bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan21
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- sabah 8 de açılan dükkanların felsefesi4
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı10
- ahtapot yemek8
- tokmakçısına aşure yapan kız4
- köfte patates abartılmış balon bir ikilidir5
- evde kalmış kız kurusu5
- bik bik kaç yaşında9
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu4
- sütlaç gibi karı5
- dere kenarında vurduran yazarlar3
- evagreen5
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi5
- golden rose silky shine hydrating lipstick 2012
- geldi yine tipini siktiğim3
- uludağ sözlük bir ailedir10
- din ve seks işlerini ayırmak2
- çağlayı tanıyan yazarlar2
- bir ilişkiyi kim yönetir8
- bir kadını yaşıyla vurmak5
- bir daha doğmayacak olmak3
- nez'in memeleri5
- sikmek icin entry ni beğendi2
- onlayn listesi nerde lan2
- zaman kavramı olmayan insan6
- deniz göktaş34
- kızan kakası renginde hardal2
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir5
- meksika9
- bütün biraderlere hükmeden birader8
- norveç5
- brezilya6
- 20266
- amerika birleşik devletleri7
- belçika4
- ispanya3
- portekiz5
- atakan ay2
- fas4
- kanada5
- fransa7
- cehennemde şeytan sikmek3
- paraguay5
- gey biraderlerin birbirlerine hallenmesi4
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum9
- erecto birader bay bey birader birader bey3
- bik bik abla vs vurduranlar12
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- sözlüğün mal dolması9
soytarılık etmeden güldürebilmek seni... oysa içinde taşıdığın serin bahar yağmurlarının hüznü var bende şimdi... gözlerinin içindeki buhar alevleri fışkırtıyor dört bir yandan midemi ve bütün benliğimi... hilkat garibelerini sevemez oldum sebebinden, ay yüzlü malafat tatlısı yaptırdım kendime, seni duyabilmek, ferahlığını hissedebilmek için... çekişmelerimiz, sürtüşmelerimiz birer hayalet gibi, adeta bir sis buharı gibi dağıldı kor dudaklarını görünce... kendimi bırakıverdim boşluğa sessizce... sessizce kıpırdadı dudaklarım, senin adını andı öylece... senin varlığını yaşatabilmekti bütün gayem, oysa aldırmadım içimdekine, lanet ettim bütün dünyaya anlıyor musun lanet ettim !
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
sensiz doğan güneşlerim ecelimdi benim, bir bahar cellatı gibi her sabah boynumu vuran horoz çığlıkları... ötüşün, öpüşün... söylesene nasıl, nasıl silebilirim içimdeki bu fırtınaları, kökünden dinamitlemek mi lazım sonsuz haykırışlarımı... dudaklarım gezinirken baldırında, kıllarını kopardım tek tek, tek tek güneşe verdim, ele verdim, yele verdim onları, uçsunlar diye, senin kokunu, evet senin kokunu götürsünler diye uzak diyarlara... belki papua yeni gine' ye, belki mimar kemalettin' in mezarına, rey' e, belki semerkant' a senin kokun, evet senin kokun ulaşsın diye...
kıpırdayamadım sensiz gün batımlarında, bir sokak fahişesiyle yatan rahibin iç acımasıydı belki benimki. bir şeytan, nasıl ki kibrinden duymuyorsa pişmanlık, ben de senin o turuncuya çalan cemaline bakarken vurmadı beni hiç pişmanlık... vurmadı, vurmadı anlıyor musun ? anlıyor musun beni söyle !!!
şimdi sessiz haykırışlarımın bedelini kim ödeyecek ? kim verecek idam hükmümü ? sen mi ? sen mi vereceksin söyle ! hakim sen misin, yoksa savcı mı, yoksa gardiyan mı ? söyle bana, söyle bana, nesin sen, ne istiyorsun benden, aşkımdan, benliğimden, ruhumdan, bedenimden ne istiyorsun, ne istiyorsun söylesene !
cellatım oldun, ve idam fermanımı imzalayan gaddar savcı... bir şafak vaktinde astılar beni, sessizce, yağmur çiseliyordu sadece, hapishanem sevdaydı, boynumda bir yafta ve hükümlü bellediler adımı, öyle kazıdılar hafızalara... suçum sadece aşık olmaktı... senin gibi bir şapşala...
abi beni sev.
mucuks.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar