bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri65
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması10
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar6
- duanın bir şeye yaramaması6
- bugün uyuyakalmışım11
- 9 5 çalışan ipneler12
- fon vurgunu46
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması5
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- terlikle döven anne13
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- güne yulaf ezmesi ve kahve ile başlamak4
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- türküm doğruyum çalışkanım16
- neden 50 tane arap devleti var4
- akşamki tantana13
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- arap neferler9
- ideal koca4
- uludede ile camiye gitmek5
- alevilerin camiye gitmemesi3
- karısını aldatan yazarlar3
- fatma betül sayan kaya17
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- umreye giden arkadaş2
- türkiye libya anlaşmasının yunanistan da yankısı3
- evlenilecek kıza ayak fetişisti olduğunu söylemek2
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- ayak fetişi istemeyen kadından boşanılır mı2
- sözlük yazarlarının şekerleri2
- dolarla sigarasini yakan ogrenci3
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- poğaça yiyen kız6
- evliliğin süper bir şey olması5
- kargaların insanları fişlemesi5
- kokoreç10
- köftenin insandan çok güven vermesi5
- bir kaplumbağanın acele işi olması4
- kalktı mı diye mesaj atan kız2
- özlale'nin fon krizinde gönüllü iade eleştirisi7
- from gold'un bicepsleri11
- sözlük yazarlarının tatlıları18
- açtığın başlığa yazılanları favlama kuralı3
- patlıcanın organize suç örgütü kurması3
- bir salatalığın geçmişinden utanması3
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- hayatta başarısı olmayıp güzel hapşıran insan4
- grup yeke yek2
- kolye140
soytarılık etmeden güldürebilmek seni... oysa içinde taşıdığın serin bahar yağmurlarının hüznü var bende şimdi... gözlerinin içindeki buhar alevleri fışkırtıyor dört bir yandan midemi ve bütün benliğimi... hilkat garibelerini sevemez oldum sebebinden, ay yüzlü malafat tatlısı yaptırdım kendime, seni duyabilmek, ferahlığını hissedebilmek için... çekişmelerimiz, sürtüşmelerimiz birer hayalet gibi, adeta bir sis buharı gibi dağıldı kor dudaklarını görünce... kendimi bırakıverdim boşluğa sessizce... sessizce kıpırdadı dudaklarım, senin adını andı öylece... senin varlığını yaşatabilmekti bütün gayem, oysa aldırmadım içimdekine, lanet ettim bütün dünyaya anlıyor musun lanet ettim !
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar