bugün
- kalabalıklar içinde yalnız olmak7
- hayattan zevk alamamak15
- rüyamda kadın olmuştum5
- nickten isim tahmini yapmak69
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler13
- gocunun nerede olması12
- yazarların öldükten sonraki planları3
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- hikayeyi devam ettir30
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi5
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- biber dolması olsa da yesek5
- temiz nevresimler içinde uyumak3
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- türk kızlarına bir öğüt bırak3
- fake yazarlar2
- narsisizm2
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- yeşilçam filmi izlemek6
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- cioran neden intihar etmedi3
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- uysaljakoben16
- çağımızın hastalığı2
- jackie chan2
- cinsel hikaye yazıyoruz3
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- sıla'nın uyuşturucu testi açıklaması2
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- aziz nikola3
- önüne gelene ayar verebileceğini zanneden insan3
- aylık 497 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- aylık 100 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- cem küçük5
- yeni parti50
- sözlüğün kızlık zarı ile imtihanı4
- 11 kişilik kılıçdaroğlu destek yürüyüşü4
- sen true yu savundun2
- bal porsuğu3
- nick vermeden bir yazara seslen16
harika bir peter gabriel ve kate bush düeti. sözleriyse :
peter gabriel :
in this proud land we grew up strong
we were wanted all along
i was taught to fight, taught to win
i never thought i could fail
(bu gururlu topraklarda güçlü büyüdük.
her zaman istenendik.
mücadele etmek, kazanmak öğretildi bana.
başarısız olacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim.)
no fight left or so it seems
i am a man whose dreams have all deserted
i've changed my face, i've changed my name
but no one wants you when you lose
(mücadele edecek bir şey kalmadı ya da öyle görünüyor.
bütün hayalleri terk edilmiş bir adamım.
yüzümü değiştirdim, ismimi değiştirdim.
fakat kaybedince hiç kimse istemiyor seni.)
kate bush :
don't give up
'cos you have friends
don't give up
you're not beaten yet
don't give up
i know you can make it good
(vazgeçme;
çünkü arkadaşların var.
pes etme;
henüz yenilmedin
vazgeçme;
biliyorum bunu düzeltebilirsin.)
peter gabriel :
though i saw it all around
never thought i could be affected
thought that we'd be the last to go
it is so strange the way things turn
(onu iyice görmeme rağmen
böylesine etkilenebileceğim hiç aklıma gelmemişti.
en son bizim gideceğimizi düşünmüştüm.
işlerin bu hale gelmesi ne kadar da tuhaf.)
drove the night toward my home
the place that i was born, on the lakeside
as daylight broke, i saw the earth
the trees had burned down to the ground
(geceyi evime doğru sürdüm.
göl kenarında, doğduğum yere.
gün aydınlanmaya başlarken toprağı gördüm.
ağaçlar köklerine kadar yanmıştı.)
kate bush :
don't give up
you still have us
don't give up
we don't need much of anything
don't give up
'cause somewhere there's a place
where we belong
(vazgeçme;
biz hala yanındayız.
pes etme;
çok fazla bir şeye ihtiyacımız yok
vazgeçme;
çünkü orada bir yerde ait olduğumuz bir yer var.)
rest your head
you worry too much
it's going to be alright
when times get rough
you can fall back on us
don't give up
please don't give up
(başını yasla
çok fazla endişeleniyorsun.
yoluna girecek.
zor zamanlarda bize güvenebilirsin.
pes etme.
lütfen vazgeçme.)
peter gabriel:
'got to walk out of here
i can't take anymore
going to stand on that bridge
keep my eyes down below
whatever may come
and whatever may go
that river's flowing
that river's flowing
(buradan gitmeliyim.
daha fazla dayanamıyorum.
o köprünün üzerinde durup
gözlerimi aşağıya dikeceğim.
ne gelirse gelsin,
ne giderse gitsin.
o nehir akıyor,
o nehir akıyor.)
moved on to another town
tried hard to settle down
for every job, so many men
so many men no-one needs
(başka bir kasabaya taşındım.
yerleşmek için çok uğraştım.
her iş için, birçok adam.
kimsenin ihtiyaç duymadığı birçok adam...)
kate bush :
don't give up
'cause you have friends
don't give up
you're not the only one
don't give up
no reason to be ashamed
don't give up
you still have us
don't give up now
we're proud of who you are
don't give up
you know it's never been easy
don't give up
'cause i believe
there's a place where we belong
(vazgeçme;
çünkü arkadaşların var.
pes etme;
sen tek değilsin.
vazgeçme;
utanmak için hiçbir neden yok.
pes etme;
biz hala yanındayız.
vazgeçme şimdi;
olduğun kişiyle gurur duyuyoruz.
pes etme;
hiçbir zaman kolay olmadığını biliyorsun.
vazgeçme;
çünkü ait olduğumuz bir yer olduğuna inanıyorum.)
peter gabriel :
in this proud land we grew up strong
we were wanted all along
i was taught to fight, taught to win
i never thought i could fail
(bu gururlu topraklarda güçlü büyüdük.
her zaman istenendik.
mücadele etmek, kazanmak öğretildi bana.
başarısız olacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim.)
no fight left or so it seems
i am a man whose dreams have all deserted
i've changed my face, i've changed my name
but no one wants you when you lose
(mücadele edecek bir şey kalmadı ya da öyle görünüyor.
bütün hayalleri terk edilmiş bir adamım.
yüzümü değiştirdim, ismimi değiştirdim.
fakat kaybedince hiç kimse istemiyor seni.)
kate bush :
don't give up
'cos you have friends
don't give up
you're not beaten yet
don't give up
i know you can make it good
(vazgeçme;
çünkü arkadaşların var.
pes etme;
henüz yenilmedin
vazgeçme;
biliyorum bunu düzeltebilirsin.)
peter gabriel :
though i saw it all around
never thought i could be affected
thought that we'd be the last to go
it is so strange the way things turn
(onu iyice görmeme rağmen
böylesine etkilenebileceğim hiç aklıma gelmemişti.
en son bizim gideceğimizi düşünmüştüm.
işlerin bu hale gelmesi ne kadar da tuhaf.)
drove the night toward my home
the place that i was born, on the lakeside
as daylight broke, i saw the earth
the trees had burned down to the ground
(geceyi evime doğru sürdüm.
göl kenarında, doğduğum yere.
gün aydınlanmaya başlarken toprağı gördüm.
ağaçlar köklerine kadar yanmıştı.)
kate bush :
don't give up
you still have us
don't give up
we don't need much of anything
don't give up
'cause somewhere there's a place
where we belong
(vazgeçme;
biz hala yanındayız.
pes etme;
çok fazla bir şeye ihtiyacımız yok
vazgeçme;
çünkü orada bir yerde ait olduğumuz bir yer var.)
rest your head
you worry too much
it's going to be alright
when times get rough
you can fall back on us
don't give up
please don't give up
(başını yasla
çok fazla endişeleniyorsun.
yoluna girecek.
zor zamanlarda bize güvenebilirsin.
pes etme.
lütfen vazgeçme.)
peter gabriel:
'got to walk out of here
i can't take anymore
going to stand on that bridge
keep my eyes down below
whatever may come
and whatever may go
that river's flowing
that river's flowing
(buradan gitmeliyim.
daha fazla dayanamıyorum.
o köprünün üzerinde durup
gözlerimi aşağıya dikeceğim.
ne gelirse gelsin,
ne giderse gitsin.
o nehir akıyor,
o nehir akıyor.)
moved on to another town
tried hard to settle down
for every job, so many men
so many men no-one needs
(başka bir kasabaya taşındım.
yerleşmek için çok uğraştım.
her iş için, birçok adam.
kimsenin ihtiyaç duymadığı birçok adam...)
kate bush :
don't give up
'cause you have friends
don't give up
you're not the only one
don't give up
no reason to be ashamed
don't give up
you still have us
don't give up now
we're proud of who you are
don't give up
you know it's never been easy
don't give up
'cause i believe
there's a place where we belong
(vazgeçme;
çünkü arkadaşların var.
pes etme;
sen tek değilsin.
vazgeçme;
utanmak için hiçbir neden yok.
pes etme;
biz hala yanındayız.
vazgeçme şimdi;
olduğun kişiyle gurur duyuyoruz.
pes etme;
hiçbir zaman kolay olmadığını biliyorsun.
vazgeçme;
çünkü ait olduğumuz bir yer olduğuna inanıyorum.)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar