bugün
- iş yerindeki orospu çocukları3
- true nickli yazar22
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay3
- ingilizce bilmeyen akademisyenler3
- asrın soygunu10
- selam verilen kızın siklememesi2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- yazılımcıların flört edememesi5
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- tai lung vs gocu22
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- bekarlığın avantajları3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kullanıcı adı değişmiyor3
- kürtler asimile edilmelidir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- sabahları sevilen şeyler8
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- marimar2
- sarı poşet kudurtması13
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- bu ne soğuk amk5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- teslimiyet4
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocusuz bir sözlük5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- sözlükte kavga olacak hissi4
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- türkiye de muhalefet var mı9
- ölümden korkuyor musunuz34
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- claudian clouds42
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
otobüs yolculukları sırasında kazanılan şöhrettir.
boş - beleş bi adam olduğumdan her otobüs yolculuğu sırasında, şeytan tüyünün de etkisiyle başıma gelen popülerlik durumudur bu ayrıca. (subjektif diyeni tazmanya canavarı öper mi lan? bence öper)
geçtiğimiz cuma günü hayırlı bir ziyaret gerçekleştirmek üzere, varan turizm seyahat şirketinden aldığım bilet ile, ataşehir'den kalkan ankara otobüsüne bindim. yol uzun tabii. oturdum yerime, baktım çevreme, bir bilete 64 lira vermiş olmanın getirdiği yüksek entelektüel seviye dolayısıyla, insanlar ellerinde yabancı dilde dergile, ismini vermek istemediğim gazeteler, kulaklarında ipodlar, ipodlardan yükselen klasik müzik sesleri. . . servis sırasında keklere uzanmayan eller, kremasız içilen kahveler... böyle bir ortamdı işte.
bu kez olmaz sanmıştım, kimse dönüp benle konuşmak istemez sanmıştım. işte aradığım buydu. aradığım yolculuk huzurunu varan'da bulmuştum. taa ki bolu dağı varan tesislerinde yemek yiyene kadar. aç falan değildim. baktım manzarası güzel. burada bir yemek yemeliyim dedim mola sırasında. aldım yemeğimi oturdum cam kenarına tesiste. yer yokmuş olacak ki (çevreme bakmadım) bir bey geldi ve ; "boş mu?" diye sordu. sandalyeyi alıp arkadaşının yanına geçecek sanmıştım ama ortada alınabilecek bir sandalye yoktu. 2-3 kişilik büyük koluktu çünkü onlar. ya da neyse ismi işte. "evet" dedim ve adam karşıma oturdu. kendisini konuşmak zorunda hissetmiş olacak ki? "nereye" diye sordu. dışarıya baktım tek bir otobüs var. "hay" dedim. muhabbet etmek istiyor. "e" dedim önce. sadece e. sonra "ankara!?" (başka neresi olabilir ki şeklinde bir ifade ile yüzümde). "tamam" dedi adam. sadece "tamam" . bir süre baktım adama bunun üzerine. öğrenci misin dedi? "bazen" dedim. gülmedi. bozuldum o an tabii. neyse bu muhabbet böyle sürerken; otobüste yanımda oturan adam geldi. çeteymiş bunlar. "oturabilir miyim?" dedi bana bakarak. o an çok korktum. adam bana oturmak istiyor gibiydi. neyseki benden önce diğer adam cevapladı. "tabii dedi." o da karşıma oturdu. nereye, nasıl muhabbetlerinden sonra, ben başladım anlatmaya. galatasaray'dan girdim, taksim'den çıktım, lost'tan girdim, canım ailem'den çıktım. derken otobüse bindik.
kaptırmışım kendimi, bi ara bi baktım çevreme, herkes benle iletişim halinde. "lan" dedim, "bu ben değilim". servis yapmaya gelen host bile dahil oluyor konuşmaya, herkes bırakmış ipod'unu, gazetesini. beni dinliyor. gaza geldim. bi nevi ün, şöhret ayaklarıma gelmişti.
dediğim gibi çok boş - beleş bi adam olduğumdan, bildiğim bilmediğim pek çok konu var. bir de böyle kısa görünümlü uzun cümleler kurarım gerekirse ben, zannedersin ki hayatımı o konuya adamışım.
işler sarpa sardı sonra. ne okuyorsun dedi bir tanesi bana? mühendislik dedim. yanlış meslek seçmişsin dedi. sayısalcı tipi yok sende. verdi veriştirdi eğitim sistemine sonra bana bırakmadan. gaza gelmiş bi şekilde ilerlerken sohbet ben, seyehat sona erdi, otobüsten indim ve kimseyi tanımıyordum, kimse de beni; herkesin tek derdi valizleri olmuştu.
işte böyledir otobüs ile gelen popülarite. yolculuk bitince biter. valizler kalır insanın başına. içinde bi kaç parça çamaşır ve gerekli gereksiz zırdavatla.
boş - beleş bi adam olduğumdan her otobüs yolculuğu sırasında, şeytan tüyünün de etkisiyle başıma gelen popülerlik durumudur bu ayrıca. (subjektif diyeni tazmanya canavarı öper mi lan? bence öper)
geçtiğimiz cuma günü hayırlı bir ziyaret gerçekleştirmek üzere, varan turizm seyahat şirketinden aldığım bilet ile, ataşehir'den kalkan ankara otobüsüne bindim. yol uzun tabii. oturdum yerime, baktım çevreme, bir bilete 64 lira vermiş olmanın getirdiği yüksek entelektüel seviye dolayısıyla, insanlar ellerinde yabancı dilde dergile, ismini vermek istemediğim gazeteler, kulaklarında ipodlar, ipodlardan yükselen klasik müzik sesleri. . . servis sırasında keklere uzanmayan eller, kremasız içilen kahveler... böyle bir ortamdı işte.
bu kez olmaz sanmıştım, kimse dönüp benle konuşmak istemez sanmıştım. işte aradığım buydu. aradığım yolculuk huzurunu varan'da bulmuştum. taa ki bolu dağı varan tesislerinde yemek yiyene kadar. aç falan değildim. baktım manzarası güzel. burada bir yemek yemeliyim dedim mola sırasında. aldım yemeğimi oturdum cam kenarına tesiste. yer yokmuş olacak ki (çevreme bakmadım) bir bey geldi ve ; "boş mu?" diye sordu. sandalyeyi alıp arkadaşının yanına geçecek sanmıştım ama ortada alınabilecek bir sandalye yoktu. 2-3 kişilik büyük koluktu çünkü onlar. ya da neyse ismi işte. "evet" dedim ve adam karşıma oturdu. kendisini konuşmak zorunda hissetmiş olacak ki? "nereye" diye sordu. dışarıya baktım tek bir otobüs var. "hay" dedim. muhabbet etmek istiyor. "e" dedim önce. sadece e. sonra "ankara!?" (başka neresi olabilir ki şeklinde bir ifade ile yüzümde). "tamam" dedi adam. sadece "tamam" . bir süre baktım adama bunun üzerine. öğrenci misin dedi? "bazen" dedim. gülmedi. bozuldum o an tabii. neyse bu muhabbet böyle sürerken; otobüste yanımda oturan adam geldi. çeteymiş bunlar. "oturabilir miyim?" dedi bana bakarak. o an çok korktum. adam bana oturmak istiyor gibiydi. neyseki benden önce diğer adam cevapladı. "tabii dedi." o da karşıma oturdu. nereye, nasıl muhabbetlerinden sonra, ben başladım anlatmaya. galatasaray'dan girdim, taksim'den çıktım, lost'tan girdim, canım ailem'den çıktım. derken otobüse bindik.
kaptırmışım kendimi, bi ara bi baktım çevreme, herkes benle iletişim halinde. "lan" dedim, "bu ben değilim". servis yapmaya gelen host bile dahil oluyor konuşmaya, herkes bırakmış ipod'unu, gazetesini. beni dinliyor. gaza geldim. bi nevi ün, şöhret ayaklarıma gelmişti.
dediğim gibi çok boş - beleş bi adam olduğumdan, bildiğim bilmediğim pek çok konu var. bir de böyle kısa görünümlü uzun cümleler kurarım gerekirse ben, zannedersin ki hayatımı o konuya adamışım.
işler sarpa sardı sonra. ne okuyorsun dedi bir tanesi bana? mühendislik dedim. yanlış meslek seçmişsin dedi. sayısalcı tipi yok sende. verdi veriştirdi eğitim sistemine sonra bana bırakmadan. gaza gelmiş bi şekilde ilerlerken sohbet ben, seyehat sona erdi, otobüsten indim ve kimseyi tanımıyordum, kimse de beni; herkesin tek derdi valizleri olmuştu.
işte böyledir otobüs ile gelen popülarite. yolculuk bitince biter. valizler kalır insanın başına. içinde bi kaç parça çamaşır ve gerekli gereksiz zırdavatla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar