bugün
- bakarız diyen erkek18
- ne kadar paranız var5
- 0 0 78
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı31
- semicenk vs blok33
- gta 75
- semicenk şarkıları3
- yeni şafak4
- iphone duo2
- cübbeli ahmet hoca5
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir9
- akrep kadınları5
- sözlükten hatun indirmek4
- geceye bir söz bırak11
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver2
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- victor osimhen10
- kadınların evli erkeklere zaafı5
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- kızlar kendinden büyük erkekleri sevseydi5
- sırlar denizi2
- sözlüğün sarması13
- bir zihinden diğer zihne geçen memler9
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- afd'nin lideri alice weidel5
- oğlak burcu kadını7
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması3
- alkol içmek yasak mıdır3
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- kıymalı kaşarlı pide6
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- kiraz cicegi kolonyasi6
- nervio25
- taze fasulye yiyen erkek8
- erzurum gece hayatı5
- renault fluence5
- vexillarius the slayer12
- zengin erkeğin metresi olmayı kabul eden kadın2
- espri yapmaya çalışmak3
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- nasıl bir işe bulaştığının farkında olmamak5
- çindistan4
- aleksey batrakov7
- şeriatı savunan seküler3
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek6
- bu kalp seni unutur mu smsi atan evli eski sevgili3
- türkiye kuş konferansı4
- kötü bir gün geçirmek3
23 eylül 2000.
pazartesi sabahı -ki en nefret ettiğim gün p.tesiydi- okula gitmek için sabahın 5 inde kalkmış 6 da transit marka yaşadığım ilçe ile okuduğum okuldaki il arasında çalışan dolmuşa eniştemin binmeyelim ısrarına rağmen bindim.
17 kişilik transitte 24 kişi vardı. bizde 25. ve 26. idik.
şoför gençti benim şimdiki yaşımda. acemiydi. yolu ortalıyor virajlara aşırı hızla giriyordu. ben dahil daracık yerde 8 kişi ayakta idik. kolumun sürekli çarptığı kişi -allah rahmet eylesin- sürekli bana ters ters bakıyordu ben ise ayakta uyuyordum. önümü görmeyi de çok istiyordum çünkü o sabah kalktığımda hiç yapmadığımı yapmış salonda büyük bir huzursuzluk ile volta atmıştım. canım çok sıkkındı.
bir köyün yol ayırımında bekleyen 3 kişiyi almak isteyen şoför büyük tepki sonrası vazgeçti allah tan. derken kaza geliyordu belliydi.
sabah 06:30 civarıydı.
kamyon yolu ortalamış üzerimize doğru geliyordu. çok düz bir yerdi ama şoför çok acemiydi yolun dışına doğru kırdı kamyondan kurtardık ama yola tekrar gireyim derken aşırı sürat nedeniyle diğer taraftan yoldan çıkmak üzereydik ki tekrar sağa kırdı. aramızdan birisi:
-sakın frene basma dedi!!!
ancak çok geçti. şoför acemiydi. o zamanlar biyololoji bölümünde okuduğunu öğrendiğim tek bayan olan bir ablanın çğlık sesini duydum bir de arabanın tavanın kafama doğru gelmesini gördüm.
kaç dakikadır yerdeydim bilmiyordum. gözlerimi ilk açtığımda aklıma o zaman 3 yaşında olan yeğenim ahsen geldi. babasız nasıl yaşayacaktı. eniştemi düşündüm sonra allah ım lütfen dedim ki başımda biri:
-nasılsın? dedi.
bakmamla içimden geçen ama dile dökemediğim mutluluk hissi içinde:
-sen nasılsın bir şeyin var mı? dedim.
-ben iyiyim. dedi. bana baktı parçalanmış ceketini çıkardı kafamın altına koydu. bir acı hissettim:
-kolum. dedim.
kolumu altımdan çıkardı yanıma koydu. eğer iyiysen çok kötü yaralılar var dedi ben de git dedim.
21 kişi dışarı fırlamıştık. araba paramparça olmuştu. aylar sonra göreceğim ve sürekli bacağına ve haşa allah a söven yaşlı amcanın arabanın içinde kazadan önceki hali ile bastonuna yaslanmış bir şekilde kaldığı efsanesi dolaştı.
4 genç ölmüştü zaten tek o yaşlı amca vardı diğer herkes gençti. 30 unda bile kimse yoktu.
derken sesler geliyordu:
-bu yaralıları alın, lütfen!
-allah belanızı versin alsanıza lan bu yaralıları kardeşim ölüyor lannnn!!
kimse durmuyordu. kimse ölmüştü insanlıkları domuzların.
derken bir köy dolmuşu geldi inin dedi yolcularına duyuyordum.inin arabadan dedi. gerçek insan sesiydi bu.
indirdi herkesi. eniştem geldi hadi kalk gidiyoruz kaldırdı beni koluma girdi gelirim dedim ama gidemiyordum aslında.
arabada kan kaybında defalarca bayıldım mı uyudum mu bilemiyorum. yüzüm gözüm kan içindeydi. kafam kırılmıştı iki yerden. kolum kırılmıştı. kalçam çok fena kesilmişti ayaklarım da dehşet çizikler vardı. ama şanslıydım kaderimde ölüm yokmuş o an. son taklasında fırlamışım sanırım kapının hemen kenarında olmama rağmen. yanımdaki adam eniştemin yanındaki adam ve diğer iki kişi ölmüştü. tam 4 ölü 21 yaralı. arabadakilerde sadece sıyrıklar varmış. şoför korkudan ağaca tırmanmış. ortalık cesetler ve yaralıların iniltileri ile doluydu.
hastaneye vardığımızda sedyede bir hemşirenin pantolonunuz yırtılmış dedi. hepsini yırtın dedim. öyle yaptılar. boxerımla kalmıştım. çok üşüyordum. doktorlar bilincimin açık olup olmadığını öğrenmek için 5 dakikada bir ismimi soruyordu. daha ağır yaralılar vardı onlarla ilgileniyorlardı. benim tek derdim vardı üşüyordum. annem ve babam geldi çığlıklarla çıkın dedim. bu halimi görmenizi istemiyorum dedim annemi çıkardılar.
ve ambulans.
aman allah ım. o hastaneden diğerini götürülürken defalarca tek derdim üşümekti yine.
ama o siren sesi. yanımdan geçen ambulanslara bakarken hep dua ederdim içindekilere ama hiç içinde olacağım o siren sesinin benim için çalacağını sanmıyordum. hayatımdaki en unutulmaz sesti.
dışarı çıkıyordum ambulansım önümden geçiyordu ama içinde ben vardım bunu düşünüyordum hep.
anlıyordum işte evet içindeki bendim ve benim için açlıyordu siren sesi acıtarak içimi.
hayatımın en uzun günü dediğim o gün hatırlamıyorum kaç defa çaldı o ses. benim için ama kimsenin içindekinin ben olduğunu, nasıl olduğumu bilmediğini belki bizi arabasına almayan insanlar gibi umursamadığını. ama gerçek insanları da biliyordum. bizi arabasına alan kanları ile kirletirler gibi kaygısı olmayan ve yolcularını gözünü kırpmadan o insanı da biliyordum.
2 ayda iyileştim ama çok fazla yara vardı ve en derin olanı hastanede farkedilmediği için çok acı çektim. ama benim için geçti her şey gibi geldi geçti.
ne zaman yanımdan ambulans geçse artık sadece elimden geldiğince dua etmiyorum içindekini de gerçek manada düşünüyorum. evet belki de hayatının en uzun gününü yaşayan bir insan var sirenler o nun için çalıyor.
pazartesi sabahı -ki en nefret ettiğim gün p.tesiydi- okula gitmek için sabahın 5 inde kalkmış 6 da transit marka yaşadığım ilçe ile okuduğum okuldaki il arasında çalışan dolmuşa eniştemin binmeyelim ısrarına rağmen bindim.
17 kişilik transitte 24 kişi vardı. bizde 25. ve 26. idik.
şoför gençti benim şimdiki yaşımda. acemiydi. yolu ortalıyor virajlara aşırı hızla giriyordu. ben dahil daracık yerde 8 kişi ayakta idik. kolumun sürekli çarptığı kişi -allah rahmet eylesin- sürekli bana ters ters bakıyordu ben ise ayakta uyuyordum. önümü görmeyi de çok istiyordum çünkü o sabah kalktığımda hiç yapmadığımı yapmış salonda büyük bir huzursuzluk ile volta atmıştım. canım çok sıkkındı.
bir köyün yol ayırımında bekleyen 3 kişiyi almak isteyen şoför büyük tepki sonrası vazgeçti allah tan. derken kaza geliyordu belliydi.
sabah 06:30 civarıydı.
kamyon yolu ortalamış üzerimize doğru geliyordu. çok düz bir yerdi ama şoför çok acemiydi yolun dışına doğru kırdı kamyondan kurtardık ama yola tekrar gireyim derken aşırı sürat nedeniyle diğer taraftan yoldan çıkmak üzereydik ki tekrar sağa kırdı. aramızdan birisi:
-sakın frene basma dedi!!!
ancak çok geçti. şoför acemiydi. o zamanlar biyololoji bölümünde okuduğunu öğrendiğim tek bayan olan bir ablanın çğlık sesini duydum bir de arabanın tavanın kafama doğru gelmesini gördüm.
kaç dakikadır yerdeydim bilmiyordum. gözlerimi ilk açtığımda aklıma o zaman 3 yaşında olan yeğenim ahsen geldi. babasız nasıl yaşayacaktı. eniştemi düşündüm sonra allah ım lütfen dedim ki başımda biri:
-nasılsın? dedi.
bakmamla içimden geçen ama dile dökemediğim mutluluk hissi içinde:
-sen nasılsın bir şeyin var mı? dedim.
-ben iyiyim. dedi. bana baktı parçalanmış ceketini çıkardı kafamın altına koydu. bir acı hissettim:
-kolum. dedim.
kolumu altımdan çıkardı yanıma koydu. eğer iyiysen çok kötü yaralılar var dedi ben de git dedim.
21 kişi dışarı fırlamıştık. araba paramparça olmuştu. aylar sonra göreceğim ve sürekli bacağına ve haşa allah a söven yaşlı amcanın arabanın içinde kazadan önceki hali ile bastonuna yaslanmış bir şekilde kaldığı efsanesi dolaştı.
4 genç ölmüştü zaten tek o yaşlı amca vardı diğer herkes gençti. 30 unda bile kimse yoktu.
derken sesler geliyordu:
-bu yaralıları alın, lütfen!
-allah belanızı versin alsanıza lan bu yaralıları kardeşim ölüyor lannnn!!
kimse durmuyordu. kimse ölmüştü insanlıkları domuzların.
derken bir köy dolmuşu geldi inin dedi yolcularına duyuyordum.inin arabadan dedi. gerçek insan sesiydi bu.
indirdi herkesi. eniştem geldi hadi kalk gidiyoruz kaldırdı beni koluma girdi gelirim dedim ama gidemiyordum aslında.
arabada kan kaybında defalarca bayıldım mı uyudum mu bilemiyorum. yüzüm gözüm kan içindeydi. kafam kırılmıştı iki yerden. kolum kırılmıştı. kalçam çok fena kesilmişti ayaklarım da dehşet çizikler vardı. ama şanslıydım kaderimde ölüm yokmuş o an. son taklasında fırlamışım sanırım kapının hemen kenarında olmama rağmen. yanımdaki adam eniştemin yanındaki adam ve diğer iki kişi ölmüştü. tam 4 ölü 21 yaralı. arabadakilerde sadece sıyrıklar varmış. şoför korkudan ağaca tırmanmış. ortalık cesetler ve yaralıların iniltileri ile doluydu.
hastaneye vardığımızda sedyede bir hemşirenin pantolonunuz yırtılmış dedi. hepsini yırtın dedim. öyle yaptılar. boxerımla kalmıştım. çok üşüyordum. doktorlar bilincimin açık olup olmadığını öğrenmek için 5 dakikada bir ismimi soruyordu. daha ağır yaralılar vardı onlarla ilgileniyorlardı. benim tek derdim vardı üşüyordum. annem ve babam geldi çığlıklarla çıkın dedim. bu halimi görmenizi istemiyorum dedim annemi çıkardılar.
ve ambulans.
aman allah ım. o hastaneden diğerini götürülürken defalarca tek derdim üşümekti yine.
ama o siren sesi. yanımdan geçen ambulanslara bakarken hep dua ederdim içindekilere ama hiç içinde olacağım o siren sesinin benim için çalacağını sanmıyordum. hayatımdaki en unutulmaz sesti.
dışarı çıkıyordum ambulansım önümden geçiyordu ama içinde ben vardım bunu düşünüyordum hep.
anlıyordum işte evet içindeki bendim ve benim için açlıyordu siren sesi acıtarak içimi.
hayatımın en uzun günü dediğim o gün hatırlamıyorum kaç defa çaldı o ses. benim için ama kimsenin içindekinin ben olduğunu, nasıl olduğumu bilmediğini belki bizi arabasına almayan insanlar gibi umursamadığını. ama gerçek insanları da biliyordum. bizi arabasına alan kanları ile kirletirler gibi kaygısı olmayan ve yolcularını gözünü kırpmadan o insanı da biliyordum.
2 ayda iyileştim ama çok fazla yara vardı ve en derin olanı hastanede farkedilmediği için çok acı çektim. ama benim için geçti her şey gibi geldi geçti.
ne zaman yanımdan ambulans geçse artık sadece elimden geldiğince dua etmiyorum içindekini de gerçek manada düşünüyorum. evet belki de hayatının en uzun gününü yaşayan bir insan var sirenler o nun için çalıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar