bugün
- otel odasında intihar etmek5
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- kabak tatlısını sevenler15
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri4
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması6
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- fingirdek sözlük erkeği6
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- taksim delisi cenk7
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- kasımda aşk başkadır7
- anın görüntüsü25
- sarı tekere gelinlik giydirmek2
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- hector cuper2
- sudekiray'a soralım2
- seni sevmekten başka neydi benim günahım2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- elmas bey birader'in online olmaması3
- pazar akşamları3
- lucas torreira2
- allah vardır diyenlerin kanıtları3
- kafanın çok büyük olması8
- bafra pidesi4
- terrifier'in yasaklanması gerekliliği2
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı2
- göksel'in memeleri4
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- nat rothschild4
- sözlük sevgilisi2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- kaz fobisi2
- hambeles2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gurbuz 20244
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- nervio33
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- erecto kral reyiz3
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
iyi ki Sıkıyönetim Yok
723 sanıklı 27 yıllık Dev-Yol Davası kararlarının Yargıtay'ca bozulması beni aldı eski sıkıyönetim günlerine götürdü.
***
Sıkıyönetim dönemlerinde sabahın köründe evler basılırdı...
"Terörist, anarşist, komünist ve de Maoistleri" yakalamak için "Balyoz harekâtları" düzenlenirdi...
insanlar kütüphanelerindeki kitaplar yüzünden gözaltına alınırdı...
Korkudan binlerce kitap apartmanların kalorifer dairelerindeki kazanlarda yakılmıştı...
Aydınlar, yazarlar, öğretim üyeleri korku içinde ne zaman tutuklanacaklarını beklerdi...
Sendikacı olmak, sivil toplum örgütlerinde çalışmak vatan hainliğiyle eşit görülürdü...
Politika tehlikeli bir meslek haline gelmişti...
Gazeteler kapatılır, medyaya çeşitli baskılar uygulanırdı...
Hukuk kurallarına uymak istisna, insan hakları ihlalleri olağan hale gelmişti...
Bizim değerli arkadaşlarımız Ali Sirmen gibi, Erdal Atabek gibi yazarlar, "Barış Derneği Davası" dolayısıyla gözaltına alınmışlar, dernekler kanununa muhalefetten verilebilecek en yüksek ceza altı ay civarındayken üç yıldan fazla içerde yatıp, ceza almadan mahkeme tarafından salıverilmişlerdi...
Onlar tabii şanslıydılar...
Dev-Yol davasının anımsattığı gibi 27 yıldır sürünenler günümüze kadar bile geldi...
***
Şimdi bunları düşündükçe "iyi ki sıkıyönetim yok" diye şükrediyorum:
Artık insanlar sabaha karşı evleri basılıp gözaltına alınmıyor...
Eğitimle uğraşan sivil toplum örgütlerine kimse suçlu gözüyle bakmıyor...
Üniversite öğretim üyeleri, rektörler güven içinde görevlerini yapıyor...
Yazarlar çizerler, özgürce yazıp çiziyor:
Kimse ne tutuklanıyor, ne hakkında dava açılıyor...
Politikacılar hapiste değil...
iktidara alternatif oluşturmak için siyasal faaliyet yapmak, toplantı düzenlemek serbest...
Tutukluyken ölen yok...
Polislerin, savcıların, mahkemelerin bütün işlemleri şeffaf, usul kurallarına, hukuka ve insan haklarına uygun...
Artık otuz yıl sürecek davalar yok...
Gerçek mi sahte mi olduğu bilinmeyen gizli belgeler emniyet veya yargı mensupları tarafından medyaya sızdırılmıyor...
Herkesin özel yaşamı güvence altında...
Medya mensupları, özgür, vicdanlı, insan haklarına saygılı...
Muhbirlik yapan, iftira atan yok...
Yargısız infaz yapan yok...
iktidar ise medya özgürlüğüne ve bağımsızlığına sonuna kadar saygılı...
***
Eski sıkıyönetim günlerini düşündükçe ve bugün olup bitenleri gördükçe "iyi ki sıkıyönetim yok" diyorum...
Ceza Yasamızı ve Ceza Muhakemesi Yasamızı uyumlu hale getirdiğimiz Avrupa Birliği’ne minnet ve şükran duyguları besliyorum...
Bizi Avrupa Birliği standartlarına yükselten, bu güvenli, bu huzurlu, bu demokratik ortamı sağlayan AKP iktidarını ve tabii onun lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı yaşlı gözlerle izliyorum...
Eminim tarih de bütün bu iftihar edilecek uygulamaları yazacak...
Aynen bu uygulamalara büyük destek veren saygın meslektaşlarımızı da takdirle anacağı gibi.
Emre Kongar
13 Temmuz 2009
http://www.ilk-kursun.com...7/iyi-ki-sikiyonetim-yok/
723 sanıklı 27 yıllık Dev-Yol Davası kararlarının Yargıtay'ca bozulması beni aldı eski sıkıyönetim günlerine götürdü.
***
Sıkıyönetim dönemlerinde sabahın köründe evler basılırdı...
"Terörist, anarşist, komünist ve de Maoistleri" yakalamak için "Balyoz harekâtları" düzenlenirdi...
insanlar kütüphanelerindeki kitaplar yüzünden gözaltına alınırdı...
Korkudan binlerce kitap apartmanların kalorifer dairelerindeki kazanlarda yakılmıştı...
Aydınlar, yazarlar, öğretim üyeleri korku içinde ne zaman tutuklanacaklarını beklerdi...
Sendikacı olmak, sivil toplum örgütlerinde çalışmak vatan hainliğiyle eşit görülürdü...
Politika tehlikeli bir meslek haline gelmişti...
Gazeteler kapatılır, medyaya çeşitli baskılar uygulanırdı...
Hukuk kurallarına uymak istisna, insan hakları ihlalleri olağan hale gelmişti...
Bizim değerli arkadaşlarımız Ali Sirmen gibi, Erdal Atabek gibi yazarlar, "Barış Derneği Davası" dolayısıyla gözaltına alınmışlar, dernekler kanununa muhalefetten verilebilecek en yüksek ceza altı ay civarındayken üç yıldan fazla içerde yatıp, ceza almadan mahkeme tarafından salıverilmişlerdi...
Onlar tabii şanslıydılar...
Dev-Yol davasının anımsattığı gibi 27 yıldır sürünenler günümüze kadar bile geldi...
***
Şimdi bunları düşündükçe "iyi ki sıkıyönetim yok" diye şükrediyorum:
Artık insanlar sabaha karşı evleri basılıp gözaltına alınmıyor...
Eğitimle uğraşan sivil toplum örgütlerine kimse suçlu gözüyle bakmıyor...
Üniversite öğretim üyeleri, rektörler güven içinde görevlerini yapıyor...
Yazarlar çizerler, özgürce yazıp çiziyor:
Kimse ne tutuklanıyor, ne hakkında dava açılıyor...
Politikacılar hapiste değil...
iktidara alternatif oluşturmak için siyasal faaliyet yapmak, toplantı düzenlemek serbest...
Tutukluyken ölen yok...
Polislerin, savcıların, mahkemelerin bütün işlemleri şeffaf, usul kurallarına, hukuka ve insan haklarına uygun...
Artık otuz yıl sürecek davalar yok...
Gerçek mi sahte mi olduğu bilinmeyen gizli belgeler emniyet veya yargı mensupları tarafından medyaya sızdırılmıyor...
Herkesin özel yaşamı güvence altında...
Medya mensupları, özgür, vicdanlı, insan haklarına saygılı...
Muhbirlik yapan, iftira atan yok...
Yargısız infaz yapan yok...
iktidar ise medya özgürlüğüne ve bağımsızlığına sonuna kadar saygılı...
***
Eski sıkıyönetim günlerini düşündükçe ve bugün olup bitenleri gördükçe "iyi ki sıkıyönetim yok" diyorum...
Ceza Yasamızı ve Ceza Muhakemesi Yasamızı uyumlu hale getirdiğimiz Avrupa Birliği’ne minnet ve şükran duyguları besliyorum...
Bizi Avrupa Birliği standartlarına yükselten, bu güvenli, bu huzurlu, bu demokratik ortamı sağlayan AKP iktidarını ve tabii onun lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı yaşlı gözlerle izliyorum...
Eminim tarih de bütün bu iftihar edilecek uygulamaları yazacak...
Aynen bu uygulamalara büyük destek veren saygın meslektaşlarımızı da takdirle anacağı gibi.
Emre Kongar
13 Temmuz 2009
http://www.ilk-kursun.com...7/iyi-ki-sikiyonetim-yok/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com