bugün

vapur

Sabah vapuruna bindim. Herkesin elinde telefon vardı. Bir çocuk martılara simit atıyordu. Martılar hâlâ telefon kullanmıyordu, neyse ki.

Karşıma genç bir kurye oturdu. Kaskını çıkarmış, gözlerini kapatmıştı. Telefonu elinde titreyip duruyordu. Bir mesaj geldi. Bakmadı.

istanbul'un bütün telaşı o çocuğun yüzündeydi.

Karaköy'de indim. Balıkçıların yanında iki kedi güneşleniyordu. insanların aceleyle geçtiği yerde kediler dünyanın hâlâ güzel olduğuna inanıyor gibiydiler.

Bir kahve söyledim. Yan masada yaşlı bir adam gazete okuyordu. Bir süre sonra gazeteyi kapattı ve denize baktı.

Ben de baktım.

Dünya değişmişti.

Deniz değişmemişti.

Belki insanın ihtiyacı olan şey de buydu zaten: Bir süre hiçbir yere yetişmemek, kimseye bir şey anlatmamak ve denize bakmak.

Sonra vapur düdüğü çaldı.

içimden, “iyi ki,” dedim.

Neye iyi ki dediğimi bilmiyordum.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026