bugün
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz17
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste4
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- bdsm ci kadın yazar12
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- 16 56 çalışma düzeni3
- irlandalı'nın 27 türk'ü evire çevire dövmesi2
- rüyada bir sözlük yazarını görmek2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı13
- saraca098
- aöf aşçılık6
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı6
- türkiye nin en büyük sorunu13
- soner çetin3
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- usualsuspects'in ayağı15
- rasputin in 33 cmlik kesik penisi2
- kolye140
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar3
- yazarların hayattaki başarıları9
- laptop anakartı4
- fon vurgunu34
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
- opera tarayıcı7
- salat namaz değildir2
- kütüphanede sevişmek4
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek9
- uzaylılar gözlük takıyor mu2
- cam açık ve çıplak uyumak7
- ikinci el kitapların künye sayfasını koparan kişi2
- sözlüğü ergenlerden arındırıyoruz kampanyası3
- 5 bin liranın artık çok küçük para olması7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- iş çıkışı bir yerlere gidip bir şeyler yapmak3
- ambulansa yol vermeyen sürücüye 46 bin lira ceza2
- birinci viyana kuşatması3
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- azerbaycan'a dost ülke diyen davar2
- çay içerken dinlenecek şarkılar3
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- sözlükteki 40 yaş üstü prostatlı kitle2
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- uzaylılar zamanı bükebilir mi4
Beni çevreleyen sükunet içimdeki sükunetle birleşti, ben sabahın solgun sessizliğine karıştım.
Küçük bir sazan balığı, bir dağ yemişi, bir zakkum çiçeği gibi o sakin güzelliğin bir parçası oldum.
Böyle bir sabah vakti inci grisi bir gölü, nefti dağları, sulara çizilmiş lacivert çizgiyi, kızılımsı zakkumları sevmek için buraların sahibi olmak gerekmiyordu, burası benim vatanım olmasa başkalarına ait bulunsa da hissettim ki ben orayı gene sevecektim.
Bu toprakların tarihi ise, binlerce yıldan beri oraların sahibi olmak için birbirlerini öldüren insanları, savaşları, baskınları, felaketleri anlatıyor.
O insanlar yok artık.
Hiçbir yerin sahibi değiller.
Bugün bu ıssız sabah vakti, onların ele geçirmek için savaştıkları göle bakan, huzuru huzursuzlukla karşılayan beyaz sakallı adam onların adını bile duymadıkları bir ırkın çocuğu; hâlâ bir yeri sevmek için oranin sahibi olmak gerektiğine inanan, hâlâ toprağı insandan önemli sayan, hâlâ tanrının kendi şaheserini insanlara tadını çıkarsınlar diye bağışladığını, tadını çıkarmak yerine bunu ölüme dönüştürmenin akılsızlığını anlamayan ırkıyla pek de anlaşamayan, herhangi bir sabahın parçası olmayı bir ırkın parçası olmaktan daha değerli bulan biri.
Onca insan, sonunda bu gölü bir sabah benim gibi biri seyretsin diye mi öldü; onlar ölmese belki tarih başka türlü yazılacak, belki bu sabah burada ben olmayacaktım ama başka bir adam olacaktı.
Başka biri yerine bu sabahı ben seyredeyim diye bunca insanın ölmesine değmezdi.
Bana sormus olsalardi, 'boşuna ölmeyin' derdim onlara, 'tanrı bir sabah bakıp, bir parçası olacağım o kadar çok güzellik yaratmiş ki ben de gider onlardan birine bakarım, benim yerime de buraya bir başkası baksın.'
Yeter ki gördüğünü sevsin.
Kendini oranın sahibi değil de bir parçası gibi hissedebilsin.
Vakti geldiğinde herkes gibi görmüş olduklarından, yaşamış olduklarından minnettarlık duyarak buralardan ayrılacağını, yerini bir başkasına bırakacağını, kimsenin hiçbir yerin sahibi olmayacağını bilsin.
Seyrettikleriyle o seyrettiklerinin ardında duran tarihin birbirine değdiği anda Yunus Emre'den bir dize hatırlasın, bu hayata 'biraz oyalanmaya' geldiğini farketsin.
Yunus'un 'oyalanmak' dediği hayatın kısacık bir parçasını inci grisi bir gölün kıyısında geçirdim.
Ahmet Haşim'in dilediği gibi 'bu dem göllerde kamış' oldum.
Hiçbir şeyin sahibi değilim, ne toprağım, ne vatanım, ne ırkım var.
Bir sabah göle bakarım.
Minnettar bir sazan balığıyım.
Ahmet Altan
Küçük bir sazan balığı, bir dağ yemişi, bir zakkum çiçeği gibi o sakin güzelliğin bir parçası oldum.
Böyle bir sabah vakti inci grisi bir gölü, nefti dağları, sulara çizilmiş lacivert çizgiyi, kızılımsı zakkumları sevmek için buraların sahibi olmak gerekmiyordu, burası benim vatanım olmasa başkalarına ait bulunsa da hissettim ki ben orayı gene sevecektim.
Bu toprakların tarihi ise, binlerce yıldan beri oraların sahibi olmak için birbirlerini öldüren insanları, savaşları, baskınları, felaketleri anlatıyor.
O insanlar yok artık.
Hiçbir yerin sahibi değiller.
Bugün bu ıssız sabah vakti, onların ele geçirmek için savaştıkları göle bakan, huzuru huzursuzlukla karşılayan beyaz sakallı adam onların adını bile duymadıkları bir ırkın çocuğu; hâlâ bir yeri sevmek için oranin sahibi olmak gerektiğine inanan, hâlâ toprağı insandan önemli sayan, hâlâ tanrının kendi şaheserini insanlara tadını çıkarsınlar diye bağışladığını, tadını çıkarmak yerine bunu ölüme dönüştürmenin akılsızlığını anlamayan ırkıyla pek de anlaşamayan, herhangi bir sabahın parçası olmayı bir ırkın parçası olmaktan daha değerli bulan biri.
Onca insan, sonunda bu gölü bir sabah benim gibi biri seyretsin diye mi öldü; onlar ölmese belki tarih başka türlü yazılacak, belki bu sabah burada ben olmayacaktım ama başka bir adam olacaktı.
Başka biri yerine bu sabahı ben seyredeyim diye bunca insanın ölmesine değmezdi.
Bana sormus olsalardi, 'boşuna ölmeyin' derdim onlara, 'tanrı bir sabah bakıp, bir parçası olacağım o kadar çok güzellik yaratmiş ki ben de gider onlardan birine bakarım, benim yerime de buraya bir başkası baksın.'
Yeter ki gördüğünü sevsin.
Kendini oranın sahibi değil de bir parçası gibi hissedebilsin.
Vakti geldiğinde herkes gibi görmüş olduklarından, yaşamış olduklarından minnettarlık duyarak buralardan ayrılacağını, yerini bir başkasına bırakacağını, kimsenin hiçbir yerin sahibi olmayacağını bilsin.
Seyrettikleriyle o seyrettiklerinin ardında duran tarihin birbirine değdiği anda Yunus Emre'den bir dize hatırlasın, bu hayata 'biraz oyalanmaya' geldiğini farketsin.
Yunus'un 'oyalanmak' dediği hayatın kısacık bir parçasını inci grisi bir gölün kıyısında geçirdim.
Ahmet Haşim'in dilediği gibi 'bu dem göllerde kamış' oldum.
Hiçbir şeyin sahibi değilim, ne toprağım, ne vatanım, ne ırkım var.
Bir sabah göle bakarım.
Minnettar bir sazan balığıyım.
Ahmet Altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar