bugün
- sözlüğün en masum yazarları12
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi9
- kırbacı ile adalet dağıtan yakışıklı5
- fusya semsiyeli yabanci28
- başka kırbaç yemek isteyen var mı5
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip5
- sözlükteki gammazlar lobi si9
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- arkadaşlar larissa kim8
- arkadaşlar bakar mısınız bi3
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- nervio23
- harun isimli yazarlar3
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri3
- uludağ sözlük size ne kattı16
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- larisalisa7
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye2
- sinek as2
- şarapçının birden tayyipçi olması8
- sözlükte yazan ünlüler8
- en son ne yediniz4
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- bir kadının en zevk aldığı an6
- enayimiknatisii ile cincinnati3
- sözlük kızlarının kahveleri9
- lan şemsiyeci5
- cola turka2
- sarapci koala41
- tai lung45
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- şemsiyeli larissamıymış4
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- özelleştirmenin kötü bir şey olduğunu sanan tip2
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- arkadaşlar galiba kavga var6
- sarı şeker yargılanmalıdır2
- melih gökçek'in 5 milyar doları olması2
- tembel avrat böreği5
- gocu25
- şarapçı koala yalnız değildir8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci20
- ellerim bomboş2
- beni silik yapacak mod daha anasından doğmadı2
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- tuzlu kahve dizisi10
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı34
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya4
yani tabii ki, mezun olduktan sonra kendinizi nasıl sunduğunuz çok önemli. gerçi cin öğrenciler, tarih ve politika derslerinden edindikleri ince derslerle, bu sunum ve pazarlama olayının hasına-özüne varmıştır ama maalesef ki hepsi değil.
bazılarımız vardır ki mesela, ya ben siyasi tarih okudum, kim benden daha iyi pazarlama bilebilir, diye işverenine çıkışabilme cüretinde bulunabilmiştir. * * tamamen sunum meselesi. ki bunu siyaset okumuş birinden başka daha iyi kim bilebilir?
yani o sıkıcı teorik derslerin hangi ucunu tutup da pratiğe dökersiniz, bu tamamen sizin becerinize kalmış. türk tarihi bilmeniz, mesela ticaret alanında, eğer geniş düşünmeyi becerebilirseniz ortalama türk anlayışından biraz sıyrılmanıza ve karşınızdakini kısmen anlamanıza yardımcı olabilir. diplomatik bir anlayışla problem çözmeniz, kuşkusuz herkeste olamayacak bir özelliktir. siyaset okumamış birinin bilemeyeceği bir takım politik dalaverelerin farkında olmanız, eğer kullanabilirseniz, ilişkilerinizi derinleştirebilir. ekonomiye aşina olmanız, hukukun üstünlüğünden haberdar olmanız, interneti aktif bir şekilde kullanabilmeniz, eğer okulda ödevinizin kutsallığına inandıysanız okumayı, araştırmayı bilmeniz yine yine yine artılar getirecektir.
e bunlar teorik yine tabi, sevgili muallacan, diyebilin okurjuk. ama olay bu, anlıyor musun, kafa meselesi, anlayış, satranç gibi... bir mimar, ne bileyim yaratmak için kafa patlatır, bir mühendis projenin çalışması için kurallarla boğuşur, bir edebiyatçı osmanlıcayı ve türkçe'nin derinliklerini çözmeye çalışır; bir doktor vücutla, mikroplarla, ameliyatlarla uğraşır, hukukçu o ağır şahane metinleri ezberler...başı sonu belli olaylar bunlar, di mi ama? biz türkler genel olarak başı-sonu belli olayları garantili kabul eder, kısmen risk sevmeyiz. uluslararası ilişkilere yöneltilen eleştirilerin temelinde bu risk sevmeme ve yumurta kapıya dayanınca harekete geçme içgüdülerimizin yattığını fena halde düşünüyorum. uluslararası ilişkiler başı-sonu belli olaylar bütününe dahil değildir, çok yönlü düşünmenizi hedefler. bebeğim ulus iliş, herhangi bir iş yapacaksanız; rakipler ve müşterilerinizle ilişkilerinizi, mali işlerinizi ve hukuki bir takım sonuçlarını, genişleme hedeflerinizi, satış hedeflerinizi ve bunların sektörel olsun olmasın, periyodik analizlerinizi yapmanıza yardım edebilir, kafanızı buna hazırlayabilir, eğer siz isterseniz.
ha bi de böyle acaip metinler yazmanızda da kısmi yardımı dokunabilir.
ama tabii ki haliyle işveren, bu becerilerin lafta kalmamasını, mümkünse kanıtlanmış olmasını dileyecektir. özel sektör için konuşmak gerekirse; sunumunuza dikkat ederler, o nedenle sunarken coşabileceğiniz bir-iki işe imza atmış olmanız hayati derecede önemlidir. sağlam şirketlerde iş verenler, bazen sizin düşünemediğiniz ayrıntıları görür; misal, hımmm, tek başına erasmusla bir yabancı ülkeye gitmişsin. demek ki hem cesursun hem de ailen bir hayli açık görüşlü... abovv... tüm arkadaşlarınızın dalga geçtiği zkik bir kulüp çalışmasını anlattıktan sonra bir başka iş veren; hımmm, bir şeyler yapmak için çabalamışsın artı bu kadar çok yazdıysan demek ki araştırmayı biliyorsun...
sunum meselesi artı çaba... bunlar sihirli bir takım sözcükler mi, olabilir...
peki nasıl olacak?
düşün bacım, düşün!
bazılarımız vardır ki mesela, ya ben siyasi tarih okudum, kim benden daha iyi pazarlama bilebilir, diye işverenine çıkışabilme cüretinde bulunabilmiştir. * * tamamen sunum meselesi. ki bunu siyaset okumuş birinden başka daha iyi kim bilebilir?
yani o sıkıcı teorik derslerin hangi ucunu tutup da pratiğe dökersiniz, bu tamamen sizin becerinize kalmış. türk tarihi bilmeniz, mesela ticaret alanında, eğer geniş düşünmeyi becerebilirseniz ortalama türk anlayışından biraz sıyrılmanıza ve karşınızdakini kısmen anlamanıza yardımcı olabilir. diplomatik bir anlayışla problem çözmeniz, kuşkusuz herkeste olamayacak bir özelliktir. siyaset okumamış birinin bilemeyeceği bir takım politik dalaverelerin farkında olmanız, eğer kullanabilirseniz, ilişkilerinizi derinleştirebilir. ekonomiye aşina olmanız, hukukun üstünlüğünden haberdar olmanız, interneti aktif bir şekilde kullanabilmeniz, eğer okulda ödevinizin kutsallığına inandıysanız okumayı, araştırmayı bilmeniz yine yine yine artılar getirecektir.
e bunlar teorik yine tabi, sevgili muallacan, diyebilin okurjuk. ama olay bu, anlıyor musun, kafa meselesi, anlayış, satranç gibi... bir mimar, ne bileyim yaratmak için kafa patlatır, bir mühendis projenin çalışması için kurallarla boğuşur, bir edebiyatçı osmanlıcayı ve türkçe'nin derinliklerini çözmeye çalışır; bir doktor vücutla, mikroplarla, ameliyatlarla uğraşır, hukukçu o ağır şahane metinleri ezberler...başı sonu belli olaylar bunlar, di mi ama? biz türkler genel olarak başı-sonu belli olayları garantili kabul eder, kısmen risk sevmeyiz. uluslararası ilişkilere yöneltilen eleştirilerin temelinde bu risk sevmeme ve yumurta kapıya dayanınca harekete geçme içgüdülerimizin yattığını fena halde düşünüyorum. uluslararası ilişkiler başı-sonu belli olaylar bütününe dahil değildir, çok yönlü düşünmenizi hedefler. bebeğim ulus iliş, herhangi bir iş yapacaksanız; rakipler ve müşterilerinizle ilişkilerinizi, mali işlerinizi ve hukuki bir takım sonuçlarını, genişleme hedeflerinizi, satış hedeflerinizi ve bunların sektörel olsun olmasın, periyodik analizlerinizi yapmanıza yardım edebilir, kafanızı buna hazırlayabilir, eğer siz isterseniz.
ha bi de böyle acaip metinler yazmanızda da kısmi yardımı dokunabilir.
ama tabii ki haliyle işveren, bu becerilerin lafta kalmamasını, mümkünse kanıtlanmış olmasını dileyecektir. özel sektör için konuşmak gerekirse; sunumunuza dikkat ederler, o nedenle sunarken coşabileceğiniz bir-iki işe imza atmış olmanız hayati derecede önemlidir. sağlam şirketlerde iş verenler, bazen sizin düşünemediğiniz ayrıntıları görür; misal, hımmm, tek başına erasmusla bir yabancı ülkeye gitmişsin. demek ki hem cesursun hem de ailen bir hayli açık görüşlü... abovv... tüm arkadaşlarınızın dalga geçtiği zkik bir kulüp çalışmasını anlattıktan sonra bir başka iş veren; hımmm, bir şeyler yapmak için çabalamışsın artı bu kadar çok yazdıysan demek ki araştırmayı biliyorsun...
sunum meselesi artı çaba... bunlar sihirli bir takım sözcükler mi, olabilir...
peki nasıl olacak?
düşün bacım, düşün!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar