bugün

woke

Wokeizm, demografik feminizasyonunun bir epi-fe-nomeni ve bunun siyasete yansımasıdır. Wokeizm, en basit anlatımıyla, güç pozisyonlarındaki kadınların bir araya geldiklerinde, gerekirse cansız bürokrasileri de kullanarak topluma dayatmaya çalıştıkları düşük güvene dayalı radyoaktif bir ekosistemdir.

Wokeizm'in biyolojiyle olan ilişkisi, Marksizm'in ekonomiyle olan ilişkisi gibidir. Marksizm bir kere içeri girdiğinde ekonomiyi nasıl yok ediyorsa, wokeizm de toplumu sosyolojik ve demografik açıdan yok eder. Wokeizmin, feminizmin ve genel olarak tüm progressive görüşlerin inanç yapısı açıkça yanlıştır. Bunu biyolojik bir temelde biliyorsunuz çünkü wokeizm, temel biyolojinizi derin bir düzeyde ihlal ediyor.

Wokeizm, temel olarak, yani Homo sapiens düzeyinde biyolojik olarak bağlı olduğunuz her şeye aykırıdır. Wokeizmin savaş açtığı temel varoluş ilkelerinizin ortadan kaldırılması, nihayetinde toplumu da yok edecektir.

Cinsiyetiniz ve cinsiyetinizin doğasında var olan ikilik; rekabet, hiyerarşi, mücadele, kabile, aile, çocuk yetiştirme, din, toprak ve wokeizmin ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye çalıştığı her şey varoluşunuzun temel yönleridir.

Wokeizm'in, onu dayatan büyükbaşlar tarafından bile ciddiye alındığını düşünmüyorum. Wokeizm, kişiselleştirilmemiş bürokratik sistem tarafından bir tür sadakat testi olarak uygulanır. Eğer yanlış olduğunu biyolojik düzeyde apaçık bildiğiniz; erkek ve kadının eşit ve aynı olduğu, iyi ve kötünün olmadığı ya da gerçeğin var olmadığı gibi safsatalara inanıyor ve bunu performatif bir şekilde sergiliyorsanız, sistem sizin terfi etmenize izin verir.

Feminize demokrasilerin en tipik özelliği olan bürokrasiler, sorumluluk ya da liderlik eksikliği nedeniyle kitle psikolojisiyle işler. Bu nedenle kitleler, her zaman olduğu gibi, düşük güvene dayalı sömürücü stratejiler uygulamak zorunda kalır. Böylece sistem bürokratik doğası gereği düzgün çalışması için halka karşı bir tür güç oyunu olarak tam sadakat talep etmek zorundadır. Tam da bu yüzden, jinofaşist woke rejimlerin hizmet ettiği ana demografik grup olan kadınlar için sistem “kocaları” hâline gelmiştir; kadınlar da onun uğruna ailelerini, hatta kendi çocuklarını terk eder.

Evlendiği adamın soyadını taşımayı reddederek, evliliği, çocuk sahibi olmayı ve evinin sorumluluğunu almayı bir erkeğin "özel mülkiyeti" altına girmek olarak gördüğünü açıkça dile getiren modern kadın, her nedense Wokeizm ismi altında yürütülen Kültürel Marksizm'in kendilerini ne hâle getirdiğinin farkında bile değil.

Son demlerini yaşadığımız günümüz blue pill düzeni, temelde ll. Dünya Savaşı’ndan sonra öne çıkan, devamında sosyolojik feminizasyonla çoğalan bir rejimdir ve artık çökmektedir.
© copyright 2005 - 2026