bugün
- sözlük yazarlarının salatalıkları16
- hangi renksiniz9
- özledim mesajına verilecek cevaplar11
- sözlükte herkesin avcı olması12
- takı takmayı çok seven kız7
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- sözlükteki zorbalar12
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu17
- sözlükteki şer çetesi9
- izmirbeyefendisi13
- sivaslılar6
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam5
- sinoplular nasıl insanlardır7
- gocu50
- menzil terör örgütü metö3
- islamcı entelektüeller3
- bıçak kemiğe dayandı6
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- ebubekir sifil in deve sidiğini içmemesi2
- ağzıyla içemeyen insan6
- sözlükteki büyücüler5
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip6
- sözlüğe farklı bir kimlik ile sızmak5
- yobaz kudurtma yolları2
- zeki demirkubuz4
- havaların soğumaya başlaması5
- deccalin sözlükte olma ihtimali5
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü10
- tarihin en kötü psg si2
- kılıçlar çekildi bu bir düello5
- sokaktan kız geçerken kurt gibi uluyan tipler2
- kış gelince karışık turşu yapan kız2
- kuzukulağı3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı17
- alkolün beyin hücreleri üzerindeki etkileri4
- isa mesih'in ikinci kez geleceği gerçeği4
- anın görüntüsü23
- sinoplu diyojen4
- hayatın vura vura öğrettiği gerçekler2
- paris saint germain8
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- yerin 2 bin 900 km altında 6 gizemli yapı keşfi3
- ayak bileğini emojiyle kapatan türbanlı2
- şeyhinin kapısında havlayan çomar2
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı6
- kıyamet alametleri3
- çıplak gösteren gözlük5
- online listesi nereye gitti3
- hoşlandığın kızın komünist çıkması11
soytarılık etmeden güldürebilmek seni... oysa içinde taşıdığın serin bahar yağmurlarının hüznü var bende şimdi... gözlerinin içindeki buhar alevleri fışkırtıyor dört bir yandan midemi ve bütün benliğimi... hilkat garibelerini sevemez oldum sebebinden, ay yüzlü malafat tatlısı yaptırdım kendime, seni duyabilmek, ferahlığını hissedebilmek için... çekişmelerimiz, sürtüşmelerimiz birer hayalet gibi, adeta bir sis buharı gibi dağıldı kor dudaklarını görünce... kendimi bırakıverdim boşluğa sessizce... sessizce kıpırdadı dudaklarım, senin adını andı öylece... senin varlığını yaşatabilmekti bütün gayem, oysa aldırmadım içimdekine, lanet ettim bütün dünyaya anlıyor musun lanet ettim !
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar