bugün
- parayla saadet olması10
- evlenme masrafını balayında kullanmak8
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- amedspor19
- kürt sorunu12
- iran düşmanlığı11
- kot ceketin havalı olduğu yıllar4
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- flört yapay zekası5
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- ama yeni parti tüzüğü11
- ingilizce3
- tüm dünya da malları alıp insanlığa eşit dağıtmak2
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması24
- yapay zekanın yazılımcıya etkisi3
- karizmatik soyadları3
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- lamine yamal'a 1 milyar euro istenmesi4
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- trump'a anket şoku4
- iyi insan olmanın maliyeti2
- birader avanosta mı sorunsalı5
- eski türkiye'yi çok özledim4
- istanbulun en iyi mezarlığı2
- hoşlanılan kızın 6 erkekle çırılçıplak poz vermesi6
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- türk kızı11
- evlenecek kız kalmaması12
- mutlu bey birader ila usual bey birader2
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- siyahi arkadaşla ankarada eve çıkmak4
- sarapci koala60
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı8
- sezai karakoç3
- anın görüntüsü18
- ressam irem gürdal soyut sanatçı2
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- online toplantıda kamerayı açmamak2
- günün sözü24
- 1 eylül dünya barış günü3
- yeğen3
- yeni adli yıl3
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması5
- ayın 12 sinde meeş almak3
- 16 eylül 2026 milan benfica maçı3
- gocu30
- 10 eylül 2026 bayern münih bordo glimt maçı3
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- google reyiz3
Beni çevreleyen sükunet içimdeki sükunetle birleşti, ben sabahın solgun sessizliğine karıştım.
Küçük bir sazan balığı, bir dağ yemişi, bir zakkum çiçeği gibi o sakin güzelliğin bir parçası oldum.
Böyle bir sabah vakti inci grisi bir gölü, nefti dağları, sulara çizilmiş lacivert çizgiyi, kızılımsı zakkumları sevmek için buraların sahibi olmak gerekmiyordu, burası benim vatanım olmasa başkalarına ait bulunsa da hissettim ki ben orayı gene sevecektim.
Bu toprakların tarihi ise, binlerce yıldan beri oraların sahibi olmak için birbirlerini öldüren insanları, savaşları, baskınları, felaketleri anlatıyor.
O insanlar yok artık.
Hiçbir yerin sahibi değiller.
Bugün bu ıssız sabah vakti, onların ele geçirmek için savaştıkları göle bakan, huzuru huzursuzlukla karşılayan beyaz sakallı adam onların adını bile duymadıkları bir ırkın çocuğu; hâlâ bir yeri sevmek için oranin sahibi olmak gerektiğine inanan, hâlâ toprağı insandan önemli sayan, hâlâ tanrının kendi şaheserini insanlara tadını çıkarsınlar diye bağışladığını, tadını çıkarmak yerine bunu ölüme dönüştürmenin akılsızlığını anlamayan ırkıyla pek de anlaşamayan, herhangi bir sabahın parçası olmayı bir ırkın parçası olmaktan daha değerli bulan biri.
Onca insan, sonunda bu gölü bir sabah benim gibi biri seyretsin diye mi öldü; onlar ölmese belki tarih başka türlü yazılacak, belki bu sabah burada ben olmayacaktım ama başka bir adam olacaktı.
Başka biri yerine bu sabahı ben seyredeyim diye bunca insanın ölmesine değmezdi.
Bana sormus olsalardi, 'boşuna ölmeyin' derdim onlara, 'tanrı bir sabah bakıp, bir parçası olacağım o kadar çok güzellik yaratmiş ki ben de gider onlardan birine bakarım, benim yerime de buraya bir başkası baksın.'
Yeter ki gördüğünü sevsin.
Kendini oranın sahibi değil de bir parçası gibi hissedebilsin.
Vakti geldiğinde herkes gibi görmüş olduklarından, yaşamış olduklarından minnettarlık duyarak buralardan ayrılacağını, yerini bir başkasına bırakacağını, kimsenin hiçbir yerin sahibi olmayacağını bilsin.
Seyrettikleriyle o seyrettiklerinin ardında duran tarihin birbirine değdiği anda Yunus Emre'den bir dize hatırlasın, bu hayata 'biraz oyalanmaya' geldiğini farketsin.
Yunus'un 'oyalanmak' dediği hayatın kısacık bir parçasını inci grisi bir gölün kıyısında geçirdim.
Ahmet Haşim'in dilediği gibi 'bu dem göllerde kamış' oldum.
Hiçbir şeyin sahibi değilim, ne toprağım, ne vatanım, ne ırkım var.
Bir sabah göle bakarım.
Minnettar bir sazan balığıyım.
Ahmet Altan
Küçük bir sazan balığı, bir dağ yemişi, bir zakkum çiçeği gibi o sakin güzelliğin bir parçası oldum.
Böyle bir sabah vakti inci grisi bir gölü, nefti dağları, sulara çizilmiş lacivert çizgiyi, kızılımsı zakkumları sevmek için buraların sahibi olmak gerekmiyordu, burası benim vatanım olmasa başkalarına ait bulunsa da hissettim ki ben orayı gene sevecektim.
Bu toprakların tarihi ise, binlerce yıldan beri oraların sahibi olmak için birbirlerini öldüren insanları, savaşları, baskınları, felaketleri anlatıyor.
O insanlar yok artık.
Hiçbir yerin sahibi değiller.
Bugün bu ıssız sabah vakti, onların ele geçirmek için savaştıkları göle bakan, huzuru huzursuzlukla karşılayan beyaz sakallı adam onların adını bile duymadıkları bir ırkın çocuğu; hâlâ bir yeri sevmek için oranin sahibi olmak gerektiğine inanan, hâlâ toprağı insandan önemli sayan, hâlâ tanrının kendi şaheserini insanlara tadını çıkarsınlar diye bağışladığını, tadını çıkarmak yerine bunu ölüme dönüştürmenin akılsızlığını anlamayan ırkıyla pek de anlaşamayan, herhangi bir sabahın parçası olmayı bir ırkın parçası olmaktan daha değerli bulan biri.
Onca insan, sonunda bu gölü bir sabah benim gibi biri seyretsin diye mi öldü; onlar ölmese belki tarih başka türlü yazılacak, belki bu sabah burada ben olmayacaktım ama başka bir adam olacaktı.
Başka biri yerine bu sabahı ben seyredeyim diye bunca insanın ölmesine değmezdi.
Bana sormus olsalardi, 'boşuna ölmeyin' derdim onlara, 'tanrı bir sabah bakıp, bir parçası olacağım o kadar çok güzellik yaratmiş ki ben de gider onlardan birine bakarım, benim yerime de buraya bir başkası baksın.'
Yeter ki gördüğünü sevsin.
Kendini oranın sahibi değil de bir parçası gibi hissedebilsin.
Vakti geldiğinde herkes gibi görmüş olduklarından, yaşamış olduklarından minnettarlık duyarak buralardan ayrılacağını, yerini bir başkasına bırakacağını, kimsenin hiçbir yerin sahibi olmayacağını bilsin.
Seyrettikleriyle o seyrettiklerinin ardında duran tarihin birbirine değdiği anda Yunus Emre'den bir dize hatırlasın, bu hayata 'biraz oyalanmaya' geldiğini farketsin.
Yunus'un 'oyalanmak' dediği hayatın kısacık bir parçasını inci grisi bir gölün kıyısında geçirdim.
Ahmet Haşim'in dilediği gibi 'bu dem göllerde kamış' oldum.
Hiçbir şeyin sahibi değilim, ne toprağım, ne vatanım, ne ırkım var.
Bir sabah göle bakarım.
Minnettar bir sazan balığıyım.
Ahmet Altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar