bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı26
- sözlükteki kızların bilgisiz olması15
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- kuantum fiziğine sahip kadın6
- kerem aktürkoğlu5
- fenerbahçe12
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- midye dolma5
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- futbol14
- gocu3
- kadıköy5
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- yazılımcının flört algoritması3
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- en son ne aldınız16
- anın görüntüsü22
- bundesliga3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği3
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- deli divane dizisi4
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- bik bik 219
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- rüya3
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- senin gibisi yok4
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- clemence baptista4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- iki kere kiki4
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
arka fonda, ülkenin hiçbir zaman yüzleşemediği kara bir olay; karakterlerin hemen hepsinde yoğun ancak asla kasvetli olmayan bir karanlık ve hikayenin tam ortasında ölümüne yalnızlık, ağız dolusu hüzün ve destansı bir sessizlik.
mükemmel bir ustalıkla kotarılmış ve harikulade bir atmosfer ile yoğrulmuş bir film sonbahar. özcan alper'in yüzakı, 2008'in son 10 gününde gösterime girip, yılın en iyi yerli filmi ünvanını layığıyla alan yedinci sanat güzellemesi.
onur saylak, yusuf karakteri ile bambaşka bir dünyada oynuyor sanki. eka ile megi kobaladze hayata tutunmanın ve aşık olmanın tarifini adeta yeniden yazıyor. karadeniz'in azgın suları, tüm görkemiyle bu ikilinin sihirli oyununa arka fon oluşturuyor. bir yandan, yusuf ile eka'nın aşkını kamçılıyor azgın dalgalar, bir yandan yanan ateşi söndürüyorlar. yan karakterler, mikail ve yusuf'un annesi, filmin genel duruşunu son derece yerinde bir açı ile destekliyorlar. öyle ki, mikail'in yıllarca ölesiye bir rutin içinde yitip giden hayatı, yusuf'un annesinin medeniyetin hemen hiç uğramadığı dağ köyünde oğlunu muazzam bir vekar içinde karşılayıp, sarıp sarmalaması bizlere filmin asıl derdinin yalnızlık olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. yıllarca bir dağ köyünde tek başına yaşasa da, yıllarca hep aynı rutin içinde her gün aynı işi yapmaya çalışarak ömrünü çürütse de, onlarca insanla düşüp kalkıp, yaşamak için bedenini satsa da ve yıllarca demir parmaklıklar ardında gelmeyecek tatlı bir hayali beklese de yalnızdır insan. içerde de olsa, dışarda da kalsa. herşeyden önce, yalnızdır.
herşeye rağmen, eksikleri yok mu bu filmin ? elbette var. misal, öyle çok öykünülecek bir hikayesi yok. hatta senaryo açısından zayıf bile sayılabilir. gelin görün ki, özcan alper, bu kısır senaryoyu, bu imkansızlıklarla dolu 99 dakikayı öylesine bir ustalıkla işlemiş ki, bir an olsun senaryo zayıflığı gözünüze batmıyor. öte yandan, temelde 2 toplamda 4 karakterden oluşan bu senaryoda, karakter örgüsü de öylesine yerli yerinde ki, film bittiğinde aklınıza kazınan en yalın gerçek yusuf ile eka'nın içinde bulunduğu ruh halinin açmazı ve imkansızlığı oluyor.
bir derdi var bu filmin. en başta övgüyü hakeden yanı bu. anlatmak istediği bir hikaye var ve bunu görülmeye değer bir ustalıkla gerçekleştiriyor. eh, böyle olunca da, özcan alper, senenin en iyi filmini sihirli kadrajından bizlere sunuveriyor. bizlere ise, sadece bu muazzam filme kendimizi kaptırıp gitmek kalıyor. *
mükemmel bir ustalıkla kotarılmış ve harikulade bir atmosfer ile yoğrulmuş bir film sonbahar. özcan alper'in yüzakı, 2008'in son 10 gününde gösterime girip, yılın en iyi yerli filmi ünvanını layığıyla alan yedinci sanat güzellemesi.
onur saylak, yusuf karakteri ile bambaşka bir dünyada oynuyor sanki. eka ile megi kobaladze hayata tutunmanın ve aşık olmanın tarifini adeta yeniden yazıyor. karadeniz'in azgın suları, tüm görkemiyle bu ikilinin sihirli oyununa arka fon oluşturuyor. bir yandan, yusuf ile eka'nın aşkını kamçılıyor azgın dalgalar, bir yandan yanan ateşi söndürüyorlar. yan karakterler, mikail ve yusuf'un annesi, filmin genel duruşunu son derece yerinde bir açı ile destekliyorlar. öyle ki, mikail'in yıllarca ölesiye bir rutin içinde yitip giden hayatı, yusuf'un annesinin medeniyetin hemen hiç uğramadığı dağ köyünde oğlunu muazzam bir vekar içinde karşılayıp, sarıp sarmalaması bizlere filmin asıl derdinin yalnızlık olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. yıllarca bir dağ köyünde tek başına yaşasa da, yıllarca hep aynı rutin içinde her gün aynı işi yapmaya çalışarak ömrünü çürütse de, onlarca insanla düşüp kalkıp, yaşamak için bedenini satsa da ve yıllarca demir parmaklıklar ardında gelmeyecek tatlı bir hayali beklese de yalnızdır insan. içerde de olsa, dışarda da kalsa. herşeyden önce, yalnızdır.
herşeye rağmen, eksikleri yok mu bu filmin ? elbette var. misal, öyle çok öykünülecek bir hikayesi yok. hatta senaryo açısından zayıf bile sayılabilir. gelin görün ki, özcan alper, bu kısır senaryoyu, bu imkansızlıklarla dolu 99 dakikayı öylesine bir ustalıkla işlemiş ki, bir an olsun senaryo zayıflığı gözünüze batmıyor. öte yandan, temelde 2 toplamda 4 karakterden oluşan bu senaryoda, karakter örgüsü de öylesine yerli yerinde ki, film bittiğinde aklınıza kazınan en yalın gerçek yusuf ile eka'nın içinde bulunduğu ruh halinin açmazı ve imkansızlığı oluyor.
bir derdi var bu filmin. en başta övgüyü hakeden yanı bu. anlatmak istediği bir hikaye var ve bunu görülmeye değer bir ustalıkla gerçekleştiriyor. eh, böyle olunca da, özcan alper, senenin en iyi filmini sihirli kadrajından bizlere sunuveriyor. bizlere ise, sadece bu muazzam filme kendimizi kaptırıp gitmek kalıyor. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar