bugün
- kolye99
- var olmak için ne yaptınız11
- sevgili nedir7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- fil8
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver7
- kaplan17
- elma5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- aslan15
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- yağmur yağdığında çırıl çıplak sokağa çıkmak3
- amerika birleşik devletleri6
- nick vermeden bir yazara seslen8
- gece 23 30 da son ses müzik çalan komşu3
- zebra7
- gece 00 00 da sözlüğün kapısını kilitlemek2
- fatoş seğmen2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı3
- evi ev yapan şeyler14
- sarı teker kim sorunsalı8
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- yağmurlu gecelerde yapılması zevk veren şeyler3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- timsah9
- ona bir şey söyle10
- ankara8
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- asla evlenilmeyecek erkekler2
- futbol18
- bileklik19
- papatya5
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak5
- fransa5
- fenerbahçe18
- bugün sözlüğün sakin olması4
- almanya10
- yaşlanınca yalnız kalmamak için evlenmek2
- evlenilecek erkeği sanayiye götürmek2
- queen ravenna'nın kutsal büyücülük kitabı3
- anadolu çomarları7
- galatasaray19
- jeffrey epstein6
- yalnızlık ömür boyu4
- billie eilish'in memeleri2
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip7
- prezervatif alan müşterinin sırtına vuran eczacı2
yorum yapma işleminde insana zorluklar yaşatan film. o kadar güzel ki salakça geliyor yazdıklarınız. öncelikle john turturro harika, o iç sıkıcı odada içimizi sıkacak kadar mükkemmel kim oynayabilirdi düşünemiyorum, komşu da ( john goodman) harika tabi.
anladıklarımız, anlayamadıklarımızla filme gelecek olursak;
--spoiler--
varlığı ile yokluğu arasında gidilip gelinen otel odası o kadar bunaltıcı ki siz bunalırsınız izlerken odanız küçülmeye başlar hafiften.
sinek sesleri, sıcakta sökülen duvar kağıtları her şeye rağmen küçücük bi ilham kaynağı olan duvardaki çerçeve. yazmaya çalışan bir adet yazar ; barton fink.
"yaşamın malzemesi neden tiyatronun malzemesi olmasın", "gerçek insanlar, gerçek hikayeler" "sanat halka inmeli" mesajlarını veren lakin "sana hikayeler anlatabilirim" diyen yan komşusunu dinlemeyen, aslında insanları pekte bilemeyen bir yazar fink. bütün başarısını arkasına alıp çok önemli olmayan filmlerin senaristi olmaya aday bir yazar. kimin için ne yazılacağına karar verememiş gibi gözüküyor. sonra çok çok sevdiği yazar ile karşılaşıyor.. bakıyor ki hiç gözünde büyüttüğü gibi değilmiş, aslında yazar değilmiş sarhoşmuş bütün sevmediği özelliklere sahipmiş birde bakmış yanılmış insanları iyi tanırken. hayal kırıklığı yaşamış. sonra çaresizce bir şeyler karalarken incilin sayfaları oluvermiş yazdıkları. ne de büyük yazarmış fink.
sonra sekreter ölümü. görevliler çıkıp geliyor; mastrionotti ve deutsch. bir italyan, bir alman. ve onları ölüme uğurlarken "heil,hitler" deyiveriyor biricik komşumuz. konuşmaya başlıyor barton fink'le. gerçek insandan bahseden fink daha yanındakini bile anlayamamış, çözememiş. bi' garip işte. sonra hayatımın en iyi yazısı diye etiketlediği yazısı, ilk yazısı. belki kişisel gelişim tüm filmde anlatılan. fink'in hayatındaki değişim. kendini tekrarlarken "en iyisi ben daha önce böyle bi' şey yapmadım" demesi, fark edememesi.
son olarak yürürken kumsalda odasındaki çerçevenin, ilham kaynağının gözünün önüne gelmesi kesinlikle harika.
film biterken barton fink'te bitmiş gibi;
-o kutunun içinde ne var?
-bilmiyorum
-peki senin mi kutu?
-bilmiyorum.
--spoiler--
anladıklarımız, anlayamadıklarımızla filme gelecek olursak;
--spoiler--
varlığı ile yokluğu arasında gidilip gelinen otel odası o kadar bunaltıcı ki siz bunalırsınız izlerken odanız küçülmeye başlar hafiften.
sinek sesleri, sıcakta sökülen duvar kağıtları her şeye rağmen küçücük bi ilham kaynağı olan duvardaki çerçeve. yazmaya çalışan bir adet yazar ; barton fink.
"yaşamın malzemesi neden tiyatronun malzemesi olmasın", "gerçek insanlar, gerçek hikayeler" "sanat halka inmeli" mesajlarını veren lakin "sana hikayeler anlatabilirim" diyen yan komşusunu dinlemeyen, aslında insanları pekte bilemeyen bir yazar fink. bütün başarısını arkasına alıp çok önemli olmayan filmlerin senaristi olmaya aday bir yazar. kimin için ne yazılacağına karar verememiş gibi gözüküyor. sonra çok çok sevdiği yazar ile karşılaşıyor.. bakıyor ki hiç gözünde büyüttüğü gibi değilmiş, aslında yazar değilmiş sarhoşmuş bütün sevmediği özelliklere sahipmiş birde bakmış yanılmış insanları iyi tanırken. hayal kırıklığı yaşamış. sonra çaresizce bir şeyler karalarken incilin sayfaları oluvermiş yazdıkları. ne de büyük yazarmış fink.
sonra sekreter ölümü. görevliler çıkıp geliyor; mastrionotti ve deutsch. bir italyan, bir alman. ve onları ölüme uğurlarken "heil,hitler" deyiveriyor biricik komşumuz. konuşmaya başlıyor barton fink'le. gerçek insandan bahseden fink daha yanındakini bile anlayamamış, çözememiş. bi' garip işte. sonra hayatımın en iyi yazısı diye etiketlediği yazısı, ilk yazısı. belki kişisel gelişim tüm filmde anlatılan. fink'in hayatındaki değişim. kendini tekrarlarken "en iyisi ben daha önce böyle bi' şey yapmadım" demesi, fark edememesi.
son olarak yürürken kumsalda odasındaki çerçevenin, ilham kaynağının gözünün önüne gelmesi kesinlikle harika.
film biterken barton fink'te bitmiş gibi;
-o kutunun içinde ne var?
-bilmiyorum
-peki senin mi kutu?
-bilmiyorum.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar