bugün

insan

kör bir kedinin güneşi hissetme çabasına ağlayanı da var, zikmezse ölecek hastalığından muzdarip olanı da. niye yaşıyorsun diyene yarının merakı diyen de var, dünün hatrı diyen de. elektrikli koyun düşlemekten acizi de var, hayal kurmazsa patetik bir patatesten farkının kalmayacağını düşünen de. iyisi var, kötüsü var. hepsinin de sebebi, bahanesi var. ben nadal'ınki gibi forehand'im yok diye onu kıskanıyorum, öbürü gelip "kafan ne güzel, deodorant mı içiyorsun?" diye bana soruyor. annem de hep "sen ne anlaşılmaz bi piçsin" dediği zaman, "şu an hitler'den hiçbir farkın yok biliyosun di mi" diyorum. sonra sessizce dağılıyoruz. telefonda oluyor bunlar. kimisi kaybolmuş bir dilden çeviri gibi kokuyor, kimisi nasıl koktuğunu bile bilmiyor. güzel güleni var, güzel söveni. kimi balık sevmez, kimi sudan denizkızı çıksa aşık olur, ayak fetişisti olduğuna aldırış etmeden. çok içeni var, içince susanı. çok susanı var, sözleri manas destanı. yolda görsen bakmazsın kimine, içini bilmezsin kaşı gözü bahane. bazısı da var bakınca böbreküstü bezlerin titrer, su gibi. içmeye başlasan dibindeki tortu feci. kafiye komik oluyor ve hoşuma gidiyor neredeyse. belki de çok içtim, yazasım var bu akşam hallice.

neyse işte sanço, en nihayetinde... insan dediğin değişik değişik. sana göre süt, bana göre çikolata durumu var o yüzden biraz. ve herkes kendince masum olduğu için kimse suçlu değil.

uzat şu rakıyı.
© copyright 2005 - 2026