bugün
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır9
- terlik giyen erkek5
- din tartışması5
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma5
- 32 yaşına girmek12
- zengin olsanız ne yapardınız9
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- g'i l d'e d l'i l y18
- ulu obediyansı ismet locası2
- habire1240
- rte'nin fethettiği topraklar6
- norveçte bok olsam9
- seninle şöyle böyle olabilirdik5
- fatma soydaş'ın tutuklanması2
- yeni açılan cafeye 600 lira hesap ödemek2
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi6
- şeriat haklıya hakkını vermektir6
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- türkiye de üniversite diplomasının değersizleşmesi4
- tarkan filmleri3
- uludağ sözlük magazin servisi7
- 23 temmuz 2026 bahçeli'nin yeni parti açıklaması6
- nervio23
- nervionun merak ettiği yazar19
- kurgusal karaktere aşık olmak4
- hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz3
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- örtünmek te açık gezmek te yasak olmamalı4
- lozanın gizli maddeleri4
- almanya da üniversitelerde türkçe öğretilsin3
- kul hakkı yemeyi ilke edinmiş şakirt4
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler7
- evden çıkınca acıkan insan4
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- chp'nin kemalizm den kopuş süreci4
- türk dizi tarihinin kötü karakterleri2
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- aşırı zayıf erkek4
- yalnizca deli yalnizca sair21
- ciguli vs velvet10
- kadınların penisi olduğu gerçeği5
- şeriatçıların iki yüzlülüğü2
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- ya evlenelim ya da ben ayrılmak istiyorum3
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- peugeot 6042
laiklik anlayışı kıt kitlelerin kaderini belirlediği ülkelerde olması hiç de şaşırtıcı olmayan valilerdir.
imam hatip okullarında eğitim gören insanların pozitif bilim konularında da eğitim aldıklarını söyleyenlerin meseleye tamamıyla at gözlükleriyle ve eksik bilgileriyle baktıklarına inanıyorum. o okullarda verilen ders programları içerisinde matematik, fizik, kimya derslerinin olması o okullarda yetişen öğrencilerin pozitif bilim ışığında düşünebileceklerini, bilim felsefesini özümsemiş oldularını kesinlikle göstermez.
pozitif bilim ışığında düşünmek nedir derseniz eğer: kısaca; sorgulayabilmek, dogmalardan sıyrılabilmek, olaylara şüpheci yaklaşabilmek, bir olayı sadece sonucuna göre değil sebepleri ve bu sebeplerin nasıl oluştuğunu da önyargılardan tamamen sıyrılmış bir şekilde rasyonel olarak inceleyebilmektir derim.
düşünün bir kere; imam-hatip lisesine giden bir çocuğun gördüğü ilahi derslere şüphecilikle yaklaştığını? hocalarına öğrendiği ayetlerin kendisine yanlış gelen taraflarını sorabildiğini? imam hatip öğrencilerinin hocalarıyla gelmiş geçmiş tüm dinler hakkında doğruları yanlışları eşliğinde tartışabildiğini? (içlerinden "töbe estafurullah" diyecek olanları %99 oranındadır)
şimdi bu tablo bize neyi gösteriyor?
çocuk imam hatip lisesine gidiyor ve bir dinin kitabını en başından itibaren sorgulanamaz olarak kabul ediyor. içerisinde yazılan herşeyin allah kelamı olduğuna inanıyor. değil o kitabın yanlışlarını görüp sorgulamaya başlamak, o tür bir şeyin düşünülmesinin bile onun cehennem denen bi yerde yanmasına neden olacağını öğreniyor. cezalandırılıyor. bakın burada; inceleyip yanlışını bulup, sorgulayarak doğrusunun ne olabileceğini düşünmesinin, çözüm arama girişiminin bile yasak olduğu bir eğitim anlayışından bahsediyoruz. sen bu çocuğa değil kimya istersen kuantum fiziği öğret ne farkeder?
bu arada bilim yalnızca matematik, fizik ya da kimyadan da ibaret değildir. bu disiplinleri sullar seller gibi öğrenmek bilimi de tamamıyla öğrenmiş olmak değildir. istersen matematik olimpiyatlarında dünya dereceleri yap. istersen öss'de türkiye birincisi ol. çocukluğundan beri hem okul hem de dershanelerde birinciliklerden birinciliklere koş... bu başarıların hiçbiri senin bilime muvafık olduğunu göstermez. hele bilimsel yöntem ile düşünebildiğini hiç göstermez.
felsefe, biyoloji, bilim felsefesi gibi sorgulamayı öğreten, şüpheciliği odak edinmiş müfredata hakim olamadığın sürece pozitif bilim konusunda bir hiçsindir! bu kadar basit. zaten siyaset meydanında da imam hatip öğrencilerinin içler acısı durumuna hepimiz şahit olduk. çoğu kişi gülerek izlemiş fakat inanın benim içim acıdı izlerken. çocuklar afyonla uyutulmuş gibiler. dünyadan, bilimden bi haber yaşıyorlar. sonlara doğru içlerinden cesur bir kaç kişi çıktı da "bizler de derslerimizde biyoloji görmek, evrim teorisini tartışabilmek istiyoruz" diyebildiler. o kızcağızın akıbetini gerçekten merak ediyorum doğrusu.
neyse fazla uzattık bilimsel düşünce konusunu.
laiklik anlayışı kıt olanlara seslenmiştik entrynin başında. oradan devam edelim. laiklik sadece, okullarda öğretilen: "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" demek değildir sevgili arkadaşım. laiklik bir düşünce yapısıdır, yaşam biçimidir aynı zamanda. biraz da; dini dersler ile bilim derslerinin birbirinden bir uçurum kadar uzak olduğunu kavrabilmektir laiklik. laiklik; kişiliğini dogmalarla oluşturmuş, sorgulanamaz bir dinin eğitimini almış bireylerin, devlet adına aldığı görev sonucu; özgür düşünceyi, insan temel hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi, inançsızlığı ya da herhangi bir inancı mevcut çoğunluğun inancının(bizim ülkemiz için islamiyet oluyor bu) yıpratıcılığından, baskısından, şiddetinden koruyabileceklerini umanları komik bulmaktır. bu minvalde: "bireyler laik olamaz, sadece devlet laik olur" diyen kişi sonuna kadar yanlış bir düşüncededir. demokrasiyi benimsemiş insanlar nasıl ki demokrat olabiliyorsa, laikliği benimseyebilmiş insanlar da rahatlıkla laik olabilirler.
tüm bu bilgiler ışığında son sözüm şudur: geçmişte islamiyet adına yapılan onca önyargılı baskı, şiddet, katliam, bundan sonra da bu türden olayların yaşanabileceğini göstermektedir. bu tür istenmeyen olayların önlenmesinde görev alacak olan ülke yönetimindeki insanların imam hatip lisesi mezunu olduklarını bilmem benim içimin daha da huzursuz olmasını sağlıyor. düşünebiliyor musunuz, şehrimin valisinin imam hatip lisesi mezunu olması benim içime korku salıyor?
"bu ülkenin başbakanı da imam hatip mezunu" mu dedi birisi? tehlikenin farkında mısınız?
imam hatip okullarında eğitim gören insanların pozitif bilim konularında da eğitim aldıklarını söyleyenlerin meseleye tamamıyla at gözlükleriyle ve eksik bilgileriyle baktıklarına inanıyorum. o okullarda verilen ders programları içerisinde matematik, fizik, kimya derslerinin olması o okullarda yetişen öğrencilerin pozitif bilim ışığında düşünebileceklerini, bilim felsefesini özümsemiş oldularını kesinlikle göstermez.
pozitif bilim ışığında düşünmek nedir derseniz eğer: kısaca; sorgulayabilmek, dogmalardan sıyrılabilmek, olaylara şüpheci yaklaşabilmek, bir olayı sadece sonucuna göre değil sebepleri ve bu sebeplerin nasıl oluştuğunu da önyargılardan tamamen sıyrılmış bir şekilde rasyonel olarak inceleyebilmektir derim.
düşünün bir kere; imam-hatip lisesine giden bir çocuğun gördüğü ilahi derslere şüphecilikle yaklaştığını? hocalarına öğrendiği ayetlerin kendisine yanlış gelen taraflarını sorabildiğini? imam hatip öğrencilerinin hocalarıyla gelmiş geçmiş tüm dinler hakkında doğruları yanlışları eşliğinde tartışabildiğini? (içlerinden "töbe estafurullah" diyecek olanları %99 oranındadır)
şimdi bu tablo bize neyi gösteriyor?
çocuk imam hatip lisesine gidiyor ve bir dinin kitabını en başından itibaren sorgulanamaz olarak kabul ediyor. içerisinde yazılan herşeyin allah kelamı olduğuna inanıyor. değil o kitabın yanlışlarını görüp sorgulamaya başlamak, o tür bir şeyin düşünülmesinin bile onun cehennem denen bi yerde yanmasına neden olacağını öğreniyor. cezalandırılıyor. bakın burada; inceleyip yanlışını bulup, sorgulayarak doğrusunun ne olabileceğini düşünmesinin, çözüm arama girişiminin bile yasak olduğu bir eğitim anlayışından bahsediyoruz. sen bu çocuğa değil kimya istersen kuantum fiziği öğret ne farkeder?
bu arada bilim yalnızca matematik, fizik ya da kimyadan da ibaret değildir. bu disiplinleri sullar seller gibi öğrenmek bilimi de tamamıyla öğrenmiş olmak değildir. istersen matematik olimpiyatlarında dünya dereceleri yap. istersen öss'de türkiye birincisi ol. çocukluğundan beri hem okul hem de dershanelerde birinciliklerden birinciliklere koş... bu başarıların hiçbiri senin bilime muvafık olduğunu göstermez. hele bilimsel yöntem ile düşünebildiğini hiç göstermez.
felsefe, biyoloji, bilim felsefesi gibi sorgulamayı öğreten, şüpheciliği odak edinmiş müfredata hakim olamadığın sürece pozitif bilim konusunda bir hiçsindir! bu kadar basit. zaten siyaset meydanında da imam hatip öğrencilerinin içler acısı durumuna hepimiz şahit olduk. çoğu kişi gülerek izlemiş fakat inanın benim içim acıdı izlerken. çocuklar afyonla uyutulmuş gibiler. dünyadan, bilimden bi haber yaşıyorlar. sonlara doğru içlerinden cesur bir kaç kişi çıktı da "bizler de derslerimizde biyoloji görmek, evrim teorisini tartışabilmek istiyoruz" diyebildiler. o kızcağızın akıbetini gerçekten merak ediyorum doğrusu.
neyse fazla uzattık bilimsel düşünce konusunu.
laiklik anlayışı kıt olanlara seslenmiştik entrynin başında. oradan devam edelim. laiklik sadece, okullarda öğretilen: "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" demek değildir sevgili arkadaşım. laiklik bir düşünce yapısıdır, yaşam biçimidir aynı zamanda. biraz da; dini dersler ile bilim derslerinin birbirinden bir uçurum kadar uzak olduğunu kavrabilmektir laiklik. laiklik; kişiliğini dogmalarla oluşturmuş, sorgulanamaz bir dinin eğitimini almış bireylerin, devlet adına aldığı görev sonucu; özgür düşünceyi, insan temel hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi, inançsızlığı ya da herhangi bir inancı mevcut çoğunluğun inancının(bizim ülkemiz için islamiyet oluyor bu) yıpratıcılığından, baskısından, şiddetinden koruyabileceklerini umanları komik bulmaktır. bu minvalde: "bireyler laik olamaz, sadece devlet laik olur" diyen kişi sonuna kadar yanlış bir düşüncededir. demokrasiyi benimsemiş insanlar nasıl ki demokrat olabiliyorsa, laikliği benimseyebilmiş insanlar da rahatlıkla laik olabilirler.
tüm bu bilgiler ışığında son sözüm şudur: geçmişte islamiyet adına yapılan onca önyargılı baskı, şiddet, katliam, bundan sonra da bu türden olayların yaşanabileceğini göstermektedir. bu tür istenmeyen olayların önlenmesinde görev alacak olan ülke yönetimindeki insanların imam hatip lisesi mezunu olduklarını bilmem benim içimin daha da huzursuz olmasını sağlıyor. düşünebiliyor musunuz, şehrimin valisinin imam hatip lisesi mezunu olması benim içime korku salıyor?
"bu ülkenin başbakanı da imam hatip mezunu" mu dedi birisi? tehlikenin farkında mısınız?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar