bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü39
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- claudian clouds6
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- güllü muhallebi5
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek9
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- yahudi kıyafetleri3
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor13
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- fiziği güzel sözlük kızları52
- kadının en öpülesi yeri3
- koç burcu insanları8
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- kuran da namazın olmaması9
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- gül lokumu2
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- sabahın köründe işe giden ezik13
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler2
- aşerei mubeşşere4
- yay burcu5
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- tayyip istifa7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- kalp krizi3
- parka giyince kendini deniz gezmiş sanan tip2
- my name is buck4
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- kadın şoför5
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler2
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı2
- ellerim bos gonlum hos8
- lustral5
- tel avive atom bombası atmak8
- sümük fetişi6
- birini unutmak7
- yehova şahidi2
- bugün ne oldu2
- kalenin ardı mersin beklerim yarim gelsin2
- ayrı mutfakların insanları9
- hande ünsal2
- apo'ya villa vermek vs karının aldatmasına susmak2
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu7
- en iyi antidepresan2
nasıl anlatsam, nerden başlasam bilemiyorum. ben söylemesem de er ya da geç fark edeceksin bu yazıyı. içeriğinden belki üzüldüğümü düşüneceksin ama üzülme meleğim. ben hiç üzülmüyorum çünkü.
daha düne kadar ellerim ellerinin arasındaydı. o eşi bulunmaz güzellikteki gözlerine bakıyordum. en güzel kokulardan kat be kat daha güzel olan, o vazgeçemediğim, asla vazgeçmeyeceğim teninin kokusunu sana ait bi tişörtten, yanındayken giydiğim bi kazaktan değil de senin teninden duyuyordum. sana dokunabiliyordum. seni görebiliyordum.
şimdi ise yanımda değilsin. aslında yanımdasın da değilsin. kalbin kalbimin üstünde atıyor, bunu hissedebiliyorum. ama işte. gözlerini görmeden, ellerini tutmadan, seni koklamadan, sana dokunmadan geçen her an biraz daha öldürüyor, biraz daha güçlü kılıyor beni. nasıl bir tezat bu anlatamam sana. seni görmek isteyip de görememek, bu isteği telefonun ekranında, bilgisayar monitöründe ya da cüzdandaki bir fotoğrafta gidermeye çalışmak çok zor. sen de aynı durumdasın biliyorum. ama bu uzaklar bir yandan da daha çok inanmamı sağlıyor ikimize. bitmez, bitmeyecek bir sevgiyle, her gün artan, çoğalan bir sevgiyle seviyoruz biz birbirimizi.
neden bilmem, bu sefer buraya yazmak geldi içimden. hemen hemen her akşam sana yazdığım mektuplara değil de kucağıma düşüyor gözyaşlarım şimdi. ama mutsuzluktan değil. geleceğime senin sayende umutla bakıyorum. asla kaybetmek istemediğim sevgin var yüreğimin en derininde, kıyısında, köşesinde, etrafında, bütün hücrelerimde.
bilsen şu sözlüğün içine girip şu an olduğun yerde bir bilgisayardan çıkmayı, ya da elimdeki telefonu kullanıp yanına ışınlanabilmeyi ne kadar çok isterdim. her dakika gelişen teknolojinin 700 kilometreyi aşabilmek konusunda ne kadar çaresiz kaldığını görmek çok kızdırıyor beni.
neyse... biraz daha kalırsam daha fena olucam galiba. iyisi mi bilgisayarı kapatıp tişörtüne sarılayım ben.
senin dediğin, benim de her şeyimle inandığım gibi meleğim:
"üzülmeye gerek yok. her şey çok güzel olacak."
daha düne kadar ellerim ellerinin arasındaydı. o eşi bulunmaz güzellikteki gözlerine bakıyordum. en güzel kokulardan kat be kat daha güzel olan, o vazgeçemediğim, asla vazgeçmeyeceğim teninin kokusunu sana ait bi tişörtten, yanındayken giydiğim bi kazaktan değil de senin teninden duyuyordum. sana dokunabiliyordum. seni görebiliyordum.
şimdi ise yanımda değilsin. aslında yanımdasın da değilsin. kalbin kalbimin üstünde atıyor, bunu hissedebiliyorum. ama işte. gözlerini görmeden, ellerini tutmadan, seni koklamadan, sana dokunmadan geçen her an biraz daha öldürüyor, biraz daha güçlü kılıyor beni. nasıl bir tezat bu anlatamam sana. seni görmek isteyip de görememek, bu isteği telefonun ekranında, bilgisayar monitöründe ya da cüzdandaki bir fotoğrafta gidermeye çalışmak çok zor. sen de aynı durumdasın biliyorum. ama bu uzaklar bir yandan da daha çok inanmamı sağlıyor ikimize. bitmez, bitmeyecek bir sevgiyle, her gün artan, çoğalan bir sevgiyle seviyoruz biz birbirimizi.
neden bilmem, bu sefer buraya yazmak geldi içimden. hemen hemen her akşam sana yazdığım mektuplara değil de kucağıma düşüyor gözyaşlarım şimdi. ama mutsuzluktan değil. geleceğime senin sayende umutla bakıyorum. asla kaybetmek istemediğim sevgin var yüreğimin en derininde, kıyısında, köşesinde, etrafında, bütün hücrelerimde.
bilsen şu sözlüğün içine girip şu an olduğun yerde bir bilgisayardan çıkmayı, ya da elimdeki telefonu kullanıp yanına ışınlanabilmeyi ne kadar çok isterdim. her dakika gelişen teknolojinin 700 kilometreyi aşabilmek konusunda ne kadar çaresiz kaldığını görmek çok kızdırıyor beni.
neyse... biraz daha kalırsam daha fena olucam galiba. iyisi mi bilgisayarı kapatıp tişörtüne sarılayım ben.
senin dediğin, benim de her şeyimle inandığım gibi meleğim:
"üzülmeye gerek yok. her şey çok güzel olacak."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar