bugün
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak8
- gocusuz sözlük4
- arkadaşlar beni gammazlayın6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- erkeklerin giderek feminenleşmesi8
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sudekiray7
- bira cips6
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- kafanızdaki ses4
- yazarların çocukken en sevdiği çizgi film4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- laptop5
- israil'in gazze'ye saldırısında 7 filistinli öldü2
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- sözlük kızlarının kombinleri20
- maden suyu4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- aga be şarkılar5
- velvet vs nervio19
- sony playstation 52
- ismet'in çok hızlı entry girmesi3
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması6
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- oytun erbaş3
- ispanya20
- folk horror2
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- 2026 dünya kupası25
- ona bir şey söyle9
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- futbol14
- dünya19
- mezarlıkları sevmek5
- yalnizca deli yalnizca sair2
- bir zaman hatası2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- manyak olmaya karar verdim9
- ktç birader4
- dünya kupası4
- taksim'e ikinci eyfel kulesi3
- lahmacun4
- slavko vincic15
- nervio11
- velvet12
- özgür irade ve determinizm üzerine bir tartışma2
bradley cooper, vinnie jones, leslie bibb ve brooke shields'ın başrollerinde oynadığı bir clive barker uyarlaması.
leon kaufmann * adlı bir fotoğrafçı, kendisini dehşetengiz fotolar çekmesi yönünde zorlayan patronu susan hoff'un * isteğini yerine getirmek için, metro civarında gezdiği gecelerden birinde bir mankenin kayboluşuna şahit olur. bu mankeni kaçıran kişiyi yüzüğünden tanır ve takip etmeye başlar. kaçıran kişi mahogany * adında bir kasaptır. bir kaç gün kasabı takip eden leon, her gece son metroya binen kasabın, o metroda ne işler çevirdiğini öğrenmek ve mankene ne yaptığını ortaya çıkarmak merakıyla yanıp tutuşmuş, bunu bir takıntı haline dönüştürmüştür. sonunda olaya kız arakadaşı ve dostu da eklenir.
gelişen olaylar sonucunda kasabın, günün son metrosunda insanları öldürüp mezbahadaki gibi onları astığını ve et yiyen yeraltı canlılarına kurban ettiğini öğreniyoruz. tabi bunu, filmin son beş dakikasında öğreniyoruz, haliyle filmin üzerine oturduğu kurgu anlaşılamadan kalıyor öylece.
film; kan, kol, bacak görüntüleriyle dolu. yemek yedikten sonra izlemenizi önermem. filmin başından sonuna kadar aynı ciddi ifadeyi koruyan vinnie jones belki de filmin en başarılı yönü. bunun dışında pek de bir numara yok. kamera kullanımı gayet güzel. filmin mutlu sonla bitmemesi de hoşuma gitti. normalde neredeyse tüm korku filmlerinde sapık katil ölür, esas kız ve oğlan öpüşür ve hayatlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar, torunlarına falan anlatırlar bu hikayeyi, ama bu filmde öyle bir olay yok. hikaye zaten korku ustası clive barker'ın. farkını belli ediyor haliyle. ayrıca, cthulhu mitlerine göndermeler de var bu filmde. lovecraft okurları, gözlerinizi dört açın.
bir de (bkz: kan kitapları) (bkz: books of blood)
leon kaufmann * adlı bir fotoğrafçı, kendisini dehşetengiz fotolar çekmesi yönünde zorlayan patronu susan hoff'un * isteğini yerine getirmek için, metro civarında gezdiği gecelerden birinde bir mankenin kayboluşuna şahit olur. bu mankeni kaçıran kişiyi yüzüğünden tanır ve takip etmeye başlar. kaçıran kişi mahogany * adında bir kasaptır. bir kaç gün kasabı takip eden leon, her gece son metroya binen kasabın, o metroda ne işler çevirdiğini öğrenmek ve mankene ne yaptığını ortaya çıkarmak merakıyla yanıp tutuşmuş, bunu bir takıntı haline dönüştürmüştür. sonunda olaya kız arakadaşı ve dostu da eklenir.
gelişen olaylar sonucunda kasabın, günün son metrosunda insanları öldürüp mezbahadaki gibi onları astığını ve et yiyen yeraltı canlılarına kurban ettiğini öğreniyoruz. tabi bunu, filmin son beş dakikasında öğreniyoruz, haliyle filmin üzerine oturduğu kurgu anlaşılamadan kalıyor öylece.
film; kan, kol, bacak görüntüleriyle dolu. yemek yedikten sonra izlemenizi önermem. filmin başından sonuna kadar aynı ciddi ifadeyi koruyan vinnie jones belki de filmin en başarılı yönü. bunun dışında pek de bir numara yok. kamera kullanımı gayet güzel. filmin mutlu sonla bitmemesi de hoşuma gitti. normalde neredeyse tüm korku filmlerinde sapık katil ölür, esas kız ve oğlan öpüşür ve hayatlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar, torunlarına falan anlatırlar bu hikayeyi, ama bu filmde öyle bir olay yok. hikaye zaten korku ustası clive barker'ın. farkını belli ediyor haliyle. ayrıca, cthulhu mitlerine göndermeler de var bu filmde. lovecraft okurları, gözlerinizi dört açın.
bir de (bkz: kan kitapları) (bkz: books of blood)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar