bugün

türkiye de arabaya çok fazla anlam yüklenmesi

çok komik ama bir o kadar da hakikat bir durum ve tüm dünya için geçerli. lakin konuyu türkiye bazında incelemek isterim:

sen hangi ülkede, hangi sınıfta olursan ol; altına çektiğin en son model, en lüks, en pahalı seri üretim araçla sahte bir statü zirvesine oynadığını sanırsın. oysa o gürültülü gösteriş dünyasının çok ötesinde, sessiz ve meçhul bir ırk yaşar: ural ataman gibi istisnai insanlar. senin bir ömür fetişleştirdiğin, uğruna köle olduğun o mülkiyet ve güç illüzyonu; onun dünyasında sadece insanlık tarihinin, endüstriyel tasarımın ve estetiğin korunmaya değer birer sanat eseri ve zamansız birer hafıza nesnesidir.

sen paranın satın alabileceği en yüksek fiyat etiketine sahip olmakla övünürken; o, paranın ve zamanın çoktan ötesine geçmiş, sadece rafine bir dehanın ve vizyonun inşa edebileceği ulaşılmaz bir kültür mirasının efendisidir. dolayısıyla senin sokaktaki o gürültülü statün, onun müzesindeki tek bir arabanın asil sessizliği karşısında her zaman hükümsüz ve anlamsız kalmaya mahkumdur.

ural ataman
ural ataman klasik otomobil müzesi

be insan, mercedes'in ilk yaptığı araç sende ne arar?
© copyright 2005 - 2026