bugün
- mazotun litresi 90 lira8
- yalancı su böreği10
- arabeski türkiyede küçük hüsamettin bitirdi3
- yeni türkiye yi bir görselle özetle3
- yaprak dökümü ayşe3
- eylülde tatil yapmak4
- türkiye iran savaşı3
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı3
- kadın ve erkek yazar arasında nesil farkı önmli mi4
- jd vance2
- akp türkiyesinden insan manzaraları2
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- pkklıların kürdü türk'e karşı kışkırtmaları3
- geç boşalan erkek4
- kıçın yarısı açıkta bikinilerin berbatlığı2
- sevmediğiniz yazarı eksiler misiniz4
- kısa ve vurucu yazmak7
- sobalarında kuru da meşe yanıyor efem2
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- papağan pense2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- s'i l v'e r m'i s t22
- anın görüntüsü18
- aleksey batrakov13
- ata demirer dinin mizahı olmaz3
- kedilerin ruh hastası olması5
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı9
- bir ateşe attın beni4
- pkklıların guneydoğu anadolu'ya kürdistan demesi2
- pkklıların türk bayrağını indirmeye çalışması2
- sarapci koala65
- prednol2
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- habire1221
- mantı13
- götten bacaklı erkek4
- abd de trump portreli 1 dolar2
- kontrol kalemiyle tornavidayı karıştırmak2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci9
- arabanın camına sıkıştırılmış tornavida2
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- ellerim bos gonlum hos29
- apo piçtir piç kalacak8
- silver ile evlenecek erkek52
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- gün tabağı6
- filenin sultanları yarı finalde8
hakan günday'ın belki de aforizma olayını çok kasmadan yazdığı tek roman. bu kadar az aforizma olması hayrete düşürüyor insanı.
--bazı bazı spoiler--
bir de anlatmaya nereden başlasam kitabı oldu benim için. çünkü bir türlü, beğendim mi, beğenmedim mi anlayamadım. tek bildiğim şey bir şeylerin yine biraz aceleye gelmiş olması, yine havada bırakılması. belki de bunu bilerek yapıyordur hakan günday bilmiyorum. ama diğer kitaplarına oranla sanki bunda biraz daha fazla hissettiriyor bu duyguyu. genelde az karakterli romanlarını okurduk, bu sefer karakterler artmış ve sanırım bu yarım hal, karakterler arası geçişin ya da karakterlerin okuyucuya sunumunun çok iyi olmamasından kaynaklanmış. yani hani o bayıldığımız kişilik bölünme seviyesindeki kendi başına kalışlar, düşünme seansları bu kitapta çok fazla yok. olsaydı... işte o zaman tadından yenmezdi. çok müsait konu çünkü. nihayetinde anlatmak istediğim zargana'nın nefretini göremedim ben, içindeki o kini veya yaşadıklarının uğrattığı o ruhi çöküşü. kitabın geneline bakarsak yine o hayata karşı alınmış guard ve sertliği görebiliyoruz, tamam ama yeterli değil. zargana'nın tecavüze uğrayışını mesela acayip yazmış oysa ki. ruhunuz daralıyor okurken ama yalnızca tek bölüm işte. böyle bir duruma maruz kalmış küçük bir çocuğun orta yaşlı bir adama dönüşme sürecini izleyemiyoruz mesela. sadece ucundan yakalıyoruz senaryoları ve onlara hayat veren oyuncuları sayesinde. bu da yeterli olmuyor.
keşke, keşke biraz daha ayrıntı, biraz daha kişilik tasviri olsaydı. bir de işin içinde aşk var ki bu romanda, ben de olsam berlin'e dönmezdim.
--bazı bazı spoiler--
aforizma yok dedim ama, hani olanından minik bir kuppple;
--yine spoiler--
insanları anlamak zor değil. hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. biraz dikkatli bakmak yeter. haritalara benzerler. ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. sonra bir güneş kadar bilinir hayatları. sarışınlara benzeyen hayatları. güzel ama aptal hayatları...
--yine spoiler--
yine de; okunur ki bu.
--bazı bazı spoiler--
bir de anlatmaya nereden başlasam kitabı oldu benim için. çünkü bir türlü, beğendim mi, beğenmedim mi anlayamadım. tek bildiğim şey bir şeylerin yine biraz aceleye gelmiş olması, yine havada bırakılması. belki de bunu bilerek yapıyordur hakan günday bilmiyorum. ama diğer kitaplarına oranla sanki bunda biraz daha fazla hissettiriyor bu duyguyu. genelde az karakterli romanlarını okurduk, bu sefer karakterler artmış ve sanırım bu yarım hal, karakterler arası geçişin ya da karakterlerin okuyucuya sunumunun çok iyi olmamasından kaynaklanmış. yani hani o bayıldığımız kişilik bölünme seviyesindeki kendi başına kalışlar, düşünme seansları bu kitapta çok fazla yok. olsaydı... işte o zaman tadından yenmezdi. çok müsait konu çünkü. nihayetinde anlatmak istediğim zargana'nın nefretini göremedim ben, içindeki o kini veya yaşadıklarının uğrattığı o ruhi çöküşü. kitabın geneline bakarsak yine o hayata karşı alınmış guard ve sertliği görebiliyoruz, tamam ama yeterli değil. zargana'nın tecavüze uğrayışını mesela acayip yazmış oysa ki. ruhunuz daralıyor okurken ama yalnızca tek bölüm işte. böyle bir duruma maruz kalmış küçük bir çocuğun orta yaşlı bir adama dönüşme sürecini izleyemiyoruz mesela. sadece ucundan yakalıyoruz senaryoları ve onlara hayat veren oyuncuları sayesinde. bu da yeterli olmuyor.
keşke, keşke biraz daha ayrıntı, biraz daha kişilik tasviri olsaydı. bir de işin içinde aşk var ki bu romanda, ben de olsam berlin'e dönmezdim.
--bazı bazı spoiler--
aforizma yok dedim ama, hani olanından minik bir kuppple;
--yine spoiler--
insanları anlamak zor değil. hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. biraz dikkatli bakmak yeter. haritalara benzerler. ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. sonra bir güneş kadar bilinir hayatları. sarışınlara benzeyen hayatları. güzel ama aptal hayatları...
--yine spoiler--
yine de; okunur ki bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar