bugün

recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması

emperyal kuvvetler dünya savaşları sonrası bir sömürge metodu olarak açık işgalden gizli işgale geçmişlerdir. gizli işgal ülkenin kaynaklarının, şahsi çıkarlarını müstevilerin siyasi çıkarlarına tevdi etmiş olan yerli işbirlikçi ve beslemeler yoluyla ele geçirilip kontrol edilmek suretiyle gerçekleşir. bunun amacı açık işgalde emperyalistlere dönük halk nezdinde oluşabilecek milliyetçi tepkilerin yöneleceği hedefi görünmez kılmak pasifize yahut nötralize edebilmektir. şöyle düşünün türkiye açık bir işgale uğrasa ve işgal orduları tersaneleri, limanları, tank palet ve silah fabrikalarını, haberleşme ve ulaşım ağlarını ve kendi çıkarları için kontrol altında tutsa siyasal fikri ve ideolojisi farklı da olsa bir kesim milliyetçi ve yurtsever duygularla anti emperyalist bir çizgide bir araya gelebilecekken, bu el koyma ve kendi çıkarları için kullanma olgusu krediler ikili antlaşmalar yerli işbirlikçiler etki ajanları vs yollarla gizli olarak yapıldığında hem daha sürdürülebilir hem daha derinleştirilebilir hem de daha ucuz hale geliyor. üstelik hedef belirsizleşiyor yabancı güçlere karşı takınılacak tavır yerli işbirlikçiler ve bunların kontrolündeki aselsan gibi kurumlarla perdelendiği için takınılamaz hale geliyor. misal türkiye'de sol bir iktidar olsaydı ne ırak ne suriye ne libya müslüman kimliklerinden ötürü bu denli rahat işgal edilemezdi. bir ingiliz şirketi haline gelmiş katar türkiye'nin kilit noktalarına bu denli rahat sahip olamazdı. ama bir müslüman ülkenin başka bir müslüman ülkeyle yaptığı işbirliği şekline sokulan bir işgal kolu halk nezdinde çok rahat absorbe ve hazmedilebilir hale geliyor.
© copyright 2005 - 2026