niye boka çevirdik bizi ?

niye hazmedemedik bu boku ?

$imdi kucağımı açsam, seni gördüğümde.

ko$tuğunu tahayyül etsem.

ko$up gelir misin hakkaten kollarıma ?

yoksa kalabalıktan göremediğim yeni tokmakçın mı belirir aniden kadrajda ?

her ne boksa,

yemeseydik hiç...

ke$ke sarfetmeseydik o güzel söz öbeklerini.

sarfettiğimizde gözlerimizin içinde olu$an o huzur hali,

varolmasaydı hiç.

yoktu ki zaten!

kendi yarattığımız masalı anlatmı$tık sadece birbirimize.

vesaireler birikti cümlelerimde..

ve evet, ya$amasıydık hiç o günü..

yemeseydik,

bir kucak dolusu bok.
© copyright 2005 - 2026