bugün
- bu ne soğuk amk5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- tai lung vs gocu22
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- sözlükte kavga olacak hissi3
- true nickli yazar19
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- habire1228
- gocusuz bir sözlük5
- şaka maka yeni bir günün başlaması2
- tuvaletin evin dışında olması6
- krt tv4
- kadınların reddedemediği teklifler6
- kürtler asimile edilmelidir11
- çorap kokusu2
- şanlıurfa2
- silinen entry2
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip2
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- kızlar geri gelsin kampanyası2
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocu'nun çaylak olması3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- et döner dürüm9
- varlık sebebimiz3
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- fırtına sonrası sessizlik2
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- ziyafet denince aklına sadece lahmacun gelen kıro2
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- apocalypse tank3
- anti villain2
- manisada okul saldırısı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- sarı poşet kudurtması13
- bottega3
- aksu tv2
- evliliği ayakta tutan güçler13
- yağız kaan erdoğmuş2
- borsa istanbul5
- patso3
- lale belkıs3
- kavga bitti hadi yatağa3
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
- meksika açmazı macerası5
otobüs yolculukları sırasında kazanılan şöhrettir.
boş - beleş bi adam olduğumdan her otobüs yolculuğu sırasında, şeytan tüyünün de etkisiyle başıma gelen popülerlik durumudur bu ayrıca. (subjektif diyeni tazmanya canavarı öper mi lan? bence öper)
geçtiğimiz cuma günü hayırlı bir ziyaret gerçekleştirmek üzere, varan turizm seyahat şirketinden aldığım bilet ile, ataşehir'den kalkan ankara otobüsüne bindim. yol uzun tabii. oturdum yerime, baktım çevreme, bir bilete 64 lira vermiş olmanın getirdiği yüksek entelektüel seviye dolayısıyla, insanlar ellerinde yabancı dilde dergile, ismini vermek istemediğim gazeteler, kulaklarında ipodlar, ipodlardan yükselen klasik müzik sesleri. . . servis sırasında keklere uzanmayan eller, kremasız içilen kahveler... böyle bir ortamdı işte.
bu kez olmaz sanmıştım, kimse dönüp benle konuşmak istemez sanmıştım. işte aradığım buydu. aradığım yolculuk huzurunu varan'da bulmuştum. taa ki bolu dağı varan tesislerinde yemek yiyene kadar. aç falan değildim. baktım manzarası güzel. burada bir yemek yemeliyim dedim mola sırasında. aldım yemeğimi oturdum cam kenarına tesiste. yer yokmuş olacak ki (çevreme bakmadım) bir bey geldi ve ; "boş mu?" diye sordu. sandalyeyi alıp arkadaşının yanına geçecek sanmıştım ama ortada alınabilecek bir sandalye yoktu. 2-3 kişilik büyük koluktu çünkü onlar. ya da neyse ismi işte. "evet" dedim ve adam karşıma oturdu. kendisini konuşmak zorunda hissetmiş olacak ki? "nereye" diye sordu. dışarıya baktım tek bir otobüs var. "hay" dedim. muhabbet etmek istiyor. "e" dedim önce. sadece e. sonra "ankara!?" (başka neresi olabilir ki şeklinde bir ifade ile yüzümde). "tamam" dedi adam. sadece "tamam" . bir süre baktım adama bunun üzerine. öğrenci misin dedi? "bazen" dedim. gülmedi. bozuldum o an tabii. neyse bu muhabbet böyle sürerken; otobüste yanımda oturan adam geldi. çeteymiş bunlar. "oturabilir miyim?" dedi bana bakarak. o an çok korktum. adam bana oturmak istiyor gibiydi. neyseki benden önce diğer adam cevapladı. "tabii dedi." o da karşıma oturdu. nereye, nasıl muhabbetlerinden sonra, ben başladım anlatmaya. galatasaray'dan girdim, taksim'den çıktım, lost'tan girdim, canım ailem'den çıktım. derken otobüse bindik.
kaptırmışım kendimi, bi ara bi baktım çevreme, herkes benle iletişim halinde. "lan" dedim, "bu ben değilim". servis yapmaya gelen host bile dahil oluyor konuşmaya, herkes bırakmış ipod'unu, gazetesini. beni dinliyor. gaza geldim. bi nevi ün, şöhret ayaklarıma gelmişti.
dediğim gibi çok boş - beleş bi adam olduğumdan, bildiğim bilmediğim pek çok konu var. bir de böyle kısa görünümlü uzun cümleler kurarım gerekirse ben, zannedersin ki hayatımı o konuya adamışım.
işler sarpa sardı sonra. ne okuyorsun dedi bir tanesi bana? mühendislik dedim. yanlış meslek seçmişsin dedi. sayısalcı tipi yok sende. verdi veriştirdi eğitim sistemine sonra bana bırakmadan. gaza gelmiş bi şekilde ilerlerken sohbet ben, seyehat sona erdi, otobüsten indim ve kimseyi tanımıyordum, kimse de beni; herkesin tek derdi valizleri olmuştu.
işte böyledir otobüs ile gelen popülarite. yolculuk bitince biter. valizler kalır insanın başına. içinde bi kaç parça çamaşır ve gerekli gereksiz zırdavatla.
boş - beleş bi adam olduğumdan her otobüs yolculuğu sırasında, şeytan tüyünün de etkisiyle başıma gelen popülerlik durumudur bu ayrıca. (subjektif diyeni tazmanya canavarı öper mi lan? bence öper)
geçtiğimiz cuma günü hayırlı bir ziyaret gerçekleştirmek üzere, varan turizm seyahat şirketinden aldığım bilet ile, ataşehir'den kalkan ankara otobüsüne bindim. yol uzun tabii. oturdum yerime, baktım çevreme, bir bilete 64 lira vermiş olmanın getirdiği yüksek entelektüel seviye dolayısıyla, insanlar ellerinde yabancı dilde dergile, ismini vermek istemediğim gazeteler, kulaklarında ipodlar, ipodlardan yükselen klasik müzik sesleri. . . servis sırasında keklere uzanmayan eller, kremasız içilen kahveler... böyle bir ortamdı işte.
bu kez olmaz sanmıştım, kimse dönüp benle konuşmak istemez sanmıştım. işte aradığım buydu. aradığım yolculuk huzurunu varan'da bulmuştum. taa ki bolu dağı varan tesislerinde yemek yiyene kadar. aç falan değildim. baktım manzarası güzel. burada bir yemek yemeliyim dedim mola sırasında. aldım yemeğimi oturdum cam kenarına tesiste. yer yokmuş olacak ki (çevreme bakmadım) bir bey geldi ve ; "boş mu?" diye sordu. sandalyeyi alıp arkadaşının yanına geçecek sanmıştım ama ortada alınabilecek bir sandalye yoktu. 2-3 kişilik büyük koluktu çünkü onlar. ya da neyse ismi işte. "evet" dedim ve adam karşıma oturdu. kendisini konuşmak zorunda hissetmiş olacak ki? "nereye" diye sordu. dışarıya baktım tek bir otobüs var. "hay" dedim. muhabbet etmek istiyor. "e" dedim önce. sadece e. sonra "ankara!?" (başka neresi olabilir ki şeklinde bir ifade ile yüzümde). "tamam" dedi adam. sadece "tamam" . bir süre baktım adama bunun üzerine. öğrenci misin dedi? "bazen" dedim. gülmedi. bozuldum o an tabii. neyse bu muhabbet böyle sürerken; otobüste yanımda oturan adam geldi. çeteymiş bunlar. "oturabilir miyim?" dedi bana bakarak. o an çok korktum. adam bana oturmak istiyor gibiydi. neyseki benden önce diğer adam cevapladı. "tabii dedi." o da karşıma oturdu. nereye, nasıl muhabbetlerinden sonra, ben başladım anlatmaya. galatasaray'dan girdim, taksim'den çıktım, lost'tan girdim, canım ailem'den çıktım. derken otobüse bindik.
kaptırmışım kendimi, bi ara bi baktım çevreme, herkes benle iletişim halinde. "lan" dedim, "bu ben değilim". servis yapmaya gelen host bile dahil oluyor konuşmaya, herkes bırakmış ipod'unu, gazetesini. beni dinliyor. gaza geldim. bi nevi ün, şöhret ayaklarıma gelmişti.
dediğim gibi çok boş - beleş bi adam olduğumdan, bildiğim bilmediğim pek çok konu var. bir de böyle kısa görünümlü uzun cümleler kurarım gerekirse ben, zannedersin ki hayatımı o konuya adamışım.
işler sarpa sardı sonra. ne okuyorsun dedi bir tanesi bana? mühendislik dedim. yanlış meslek seçmişsin dedi. sayısalcı tipi yok sende. verdi veriştirdi eğitim sistemine sonra bana bırakmadan. gaza gelmiş bi şekilde ilerlerken sohbet ben, seyehat sona erdi, otobüsten indim ve kimseyi tanımıyordum, kimse de beni; herkesin tek derdi valizleri olmuştu.
işte böyledir otobüs ile gelen popülarite. yolculuk bitince biter. valizler kalır insanın başına. içinde bi kaç parça çamaşır ve gerekli gereksiz zırdavatla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar