bugün
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi5
- deccal7
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak5
- arkadaşlar hesabı silicem14
- rafael leao30
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan12
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- yapay zeka ile yazılımcı olmak3
- velvet25
- habire126
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı8
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- yılmaz güney7
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- ölürken dinlenecek müzik5
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- aleksey batrakov6
- tai lung33
- anın görüntüsü17
- rafael leao'nun galatasaray'a transferi2
- gs kadro değerinin 400 milyon euroya dayanması2
- türkiye22
- açık eksi oy4
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar5
- gocu'nun gerçekten komik biri olması4
- sarapci koala71
- hücum hattı leao sane batrakov osimhen olan takım2
- günün sözü23
- hasidik yahudilik7
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- antipanik9
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- başbirader bey3
- hewal ebo3
- çok toplayan adamı bin burjuvaya değişmem2
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- kapadokya26
- kahve7
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- sosyal demokrat3
- öldükten sonra arkada bırakılacaklar2
- ateistlerin yaşama amacı28
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- aktroller5
- önüne gelene faşist demek3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı2
- sözlük yazarlarının saatleri8
- idris naim şahin3
2 senedir elimde durup da, izlemek için şu günün sabah saat 05:00'ini seçmiş olduğum filmdir. bittikten sonra "bu filmi bunca zamandır izlemeyen kafamı zikim!" dedirtmiştir.
ilk önce thomas turgoose denen çocuğun ve stephen graham'ın oyunculuklarından bahsetmek isterim. vay mınıskym! bu kadar. başka da bir şey demiyorum.
filmi öncelikle tür olarak ele alacak olursak, müthiş bir dönem filmi. yani öyle büyük setler, hayvani ambiyanslar yok. ama elleri öpülesi görüntü yönetmeni ve senarist sayesinde o ufak tefek mekanlarda geçen film resmen şahane bir dönem filmine dönüşmüş. girişteki 1980'lerin ingilteresi'ni gösteren nostaljik videonun ve gayet başarıyla seçilmiş müziğin etkisini de unutmamak lazım. şimdi "lan sanki 1980'lerde ingiltere'de yaşadın" diyenler olacaktır. hemen söyleyelim, margaret thatcher dönemi ingiltere'nin muhafazakar iç politikası ve özellikle filmin merkezindeki falklands savaşı üzerine vaktiyle bir şeyler okumuşluğumuz, izlemişliğimiz vardır.
--spoiler tehlikesi--
öncelikle şunu belirtelim: bu filmin kötü adamı ne combo, ne de o iri yarı dazlak amca. bu filmin kötü adamı falklands savaşı. filmdeki karakterlerin hayatını karartan tüm düzenlerini altüst eden şey, dünyanın bir ucunda yaşanan ufak çaplı bir savaş.
filmin ana konusu, babasını falklands savaşı'nda savaşta kaybetmiş 12 yaşındaki küçük bir çocuğun bir grup skinhead'e rastlamasını ve onların arasına kabul edilmesiyle yaşadığı olaylar. arka planda ise, skinhead olgusunun kimseye zararı olmayan apolitik bir trend iken, nasıl yavaş yavaş bir neo nazi hareketine dönüştüğü anlatılıyor. bu yönde ilk mesaj filmin başlarında veriliyor. shaun'ın woody ve ekibine ilk rastladığı alt geçitte skrewdriver yazısı göze çarpıyor. skrewdriver normalde punk rock yapan bir skinhead grubu iken, o dönemde(1983-1984) yavaş yavaş aşırı sağ bir kimlik bürünmeye başlamış ve nihayetinde ilk neo nazi rock grubu olmuştu. filmde özellikle british national front'un skinhead gençliği nasıl kendi saflarına çektiği izleyicinin gözüne gözüne sokulmuş.
filmi american history x ile karşılaştırmak çok büyük bir hata olur. zira american history x ırkçılık üzerinden nefretin bir tahlilini yapmaya çalışırken, this is england böyle bir amaç gütmüyor. bir dönem filmi olarak kalmaya gayret ediyor ve bunu başarıyor. konu olarak sadece küçük shaun'ın kendisini çok aşan bir grubun içinde klavuzu olmayan bir gemi gibi bir oraya bir buraya savrulmasına odaklanıyor.
filmin sonunda kötü adam ölüyor, yani savaş bitiyor ve shaun içinde bulunduğu fırtınadan sağ salim kurtuluyor. hayatının o kısa dönemine bir sünger çekiyor.
kötü adam falklands savaşı dedik ya. bu filmdeki asıl kurban da kimseye zararı olmayan skinhead trendi. milky bile kurtuluyor ama skinhead modası falklands savaşı ile beraber ölüyor.
--spoiler tehlikesi--
son söz: son yıllarda izlediğim en iyi film.
ilk önce thomas turgoose denen çocuğun ve stephen graham'ın oyunculuklarından bahsetmek isterim. vay mınıskym! bu kadar. başka da bir şey demiyorum.
filmi öncelikle tür olarak ele alacak olursak, müthiş bir dönem filmi. yani öyle büyük setler, hayvani ambiyanslar yok. ama elleri öpülesi görüntü yönetmeni ve senarist sayesinde o ufak tefek mekanlarda geçen film resmen şahane bir dönem filmine dönüşmüş. girişteki 1980'lerin ingilteresi'ni gösteren nostaljik videonun ve gayet başarıyla seçilmiş müziğin etkisini de unutmamak lazım. şimdi "lan sanki 1980'lerde ingiltere'de yaşadın" diyenler olacaktır. hemen söyleyelim, margaret thatcher dönemi ingiltere'nin muhafazakar iç politikası ve özellikle filmin merkezindeki falklands savaşı üzerine vaktiyle bir şeyler okumuşluğumuz, izlemişliğimiz vardır.
--spoiler tehlikesi--
öncelikle şunu belirtelim: bu filmin kötü adamı ne combo, ne de o iri yarı dazlak amca. bu filmin kötü adamı falklands savaşı. filmdeki karakterlerin hayatını karartan tüm düzenlerini altüst eden şey, dünyanın bir ucunda yaşanan ufak çaplı bir savaş.
filmin ana konusu, babasını falklands savaşı'nda savaşta kaybetmiş 12 yaşındaki küçük bir çocuğun bir grup skinhead'e rastlamasını ve onların arasına kabul edilmesiyle yaşadığı olaylar. arka planda ise, skinhead olgusunun kimseye zararı olmayan apolitik bir trend iken, nasıl yavaş yavaş bir neo nazi hareketine dönüştüğü anlatılıyor. bu yönde ilk mesaj filmin başlarında veriliyor. shaun'ın woody ve ekibine ilk rastladığı alt geçitte skrewdriver yazısı göze çarpıyor. skrewdriver normalde punk rock yapan bir skinhead grubu iken, o dönemde(1983-1984) yavaş yavaş aşırı sağ bir kimlik bürünmeye başlamış ve nihayetinde ilk neo nazi rock grubu olmuştu. filmde özellikle british national front'un skinhead gençliği nasıl kendi saflarına çektiği izleyicinin gözüne gözüne sokulmuş.
filmi american history x ile karşılaştırmak çok büyük bir hata olur. zira american history x ırkçılık üzerinden nefretin bir tahlilini yapmaya çalışırken, this is england böyle bir amaç gütmüyor. bir dönem filmi olarak kalmaya gayret ediyor ve bunu başarıyor. konu olarak sadece küçük shaun'ın kendisini çok aşan bir grubun içinde klavuzu olmayan bir gemi gibi bir oraya bir buraya savrulmasına odaklanıyor.
filmin sonunda kötü adam ölüyor, yani savaş bitiyor ve shaun içinde bulunduğu fırtınadan sağ salim kurtuluyor. hayatının o kısa dönemine bir sünger çekiyor.
kötü adam falklands savaşı dedik ya. bu filmdeki asıl kurban da kimseye zararı olmayan skinhead trendi. milky bile kurtuluyor ama skinhead modası falklands savaşı ile beraber ölüyor.
--spoiler tehlikesi--
son söz: son yıllarda izlediğim en iyi film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar