bugün
- hangi ülke de doğmak isterdin10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek7
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- amedspor20
- 14 mart 20113
- evde kalmış 30 yaşında kız2
- ibo show orkestrası3
- herr domdom2
- yaran twitter iletileri3
- pazar akşamı entry sayısının düşmesi2
- futbol17
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- imranlı3
- anın görüntüsü26
- süper lig9
- çare ismail kartal2
- eyüpspor3
- o paraya mercedes bmw audi var5
- arabam nasıl arkadaşlar4
- müzik haram mıdır2
- 1 kasım 2026 amed eyüpspor maçı3
- avm tuvaleti2
- burhan bayar2
- antu forum dan yorumlar2
- 6 ocak 20122
- anne ve kızın ayaklarını öpüp havlayan adam3
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- doğum günü kutlamayan adam2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- gocu aslında influncer8
- 1 kasım3
- ese dezze8
- bik bik'in yaptığı yemekleri hizmetçinin yapması2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- fon skandalı halkı hepten çökertmek için yapıldı2
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı3
- dışarıda yemek yemek4
- türkiye11
- enag2
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
antik yunan ve roma döneminde heykeller, çıplak mermer/taş olarak bırakılmazdı.
heykeltıraş, mermeri yontardı ardından bir ressam heykeli tepeden tırnağa boyardı: ten rengi, gözbebekleri, saç telleri, yaldızlı zırhlar, cırtlak kırmızı pelerinler... heykelin üzerinde çıplak mermer neredeyse hiç bırakılmazdı. hatta bazı heykellerde insan derisi hissini vermek için mermerin üzerine kalın boya yerine yarı saydam renkli balmumu sürülür, geri kalan saç, göz, dudak, kıyafet ve zırh kısımları ise tamamen opak ve zıt renklerle boyanırdı. erkek heykellerinde güneşte yanmış, bronz veya koyu kiremit/kahverengi tonlarına boyanırdı. kadınların ten rengi olarak fildişi, açık pembe veya soluk ten rengine boyanırdı. saçları gözleri falan da boyanırdı.
bu boyalar organik olduğu için bin yılı falan göremeden eserlerden kendiliğinden silindi gitti ve bin yıl sonra geriye çıplak mermer kaldı.
1400'üncü yıllarda orta çağ bitip rönesans başladığında, dönemin rönesans sanatçıları ve italyanlar antik roma'yı keşfetmek için kazı çalışmalarına başladı ve toprağın altından bu heykelleri beyaz mermer olarak keşfettiler (boyaları gitmiş)
michelangelo, donatello gibi dönemin dev sanatçıları heykelleri bu halde gördüklerinde şu kanıya vardılar:
"antik yunanlar ve romalılar öyle asil, öyle kusursuz sanatçılarmış ki, biçimin saflığını boyayla kirletmeyip sadece taşın beyazlığıyla heykel yapmışlar!"
buna inandıkları için kendileri de heykellerini (örneğin michelangelo'nun ünlü davut heykeli) bilerek ve isteyerek tamamen saf beyaz mermerden yaptılar, asla boyamadılar. rönesans'taki "asil ve yüksek sanat tek renkli, saf beyazdan olur" anlayışı böyle doğdu.
asil sadelik teorisini buna dayandırarak tüm batı estetiğini yanlış anlaşılan bu beyazlık üzerine kurdular.
18. ve 19. yüzyılda ise, teknoloji gelişince bu heykellerin kıvrımlarında, kulak arkalarında, saç diplerinde ilkel optik mikroskoplarla mikroskobik boya kalıntıları bulmaya başladılar. heykellerin üzerinde kalan orijinal boya kalıntılarını da "antik sanatın saflığını bozuyor" diye arkeologlar ve müzeler tarafından fırçalarla kazınıp yok edildi.
ingiltere'deki british museum gibi dev kurumlar, parthenon mermerlerini sergilemeden önce üzerlerindeki orijinal boya kalıntılarını tel fırçalarla ve asitle kazıyıp heykelleri zorla beyazlattılar.
heykeltıraş, mermeri yontardı ardından bir ressam heykeli tepeden tırnağa boyardı: ten rengi, gözbebekleri, saç telleri, yaldızlı zırhlar, cırtlak kırmızı pelerinler... heykelin üzerinde çıplak mermer neredeyse hiç bırakılmazdı. hatta bazı heykellerde insan derisi hissini vermek için mermerin üzerine kalın boya yerine yarı saydam renkli balmumu sürülür, geri kalan saç, göz, dudak, kıyafet ve zırh kısımları ise tamamen opak ve zıt renklerle boyanırdı. erkek heykellerinde güneşte yanmış, bronz veya koyu kiremit/kahverengi tonlarına boyanırdı. kadınların ten rengi olarak fildişi, açık pembe veya soluk ten rengine boyanırdı. saçları gözleri falan da boyanırdı.
bu boyalar organik olduğu için bin yılı falan göremeden eserlerden kendiliğinden silindi gitti ve bin yıl sonra geriye çıplak mermer kaldı.
1400'üncü yıllarda orta çağ bitip rönesans başladığında, dönemin rönesans sanatçıları ve italyanlar antik roma'yı keşfetmek için kazı çalışmalarına başladı ve toprağın altından bu heykelleri beyaz mermer olarak keşfettiler (boyaları gitmiş)
michelangelo, donatello gibi dönemin dev sanatçıları heykelleri bu halde gördüklerinde şu kanıya vardılar:
"antik yunanlar ve romalılar öyle asil, öyle kusursuz sanatçılarmış ki, biçimin saflığını boyayla kirletmeyip sadece taşın beyazlığıyla heykel yapmışlar!"
buna inandıkları için kendileri de heykellerini (örneğin michelangelo'nun ünlü davut heykeli) bilerek ve isteyerek tamamen saf beyaz mermerden yaptılar, asla boyamadılar. rönesans'taki "asil ve yüksek sanat tek renkli, saf beyazdan olur" anlayışı böyle doğdu.
asil sadelik teorisini buna dayandırarak tüm batı estetiğini yanlış anlaşılan bu beyazlık üzerine kurdular.
18. ve 19. yüzyılda ise, teknoloji gelişince bu heykellerin kıvrımlarında, kulak arkalarında, saç diplerinde ilkel optik mikroskoplarla mikroskobik boya kalıntıları bulmaya başladılar. heykellerin üzerinde kalan orijinal boya kalıntılarını da "antik sanatın saflığını bozuyor" diye arkeologlar ve müzeler tarafından fırçalarla kazınıp yok edildi.
ingiltere'deki british museum gibi dev kurumlar, parthenon mermerlerini sergilemeden önce üzerlerindeki orijinal boya kalıntılarını tel fırçalarla ve asitle kazıyıp heykelleri zorla beyazlattılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar