bugün
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği3
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması12
- ölümün en iyi tanımı7
- yazarların mezun olduğu okullar17
- sabahın şiiri2
- yazarların en sevdiği hayvan2
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır15
- arjantin mısır maçı13
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- bir kadına verilecek en güzel çiçek9
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- ankara da nato zirvesi13
- ctrlx'in ayakları11
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı8
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- günün şiiri25
- bakire kadını gözünden tanımak6
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- saraca finch house21
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız4
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- yoğurt11
- sivas ta kayınbabanın damadını vurması2
- döl bankası4
- 23 yaş7
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması27
- aleyna tilki nin ayakları4
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler4
- dünyayı kezbanlardan temizleme planım3
- dövmesi olan erkek9
- 2026 dünya kupası24
- adana sokak lezzetleri5
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- murat yakın3
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- ragnar rockefeller38
- velvet30
- tek başına5
- messi uzaylı abi5
- 40 yaş altı sözlük bebeleri11
2 senedir elimde durup da, izlemek için şu günün sabah saat 05:00'ini seçmiş olduğum filmdir. bittikten sonra "bu filmi bunca zamandır izlemeyen kafamı zikim!" dedirtmiştir.
ilk önce thomas turgoose denen çocuğun ve stephen graham'ın oyunculuklarından bahsetmek isterim. vay mınıskym! bu kadar. başka da bir şey demiyorum.
filmi öncelikle tür olarak ele alacak olursak, müthiş bir dönem filmi. yani öyle büyük setler, hayvani ambiyanslar yok. ama elleri öpülesi görüntü yönetmeni ve senarist sayesinde o ufak tefek mekanlarda geçen film resmen şahane bir dönem filmine dönüşmüş. girişteki 1980'lerin ingilteresi'ni gösteren nostaljik videonun ve gayet başarıyla seçilmiş müziğin etkisini de unutmamak lazım. şimdi "lan sanki 1980'lerde ingiltere'de yaşadın" diyenler olacaktır. hemen söyleyelim, margaret thatcher dönemi ingiltere'nin muhafazakar iç politikası ve özellikle filmin merkezindeki falklands savaşı üzerine vaktiyle bir şeyler okumuşluğumuz, izlemişliğimiz vardır.
--spoiler tehlikesi--
öncelikle şunu belirtelim: bu filmin kötü adamı ne combo, ne de o iri yarı dazlak amca. bu filmin kötü adamı falklands savaşı. filmdeki karakterlerin hayatını karartan tüm düzenlerini altüst eden şey, dünyanın bir ucunda yaşanan ufak çaplı bir savaş.
filmin ana konusu, babasını falklands savaşı'nda savaşta kaybetmiş 12 yaşındaki küçük bir çocuğun bir grup skinhead'e rastlamasını ve onların arasına kabul edilmesiyle yaşadığı olaylar. arka planda ise, skinhead olgusunun kimseye zararı olmayan apolitik bir trend iken, nasıl yavaş yavaş bir neo nazi hareketine dönüştüğü anlatılıyor. bu yönde ilk mesaj filmin başlarında veriliyor. shaun'ın woody ve ekibine ilk rastladığı alt geçitte skrewdriver yazısı göze çarpıyor. skrewdriver normalde punk rock yapan bir skinhead grubu iken, o dönemde(1983-1984) yavaş yavaş aşırı sağ bir kimlik bürünmeye başlamış ve nihayetinde ilk neo nazi rock grubu olmuştu. filmde özellikle british national front'un skinhead gençliği nasıl kendi saflarına çektiği izleyicinin gözüne gözüne sokulmuş.
filmi american history x ile karşılaştırmak çok büyük bir hata olur. zira american history x ırkçılık üzerinden nefretin bir tahlilini yapmaya çalışırken, this is england böyle bir amaç gütmüyor. bir dönem filmi olarak kalmaya gayret ediyor ve bunu başarıyor. konu olarak sadece küçük shaun'ın kendisini çok aşan bir grubun içinde klavuzu olmayan bir gemi gibi bir oraya bir buraya savrulmasına odaklanıyor.
filmin sonunda kötü adam ölüyor, yani savaş bitiyor ve shaun içinde bulunduğu fırtınadan sağ salim kurtuluyor. hayatının o kısa dönemine bir sünger çekiyor.
kötü adam falklands savaşı dedik ya. bu filmdeki asıl kurban da kimseye zararı olmayan skinhead trendi. milky bile kurtuluyor ama skinhead modası falklands savaşı ile beraber ölüyor.
--spoiler tehlikesi--
son söz: son yıllarda izlediğim en iyi film.
ilk önce thomas turgoose denen çocuğun ve stephen graham'ın oyunculuklarından bahsetmek isterim. vay mınıskym! bu kadar. başka da bir şey demiyorum.
filmi öncelikle tür olarak ele alacak olursak, müthiş bir dönem filmi. yani öyle büyük setler, hayvani ambiyanslar yok. ama elleri öpülesi görüntü yönetmeni ve senarist sayesinde o ufak tefek mekanlarda geçen film resmen şahane bir dönem filmine dönüşmüş. girişteki 1980'lerin ingilteresi'ni gösteren nostaljik videonun ve gayet başarıyla seçilmiş müziğin etkisini de unutmamak lazım. şimdi "lan sanki 1980'lerde ingiltere'de yaşadın" diyenler olacaktır. hemen söyleyelim, margaret thatcher dönemi ingiltere'nin muhafazakar iç politikası ve özellikle filmin merkezindeki falklands savaşı üzerine vaktiyle bir şeyler okumuşluğumuz, izlemişliğimiz vardır.
--spoiler tehlikesi--
öncelikle şunu belirtelim: bu filmin kötü adamı ne combo, ne de o iri yarı dazlak amca. bu filmin kötü adamı falklands savaşı. filmdeki karakterlerin hayatını karartan tüm düzenlerini altüst eden şey, dünyanın bir ucunda yaşanan ufak çaplı bir savaş.
filmin ana konusu, babasını falklands savaşı'nda savaşta kaybetmiş 12 yaşındaki küçük bir çocuğun bir grup skinhead'e rastlamasını ve onların arasına kabul edilmesiyle yaşadığı olaylar. arka planda ise, skinhead olgusunun kimseye zararı olmayan apolitik bir trend iken, nasıl yavaş yavaş bir neo nazi hareketine dönüştüğü anlatılıyor. bu yönde ilk mesaj filmin başlarında veriliyor. shaun'ın woody ve ekibine ilk rastladığı alt geçitte skrewdriver yazısı göze çarpıyor. skrewdriver normalde punk rock yapan bir skinhead grubu iken, o dönemde(1983-1984) yavaş yavaş aşırı sağ bir kimlik bürünmeye başlamış ve nihayetinde ilk neo nazi rock grubu olmuştu. filmde özellikle british national front'un skinhead gençliği nasıl kendi saflarına çektiği izleyicinin gözüne gözüne sokulmuş.
filmi american history x ile karşılaştırmak çok büyük bir hata olur. zira american history x ırkçılık üzerinden nefretin bir tahlilini yapmaya çalışırken, this is england böyle bir amaç gütmüyor. bir dönem filmi olarak kalmaya gayret ediyor ve bunu başarıyor. konu olarak sadece küçük shaun'ın kendisini çok aşan bir grubun içinde klavuzu olmayan bir gemi gibi bir oraya bir buraya savrulmasına odaklanıyor.
filmin sonunda kötü adam ölüyor, yani savaş bitiyor ve shaun içinde bulunduğu fırtınadan sağ salim kurtuluyor. hayatının o kısa dönemine bir sünger çekiyor.
kötü adam falklands savaşı dedik ya. bu filmdeki asıl kurban da kimseye zararı olmayan skinhead trendi. milky bile kurtuluyor ama skinhead modası falklands savaşı ile beraber ölüyor.
--spoiler tehlikesi--
son söz: son yıllarda izlediğim en iyi film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar