sözlük yazarlarının itirafları

  1. 3096.
    az önce yedi kova su içtim, kova hesabını yapmak için, su şişesini kovanın içine koyup baktım, sekiz kova ihtimali olmakla beraber, ağzım hala yemen çölü gibi, oysa ben yemen çölünü hiç görmedim.

    burası muş, yolu yokuş mudur, yoksa burası yemen, gülü çemen midir emin değilim fakat biliyorum ki urfan'nın etrafı dumanlı dağlar.

    yatağım, üzerinde hoyratça sevişildiği için dağılmış gibi görünse de, aslında uykusuzluktan kıvranan bir bedenin eseridir, yorgan ise, yasak aşkını gözleyen kaçak bir sevgili gibi uzak ve ağlamaklı.

    geçen gün dolmuşta, ağlayan bir kıza, dayanamayıp not yazdım, ona asıldığımı sanmasın diye de, kim olduğuma, ne olduğuma dair ayrıca bir şey belirtmedim, şöföre; 'inecek var' deyip, not yazdığım kağıdı defterden yırtarak, ağlayan kıza uzattım, şaşkınlıktan 'sanırım bunu siz düşürmüşsünüz' gibi ahmakça bir laf edip, kendimi dolmuştan attım *.
    ben bir müddet yürüdüm, dolmuş bir müddet ışıkta bekledi, sonra yanımdan geçip gitti, yaklaşık 100 m ilerde, kız dolmuştan indi, elinde, ona verdiğim not vardı ve ağlamıyordu, bir filmin iki kahramanı gibiydik, sonrasını seyirciye bırakıp, iş yerimin olduğu sokağa girdim.

    o günün akşamında, nota numaramı da yazsa mıydım acaba? diye düşündüm fakat pişman olmadım, böylesi daha güzeldi.

    ne istediğimi, ne sevdiğimi, ne düşlediğimi bilmediğim, sadece boş bir yüz ifadesi ve kuyruğu birbirine değmeyen milyonlarca tilki dolu beynimle, öylece durduğum anların çoğaldığını fark ettim, müzik bile yok, sadece bilgisayarın uğultusu, klavyede dolaşan parmaklarımın ve kulaklarımı tırmalayan 'tik tak' larıyla duvar saatinin sesi... hepsi bu.

    ara sıra, kalkıp yürümeye çalışan buz dolabımız bu sessizliği bozmasa, yahut milattan önceye ait bu evin ihtiyar parkeleri, zaman zaman sebebi meçhul, gıcırdamasa öldüm sanacağım.

    şu an bu satırı yazarken, entrynin başını unuttum, yazmayı bırakıp, yeniden okudum... aynı ben.
    252 -3 ... saipsiz
entry'i yoruma kapat
  1. henüz yorum girilmemiş.