bugün
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu4
- fon vurgunu37
- acı soslu süs domuzu7
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- sergen yalçın7
- nohut köftesi3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- haberler3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- günü geçmiş buz gibi süt4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- kim bu erzincanlı9
- mercimek makarnası5
- kylie jenner4
- palmiye4
- clemence baptista16
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- ojeli tırnaklarla erkeğin göğsünü okşamak2
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- anın görüntüsü17
- fenerbahçe 5 slavia prag 12
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- pavyon bu dünya4
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- murat ağırel4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- kolye140
- hakkını helal etmeyen evlat2
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- boşalırken anıran erkek2
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- platon un mağara alegorisi10
- s'i l v'e r m'i s t15
- saraca'ya uzaylı soruları4
- yemek yapmayı bilmeyen erkek2
- kemal kılıçdar3
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
- george puşt2
1909 doğumlu fante 3 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuydu. babasının boş bir hayat anlayışı onu hep rahatsız etmiş, mutsuz ve ilgisiz bir adamı anlamaya bile çalışmamıştır. ve bir gün hiç şaşırmadığı şekilde babası başka bir kadının peşinden gitmiş onları terk etmiştir. kaliforniya'ya balık fabrikasına çalışmaya gitmiş, annesini de yanına aldırmıştır fante. işçilikten kalan zamanda hikayeler yazmış bunlar dergilerde yayımlanmıştır.
mizah ve acının hakimi john fante...
charles bukowski onun sıkı bir hayranı olmuştu. onu "tanrısı" ilan ediyordu ama tanışmaya cürret bile edememişti çünkü tanrılar rahatsız edilmemeliydi.
1939'da toza sor ile tanınmıştı.
1955'te şeker hastası olduğunu öğrendiğinde tek dileği vardı şu cümleleri etkileyiciydi:
"... uyandığımda gözlerimi açmaya korktum, kör mü olmuştum? kariyerimin henüz başındayken körlükle mi karşı karşıya kalacaktım?
bütün organlarımı alabilirsiniz baylar, gözlerimi ve sağ elimi bırakın yeter ki!"
ama hayat hiçbir zaman haykırışlara yanıt vermez, samimi olsalar bile. fante'ye de cevap vermeyecekti. sadece gözlerini almakla yetinmedi, iki bacağını da aldı. acı, ruhtan sızıp bedene yayılıyordu.
ve o son romanını karısına söyledi ve o da yazdı. bu; hayata meydan okumaydı, tam bir bandini işi.
ertesi yıl yani 8 mayıs 1983'te farklı bir yaşamdaydı ve yeni gözlere kavuştu.
toza sor'dan :
"uzun parmakalrını aç ve yorgun ruhumu geri ver. ağzınla öp beni çünkü açım meksika ekmeğine. burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran, beyaz gerdanında ölmeme izin ver. şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, camilia, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal..."
mizah ve acının hakimi john fante...
charles bukowski onun sıkı bir hayranı olmuştu. onu "tanrısı" ilan ediyordu ama tanışmaya cürret bile edememişti çünkü tanrılar rahatsız edilmemeliydi.
1939'da toza sor ile tanınmıştı.
1955'te şeker hastası olduğunu öğrendiğinde tek dileği vardı şu cümleleri etkileyiciydi:
"... uyandığımda gözlerimi açmaya korktum, kör mü olmuştum? kariyerimin henüz başındayken körlükle mi karşı karşıya kalacaktım?
bütün organlarımı alabilirsiniz baylar, gözlerimi ve sağ elimi bırakın yeter ki!"
ama hayat hiçbir zaman haykırışlara yanıt vermez, samimi olsalar bile. fante'ye de cevap vermeyecekti. sadece gözlerini almakla yetinmedi, iki bacağını da aldı. acı, ruhtan sızıp bedene yayılıyordu.
ve o son romanını karısına söyledi ve o da yazdı. bu; hayata meydan okumaydı, tam bir bandini işi.
ertesi yıl yani 8 mayıs 1983'te farklı bir yaşamdaydı ve yeni gözlere kavuştu.
toza sor'dan :
"uzun parmakalrını aç ve yorgun ruhumu geri ver. ağzınla öp beni çünkü açım meksika ekmeğine. burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran, beyaz gerdanında ölmeme izin ver. şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, camilia, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar